Masthead header

Paris’in göklerinden uzanıp koparılan bir yıldız | Serkan Parlak

Edebiyatın birçok alanında nitelikli metinler üreten Feridun Andaç’ın deneme-anlatı türündeki son yapıtı Paris Bir Yalnızlıktır, Eksik Parça Yayınları etiketiyle okurla buluştu.

Andaç, dersler vermekte, süreli yayınlarda yazmakta, şu an “Arzen’de Zaman” üzerine çalışıp yolculuklar yapmakta, öteki deneme üçlemesi Montaigne/Italo Calvino/Elias Canetti kitaplarının yazımını sürdürmekte. Cumhuriyet Kitap Eki’nde yayımlanan söyleşisinde (Halil Gökhan, 2 Temmuz 2020) gittiği kentlerin çoğu hakkında yazdığını söylüyor Andaç ve arşivinde kitap boyutunda olanlardan neden öncelikle Paris’i seçtiğini şu cümlelerle açıklıyor: “Birçok kenti gezdim, hem içsel hem fiziksel. Paris’in önceliği şu: Kültürel anlamda beni besleyen bir birikimin simgesi kent/ülke: Fransız Devrimi, Victor Hugo, Pascal, Montaigne, Rousseau, Diderot, Balzac… Hangi birini sayayım. Ve unutmayın ki bunların her birine bizim için kapıları açan Cumhuriyet aydınlanmasıydı. Buna ‘hayranlık’ ötesi bir etkileşim, kültürel kan bağı kurmak diyebiliriz…” Paris Bir Yalnızlıktır Feridun Andaç’ın aşklar, kentler ve yazarlara değindiği öndeyişle açılıyor. Edebi belleğin izleriyle -Sartre,Camus,Stendhal,Balzac- birlikte Andaç’ın kurduğu dil/zaman çağında kentin kalbine doğru ilerlemeye başlıyoruz, değişik olanın peşinde sürükleniyoruz adeta. Bir kent gezgini olarak Andaç’ı cezbeden şey öncelikle Paris hakkında yüzyıllar boyunca oluşan söylem, atmosfer… Kente dair simgelerin varlığı eşliğinde gezdikçe gelişen keşif ve yeni şeyler öğrenme tutkusu yazarı harekete geçiriyor. Notre Dame Kilisesi, Seine Nehri, Louvre Müzesi, bulvarlar, resim galerileri, kafeler, kitabevleri, restoranlar, köprüler, banliyöler… Anlatının gövdesini yazarın defalarca gittiği kentin her mevsimini yaşarken hissettiklerini yazdığı on bir defterden oluşan günlükler oluşturuyor. “Günüme yansıyanları, çağrıştırdıklarını, beni alıp götürdüğü yerleri / düşleri/ düşünceleri yazıya döktüm,” diyor Andaç. Paris, bir yalnızlık, düş ve sorgulayışlar kentidir. Bir ulusun belleğini gösteren, koruma duygusunu sergileyen, kimliğini ele veren bir kent… Okurlar içerisinde yolu düşecekler için kendi Paris’lerini görmeleri için ikinci çoğul kişi anlatıcı kullanarak samimi bir dille incelikli önerilerde bulunuyor Andaç: Paris’le ilgili yığma bilgilere aldanmamak gerektiğini; bir söz, görüntü ya da insandan hareketle kenti gezebileceğimizi ve kendi haritamızı çizebileceğimizi samimiyetle belirtiyor. Paris’te yabancılık duygusunu aşmak orada yaşamakla mümkün, mekânlarda rutinlerin olması gerek, bağlılık ancak böyle mümkün çünkü Paris’i en iyi anlatan şey kafelerdeki küçük birer kişilik masa ve sandalyeler… Andaç’ın kitaba adını veren dizesinde belirttiği gibi Paris bir yalnızlıktır ama; asla umutsuzluklar, savruluşlar kenti değildir.

“Yolculuk yaptıkça, yola düştükçe yazmanın zamanından geçerek kentlerin zamanına dönmenin, yazıda yolculuklara çıkarak geçen kent zamanına tanıklık etmenin sürekli yolcusu olacağım sevgili okur.”

Andaç’ın yolculuk-kent kitapları dizisinin yenilerini merakla bekliyoruz.  

Serkan Parlak – edebiyathaber.net (16 Ekim 2020)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r