Masthead header

Popüler olmak isteyen yazar adayına öneriler 4

• Popüler yazar olmak, “çok satmak” demektir. Halkın sevdiği, istediği, özlemini çektiği şeyleri yazmakla popüler olma isteği arasında herhangi bir ilişki yoktur. Popüler sözcüğü Türkçe sözlükte, “Halkın zevkine uygun, halk tarafından tutulan” diye tanımlanmış; hatta, sözcüğün anlamını sorduğunuz kişilerin tümü bu tanımda birleşmiş olsa da siz hesabınızı bunlara göre yapmayın. Halkın birtakım zayıf noktaları vardır. Bunları kendiniz de bulabilirsiniz; ama daha sonra ben de kulağınıza fısıldayabilirim. Aslolan o zayıf noktaları doğru saptamak, bunlara seslenecek kitaplar yazmaktır. Halk için bir şeyler yapmaya çalışmanın modası çoktan geçti. Herhalde bunun farkındasınızdır. Popüler olmanın yolu, halkın beğenisine seslenmekten değil, parasını sizin için harcamasını sağlamaktan geçer. Ne yapıp yapıp kitabınızı satın aldırmayı başarmalısınız. Şimdi söyleyeceğim şeyi hiç kimse size bu kadar açık bir biçimde söylemez. Siz bir tek şeyin, ne yazarsanız cebinizi daha çok dolduracağınızın hesabını yapın. Popüler olmak bu düşüncenin doğal sonucu, kendiliğinden büyüyen lezzetli meyvesidir. “Herkes kendi kapısının önünü süpürse bütün sokak temizlenmiş olur.” sözünü bilirsiniz. Bunun konumuzla ilgisi yok gibi görünüyor. Aslına bakarsanız gerçekten de konumuzla ne bir ilgisi ne de bir ilişkisi var. Ama olsun, isterseniz her şeyle her şey arasında ilişki kurabilirsiniz. Herkes kendi kazancını düşünürse ne olur? Şimdi siz kalkıp “Haksızlık olur, sömürü olur, hırsızlık olur.” gibi şeyler söyleyeceksiniz. Hayır efendim. Birilerinin ne kaybedeceğinden size ne? Olan şudur: Birileri, yani sizin gibi uyanıklar çok para kazanır; başka birileri, yani uyuyanlar, dünyadan habersiz olanlar, beş para etmez kitaplara dünyanın parasını ödeyerek bu safdilliklerinin cezasını çeker. Sorarım size, bu işten kazançlı çıkacak olan kimdir? Elbette siz! Daima siz!

• Hangi türde yazacağınız, popüler olma şansınızı belirlemek bakımından son derece önemlidir. Şiire heves etmenizi asla önermem. Herkes şiir yazar. “Şiir yaşları” dediğimiz dönemlerde ya da hiç beklemediği terk edilmeler yaşadığında, sevgilisini kendinden genç, kendinden yakışıklı / güzel başka birilerine kaptırdığında. Peki herkes şiir yazar da kim şiir okur? Kimse! Gördünüz mü? Şiir okunan değil, yazılan bir türdür. Kimse şiir kitabına para vermez; ille de şiir okumak istiyorsa, “kendin pişir, kendin ye” usulünce, oturur, okuyacağı şiiri kendisi yazar. Demek ki şiir, popüler olmak için uygun bir tür değildir. Öykü? Düşünmeyin bile. Öykü yazarak çok satmış, çok kazanmış, katlar almış, yatlarda sefa sürmüş kaç kişi biliyorsunuz? Yok, değil mi? Öyleyse öykü de uygun bir tür değildir. Deneme türü, aklınızın ucundan bile geçmesin. Sizin şimdiye kadar okuduğunuz üç kitaptan biriktirdikleriniz neler olabilir ki deneme yazmaya cesaret edebilesiniz? Mektup deseniz, evet, bir edebiyat türüdür; ama kimse kimseye mektup yazmazken, hatta belki de siz şimdiye kadar çok mesaj çekmiş, çok meyl göndermiş biri olduğunuz halde, postacının taşıdığı şu gerçek mektuplardan bir tane bile yazmamışken, mektup türünde eser vererek popüler olacağınızı sanma gafletine nasıl düşebilirsiniz? Anı, günlük falan yazsanız diyeceğim; ama hangi engin deneyimlerinizi yazıya dökmeyi düşünüyorsunuz ki? Kaç kızla yattığınız, kaç erkekle çıktığınız gibi konular aklınıza geliyorsa bunları bekletin. Pırlanta değerindeki bu konuları denemedir, mektuptur, anıdır, günlüktür öyle ıvır zıvır türlerde ziyan etmenize asla izin veremem. Onlardan nasıl yararlanacağınızı bundan sonraki maddede açıklayacağım. Böylece, bundan önceki maddede kulağınıza fısıldayacağımı vadettiğim zayıf noktalardan ilk ve en önemlisini söylemiş olacağım.

• Erotizm… Anahtar sözcük bu. Cinsellik konusunda yalnız aç bırakılmış değil, iştahı kabartılarak acıktırılmış bir toplum sizin bu konudaki deneyimlerinizi kâğıda dökmenizi merak ve heyecanla beklemektedir. Anlatılmaya değer bir şeyler yaşamadınızsa ne gam! Düş gücünüz böyle zamanlar içindir. Gerçekten popüler olmak istiyorsanız bunun en kestirme ve sonuca ulaşması garanti olan yolu bellidir: Erotik şeyler yazın. Bu alanda kendinizi frenlemenize hiç gerek yok. Pornoya kadar yolu var; hatta daha ileri giden yol varsa onu da deneyin, gidebildiğiniz yere kadar gidin. Cinsellik alanında sınır yoktur ve olamaz. Niye olsun? Melissa P.’nin dünya çapındaki ünü, erotik şeyler yazarak kazancınızı ve popülerliğinizi ne kadar artırabileceğinizi göstermeye yetmedi mi? Siz bir Melissa P. olamazsınız; ama pekâla Ahmet M. ya da Abdurrahman F. olabilirsiniz. Ahmet M. ya da Abdurrahman F. olsanız ve 500 beygir gücündeki Türk erkeğinin adını dünyaya duyursanız fena mı olur?

• Yazacağınız şey, tüketim toplumuna, tüketsin diye sunulmuş bir maldır. “Kitap” adını taşıyor olması, onu kutsal bir varlık gibi görmenizi gerektirmez. Kitabın kutsallığı tarihin derinliklerinde kalmıştır. Artık sadece din kitaplarına “kutsal” gözüyle bakıldığını unutmayın. Kitabın tahtına kimi oturtacağınız konusunda tereddüde kapılmanıza hiç gerek yok. Yanıt açık ve tektir. Elbette parayı oturtacaksınız. Kitap, saygı gösterilecek değil, satılacak bir şeydir. Yazacaklarınızı okumaya hazır bir kitle varsa siz niye bunu paraya dönüştürmenin yollarını aramayasınız? Hele her yazdığınızı övecek birilerini ayarlayabilirseniz yalnız edebiyat dünyasından değil, medya dünyasından da kimsecikler elinize su dökemez. Göstereceğiniz bütün çaba, kitabınızı satmak içindir; okuyanların kitapta bir şey bulup bulmaması sizi hiç mi hiç ilgilendirmez. Kaldı ki okuyan bir şey bulamamışsa bu, sizin değil onun sorunudur. Ya ne aradığını bilmiyor, boşu boşuna bir şeyler bulmaya çalışıyordur ya da sizin söylediklerinizle uyuşacak kıvama henüz gelmemiştir. Dişe dokunur bir şey bulma umudunu kitabın sonuna dek diri tuttuğu halde aradığını bulamadığı gibi, herhangi bir düşünce kırıntısı, bir güzel söyleyiş, hoşa giden bir anlatım bulamamış olanların kitabınızı çöpe atmasını hoş karşılamak zorundasınız. Bunda canınızı sıkacak, kendinizi üzecek bir durum yoktur. Sizin çalakalem (çalatuş) yazdığınız zırvaları insanların yaşamları boyunca saklamasını istemek, fazlasıyla bencil bir davranış olmaz mı? Değişen edebiyat ortamında artık kitaplar çöp bidonlarında bile kendilerine yer açmaya başladı. Bu duruma ahlanıp vahlanmaya kalkanlara sakın kulak asmayın. Kitabın “çöp” diye algılanmasına şiddetle karşı çıkacak olan bu “zevat” çağı yakalayamamış geri kafalılardan ibarettir. Çöp bidonlarında okunmuş / okunmamış, ortasından öfkeyle ikiye ayrılmış, küçük parçalar halinde yırtılıp havaya savrulmuş kitaplara rastlanıyor olması, kitabın yaşamımızın her alanına girdiğinin kanıtı sayılmaz mı? Bu bir gelişme değildir de nedir?

• Marketlerde çocuk bezlerinin, kadın bağlarının yanıbaşında kitaba yer verilmesini hoş karşılamayan birtakım örümcek kafalılara da aldırmayın. Sonuç olarak tümünün hammaddesi kâğıt olduğuna göre çocuk bezleriyle kadın bağları elbette kitabın yakın akrabası sayılmalıdır. Bu cümleden olarak kitabı yaygınlaştırmanın başka yollarının bulunmasında epeyce geç kalındığı da pek farkında olunmayan başka bir gerçektir. Marketlerden sonra şehrin merkezi yerlerinde bulunan umumi tuvaletlere kitap standları kurmak niçin şimdiye kadar kimsenin aklına gelmemiştir? Kitabı insanın ayağına götürmek hünerse başka yerlerine yaklaştırmak da önemli bir hizmet sayılmaz mı? Okullardan, evlerden, kıraathanelerden kovulan kitaba yeni mekânlar açmak bir toplumsal görev değil midir? Birçok kişinin tuvalette kitap okuma alışkanlığında olduğu gerçeğinin yanı sıra, son yıllarda birbirinin peşinden yayımlanan pek çok kitaba en çok yakışan mekânın tuvalet olduğu dikkate alındığında umumi tuvaletlerde kitap satışına başlanmasında çok geç kalındığı kolayca anlaşılabilir. Bu hizmeti gerçekleştirebilecek kişi ve kuruluşlarla en kısa zamanda temas sağlanmalı ve kitaplı tuvaletler hayata geçirilmelidir.

• Birtakım zırvalar yazıyorsunuz diye kendinizi hor görmeye kalkmayın. Siz benzersizsiniz. Türkiye’de doğmuş olmanın şanssızlığını, Türkiyeli bir Dostoyevski olduğunuzu düşünerek gidermeye çalışın. Egonuzu, bisiklet lastiğinden “tubeless” TIR lastiği yapacak kadar; yani şişirebildiğiniz kadar şişirin. Kendinize hayran olmanızın size büyük yararı olacak; buna karşılık kimseye bir zararı dokunmayacaktır. Bütün edebi hayranlıklar gibi, sizinki de okuduğuna hayran olmaktır. Kendi yazdıklarınızdan başka bir şey okumadığınıza göre, kendinizden başka kime hayran olacaktınız? Ayrıca unutmayın, siz kendinize hayran olmadıkça okurun size hayran olması söz konusu değildir. Sizin gibi olanlarla ortak olmayan tek noktanız yoktur; ama yine de siz farklı olduğunuza inanmalısınız ki okurlarınızı da inandırabilesiniz. Tümüyle size ait tek bir görüşünüz olmasa da özgün olduğunuza yeterince inanmazsanız kimseleri inandıramazsınız. Sabah yataktan kalktığınız andan, akşam yatıncaya kadar içinizden (gerektiğinde dışınızdan da) şu sözleri tekrarlamalısınız: “Ben tekim, biriciğim, eşim benzerim yok.” Göreceksiniz bu sözler birkaç ay içinde sihirli etkisini gösterecek; boyunuz uzamasa da başınız dikleşecek, omuzlarınız kalkacak; aşırı kasılmaktan arada çeşitli yerlerinize kramplar girse bile bel ağrılarınızdan ve kamburlaşma tehlikesinden tümüyle kurtulacaksınız.

Popüler olmak isteyen yazar adayına öneriler 1>>>

Popüler olmak isteyen yazar adayına öneriler 2>>>

Popüler olmak isteyen yazar adayına öneriler 3>>>

feyzahepcilingirler.com

31 Ağustos 2012

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r