Masthead header

Roman biçiminde yazılmış bir tarih: “Veba Geceleri” | Selva Trak Ulupınar

Orhan Pamuk’un geçtiğimiz günlerde Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “Veba Geceleri” adlı romanı, okura sunulduğu günden itibaren hakkında belki de en çok konuşulan kitaplardan biri oldu. Romanın giriş cümlesinin kısaca özetlediği gibi; “Bu hem tarihi bir roman hem de roman biçiminde yazılmış bir tarihtir.”

Gerek hepimizin gündemindeki salgın ve karantina şartlarını ele alması gerekse bir dönem romanı olması gibi çarpıcı özellikleriyle benim de merakla okuduğum bir kitap oldu “Veba Geceleri”. Ustalıkla düzenlenmiş kurguda salgın temasının Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemleri eşliğinde işlenmesi, Cumhuriyetin bu şartlar altında gelişi, en insani duygulardan ölüm korkusu ile aşkın harmanlanması, zengin kahraman kadrosu eseri benzersiz kılan unsurlardan birkaçı…

Romanı yazarken araştırma sürecinde derin bir tarih donanımına sahip olduğu anlaşılan yazarın, özellikle Kolağası Kâmil karakteriyle Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’e atıfta bulunduğu bölümler ilgi çekiyor. Atatürk gibi bir kişilikten esinlenerek bir roman kahramanı yaratmak ve bunda hem ölçülü hem başarılı olmak, Pamuk’un kurgu ve karakter oluşturmadaki yaratıcı zekâsının da bir ispatı olarak karşımıza çıkıyor.

Marmara Denizi’nde Kız Kulesi’nin hemen yakınlarındaki hayalî Minger Adası’nın ana mekân olarak seçilmesi, kurgunun Osmanlı İmparatorluğu’nun kalbi İstanbul’la ve saltanatla irtibatı açısından son derece isabetli bir tercih. 1901 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun 29. vilayeti olan Minger Adası’nda yaşanan veba salgınının ayrıntılarındaki tasvirler, karantinaya sadık kalmada güçlük çeken halkın ve bu durumun doktorlarla devlet yetkililerine yarattığı sıkıntının yansıtılmasındaki realite, romanın güncellik özelliğini öne çıkartıyor: “Acaba Minger gazetelerinde de salgın haberi çıksa daha iyi olmaz mı? Ahali telaşlanmalı, dükkân sahipleri ölüm korkusuna kapılmalı ki karantina yasakları başlayınca istekle uysunlar.”

Böylece okur, hem gerçek hem hayal olan mekânlar ve kişiler arasında gidip gelirken aynı zamanda tarihin kritik dönemleri arasında da dolaşıyor. Bu yönüyle okuyucuya günümüzde yaşanan salgın ve karantina çıkmazları hakkında bir karşılaştırma ve özeleştiri yapma imkânı da sunuluyor: “Karantina resmen duyurulduktan sonra ve sokağa çıkma yasağından önce Arkazlılar, şehrin derme çatma pazarlarına ve hâlâ kısa sürelerle açılan dükkânlarına hücum edip kalan son malları da yüksek fiyatlarla satın alıp evlerine taşıdılar.”

Pamuk’un karakteristik uzun cümleleri ve kendine özgü üslûbu eşliğinde realiteyi derinlemesine işleyişi, -tahminen günümüzün aceleci ve çabuk tüketen okur profiline uymayacak olsa da- edebiyatseverlerin ve kitap kurtlarının zevkle okuyacağı âşikâr bir eser olarak her zamanki gibi yerini şimdiden almış görünüyor.

Splendid Otel, Roma Dondurmacısı gibi pek çok mekân, okura sunulmuş birer kopya özelliği taşırken Minger Adası’nın Büyükada ile olan benzerliklerine rastlamak, okuyucunun hayal gücüne katkıda bulunuyor. Mekân tasvirlerindeki başarı, romanı bitirdiğinizde ada sokaklarında arkanızda bir salgının gölgesi olmadan dolaşacağınız günlerin özlemini hissettiriyor: “Misafirhanenin kaleye ve şehre bakan tek penceresine gidip güzel manzaraya, odanın içini mutluluk gibi dolduran denizin mavisine baktı.”

“Karantina” sözcüğü kapsamında “medenileşme” ve “modernleşme” kavramlarının yansıtılması, karantinaya, resmî kurallara ve kanun koyuculara uyum sağlamanın medenilikle eşdeğer olduğunun hissettirilmesi, bir yazarın saklı öğreticiliğinin sezdirme yoluyla gerçekleştiği nitelikli örneklerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Üstelik bir imparatorluğun küllerinden doğarak her konuda modern dünyaya ayak uydurmanın sancılarının yaşandığı bir olay örgüsünde tam yerini bulmuş kanımca “karantina”: “Eskiden Avrupa ile Osmanlı’yı iki yüz yıl ayıran medeniyet çizgisi de Tuna değil aslında vebadır!” derlerdi. Ama şimdi bu çizgi sayenizde tıpta ve karantinada ortadan kalkmıştır.”

Yaşadığımız çağda bir salgınla karşı karşıya olma konusunda ne kadar şanssızsak salgın temasını, çağdaşı olma şansına eriştiğimiz dünyaca ünlü bir yazarın kaleminden sıcağı sıcağına okuyabildiğimiz için de şanslıyız, diyerek avunmak da güzel şu günlerde…

Selva Trak Ulupınar – edebiyathaber.net (16 Nisan 2021)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r