Masthead header

Raftaki terapist: “Fark Et Düşün Hisset Yaşa” | Evren Kuçlu

“… Çoğu insan için yaşamın anlamsızlığı gelip geçici, anlık bir fikirdir.”

Hakan Türkçapar

İlk gençliğimden neredeyse otuz yaşıma kadar OKB’den (obsesif kompülsif bozukluk) mustarip biriydim. Okb ile geçen yılların ardından sıkıntı katlanılmaz olunca hepten umudumu yitirmiş olarak bir psikiyatrın kapısını çalmıştım. Doktor durumu çabucak kavrayıp bir reçete karalamıştı. Semptomları yok etmek için ilaca ilk günden dört elle sarılmıştım. Fakat hem psikolojik danışman olup hem de her gün belli dozda antidepresan almak, kabullenemeyip katlandığım bir şey olarak yıllarca sürdü. Dahası ilaç, hastalığımın şiddetini önemli ölçüde azaltsa da onu tam olarak ortadan kaldıramamıştı. Gene de Paxil’le birlikte günlük yaşamım neredeyse normale dönmeye başlamıştı. Bu normalleşmenin verdiği cesaretle giriştiğim ilacı kesme denemelerimin tamamında obsesyonlar hemen belirmiş, ben de Paxil’le isteksizce kurduğum birlikteliği sürdürmek zorunda kalmıştım. Bir süre sonra durumu tamamen kabullenmiştim; ömrümün sonuna kadar antidepresan kullanacaktım.

Prof. Dr. Hakan Türkçapar’ı tanımadan önce de psikoterapiyle uğraşıyordum ama benim sorunumu çözmeyen yöntemlerle danışanlarımın iyileşmesini beklemek hiç adil görünmüyordu gözüme. Tam o dönemlerde yakın çevremdeki meslek çalışanlarından Hakan Türkçapar ismini sıkça duyar olmuştum. İsmi, Türkiye’de psikoloji alanında ilerleyenler tarafından BDT’nin (Bilişsel Davranışçı Terapi) önünde anılıyordu.  Aldığı bu iltifatlara kayıtsız kalmayıp kendisini yakın takibe aldım. Ardından meslek çalışanlarına yönelik verdiği eğitimlerden birisine katılmaya karar verdim. Böylece Hakan Türkçapar’ı yakından tanıyacak, dünyada etkinliği kanıtlanmış bir terapi yöntemini Türkiye’deki en önemli temsilcisinden öğrenecek ve bilişsel davranışçı terapinin ben ve benim gibiler için bir ilaç olup olmayacağının kararını verecektim.

Eğitim başladıktan kısa bir süre sonra Hakan Türkçapar gözümde bilişsel davranışçı terapiyi netleştirmişti. Kendisi yönteme fazlasıyla hâkimdi. BDT’yle ilgili her soruya kesin bir cevabı vardı. Ben ve birçok kursiyer bu netlikten etkilenmiştik. Gene de bilişsel davranışçı yöntemini kendi hastalığım üzerinde test etmedikçe izlenimlerimin tek başına bir değeri yok gibiydi. Türkçapar’ın eğitimlerinden birinde yanımdaki kursiyer arkadaşa “eğer bu söyledikleri gerçekse, obsesyonumun bir süre sonra ortadan kalkması gerekiyor,” dediğimi hatırlıyorum. Böylelikle yaklaşık beş hafta boyunca (nispeten çilelli bir süreç) bilişsel davranışçı müdahaleleri Hakan Türkçapar’ın gıyabında, onun eğitim esnasında çerçevelediği şekilde uygulamaya başladım. Yöntemin etkisini net olarak görmek için bu süreçte ilacı sistematik olarak kestim. Sonuç inanılmazdı. Tam da anlatıldığı gibiydi. Bilişsel davranışçı yöntemler obsesyonumun icabına bakmıştı. Bugün bu satırları yazarken hastalığımın benim için sadece bir anı olarak kalmasını Hakan Türkçapar’a ve sınırlarını çok iyi kavrattığı bilişsel davranışçı yönteme borçluyum.

Bilişsel Davranışçı Terapiyi bir uygulama kılavuzuna dönüştürdüğü kitabı “Fark Et Düşün Hisset Yaşa” geçtiğimiz aylarda Epsilon Yayınları’ndan neşredildi. Türkçapar daha önce, daha çok psikoloji alanında çalışanlara BDT’nin tarifini yapan harika kitaplar ele almıştı. Ancak Türkiye’deki kişisel gelişim kitaplarının ekseriyetinin yoğunlaştırılmış birer motivasyon konuşmasından öteye gitmediğini göz önünde bulundurursak, Türkçede David Burns, Robert L. Leahy, Irwin D. Yalom gibi yetkin psikoterapistlerin daha çok okurlar için yazdıkları ‘iyileştirici’ kitapların örnekleri neredeyse yoktu.  Bu açıdan ele alındığında Fark Et Düşün Hisset Yaşa’nın ihtiyaç hâsıl olunca ortaya çıkmış bir kitap olduğu su götürmez.

“Fark Et Düşün Hisset Yaşa” kapağındaki alt başlıkta belirtildiği gibi, tam bir “kendi kendine psikoterapi rehberi”. Bir gün panik atak, okb, yaygın anksiyete bozukluğu, özgül fobi, depresyon vs. nedenlerle bir bilişsel terapistin kapısını çalacak olursanız sizi bekleyen süreci Hakan Türkçapar’ın hemen hemen bir kitaba sığdırdığını bilmenizde fayda var. Daha ilk sayfalardan başlayarak okuru bir danışan, kitabı da psikoterapi seansı olarak konumlandıran Türkçapar, son sayfaya kadar terapist ciddiyetini ve şevkatini elden bırakmıyor. BDT’nin temel unsurlarını tarif ederken bunun sonraki seansların inşası gibi düşünerek, belli bir sırayla ele alıyor. Kitabın ilk bölümünde, bizi hareket geçiren fizyolojik koşulları ve bu koşulların evrimsel dayanaklarını yan yana yazarak, kişisel gelişim kitapları sebebiyle psikoloji literatüründen umudu kesmiş okurlara sırtını rahatça yaslayacakları bir platform oluşturuyor. Düşünce ve duyguların kaprisleriyle geçen bir yaşamın kişi üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için düşünce, davranış ve duyguyu kendi sınırları içerisinde yeniden tanımlıyor:

“Düşünce kaynaklı duyguların soruna yol açmasının nedeni, duygunun kendisi değildir; o duygunun gerçeklikten kaynaklandığının zannedilmesidir. Âdeta refleks olarak, irdelenmeden, o duygunun çağrıştırdığı “duruma” dönük tepki verilmesidir.”

Bilişsel yanılgılarımızın gündelik yaşamda yarattığı sorunlardan tutun, etkisini küçümsediğimiz için ihmal ettiğimiz bazı gündelik davranışlarımıza kadar ezberlerimizin bize ruhsal açıdan faturasını bilimsel bir tutarlılıkla gösteren Türkçapar, gerçekliğimizi yeniden inşa etmemiz için neredeyse her sayfaya bir yön oku koyuyor. Bu yön oklarının birçok kişisel gelişim kitabından farkı ise,  o yön oklarına uyarak saptığınız neredeyse her yolda bir emniyet şeridinin olması.

BDT’nin depresyon tedavisinde antidepresanlardan daha etkili olduğu bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış durumda. Türkçapar bu “kendi kendine psikoterapi rehberi”nde depresyonu nedeni ve çözümüyle birlikte sunuyor. Bunu yaparken depresyon konusunda temel bazı varsayımları irdeleyerek, birçok insanın ezberini bilişsel terapinin temel bakış açısıyla yer değiştiriyor.

“Yalın bir şekilde depresyon, kişinin yaşamındaki olumlu ve ödüllendirici etkinliklerin azalmasından, olumsuz ve ödüllendirici olmayan etkinliklerinse artmasından oluşur. Depresyondaki kişinin amacı kendini kötü, üzgün hissetmemek olur ve bunu gerçekleştirmek için de birçok etkinlikten kaçınmaya çalışır. Bunun asıl sonucuysa kişinin yaşamının fakirleşmesi ve daha da mutsuzlaşması olur.”

Türkçapar, kitap boyunca okurları kendi kendilerine iyileşmeyi planlayan ve bu potansiyele sahip kişiler olarak gördüğü için bilişsel davranışçı terapistlerin seanslar süresince danışanlara doldurttuğu formları, planladıkları davranışsal egzersizleri ve buldurdukları doğru düşünme metotlarını kitaba almış. Terapist – danışan diyaloglarının da genişçe yer aldığı bölümler okurların edindikleri bilgileri pratiğe dökmeleri açısından oldukça zihin açıcı ve kullanışlı.

Genellikle 8-12 seans süren bilişsel davranışçı terapi süreçlerini hem anksiyete hem de depresyon tabloları açısından ele alan Türkçapar, kitabı bu 8-12 seanslık sürecin bir anlatımına dönüştürmüş. Okurlara kayıtsız kalamayacakları bir yaşam pratiği teklif ederken BDT’nin anayasasını ihlal etmemiş. Bu bağlamda, otonom sinir sisteminin iyileşmedeki rolünü açık seçik anlatan Türkçapar, okura insan anatomisini anlatırken terapötik sürecin unsurlarından mahrum bırakmamaya da özen göstermiş.

Eğer ruhsal bir rahatsızlıkla başınız dertteyse, elbette bir terapiste görünerek (işinin ehli bir bilişsel terapiste rastladığınızı varsayıyorum) kendiniz için daha kesin bir çözüm yolu bulabilirsiniz. Ancak imkânlarınız buna el vermiyorsa Fark Et Düşün Hisset Yaşa, ilk sayfasından son sayfasına kadar dikkatle okumanız halinde sizi iyileştirip taburcu edebilecek bir güce sahip. Raflardaki yerini aldığı günden beri danışanlarıma okumalarını salık veridiğim, etkisi tartışılmaz bir kitap. Aynı zamanda birçok psikoterapist açısından da bilişsel davranışçı terapiyi uygularken karşılaştığı bulanıklığı giderecek bir süpervizör görevi görecek yetkinlikte.

Sonuç olarak; doğru bildiğimiz yanlışların hayatımızda yol açtığı tahribatı gidermek için her satırını çizerek okuyabileceğiniz bir numene var karşımızda. Lakabını “Raftaki Terapist” koyduğum Fark Et Düşün Hisset Yaşa’nın özenle yazılmış talimatlarına uyarsanız Hakan Türkçapar’ın bulunduğunuz koltuğun karşısına geçeceğini görebilirsiniz.

Evren Kuçlu – edebiyathaber.net (14 Nisan 2020)

 

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r