Masthead header

“Öyleyse Kimler Sosyopat?” | Öyküm Deniz

Özelliklerini kendime uygun bulduğum elektronik bir eşya aldığımı düşünüyorum. Eve geldiğimde önce kutusundan çıkarıyor daha sonrasında şöyle bir inceliyorum sanki bir yerinde hata olsa dışarıdan bakınca görecekmişim gibi. Kullanma kılavuzu kutunun bir yerlerinde sıkışmış olarak beni bekliyor. İşime gelenini okuyorum ve kenara koyuyorum. O kılavuz da kutuyla birlikte atılır mutlaka sonra. İnsan kelimesi de bana artık böyle bir his uyandırıyor. Bizi alıp dünyaya koymuşlar ve kimse kılavuzumu okuyarak çalıştırmamış bizi. Kullanıldıkça buluyoruz kusurlarımızı, eksikliklerimizi ya da bozukluklarımızı.

“Bir Sosyopatın İtirafları” kitabı 2014 yılında Say Yayınları’ndan ilk baskısını yapmış. Yazarı M.E. Thomas adının gizli tutulmasını isteyen bir sosyopat. Kitabın girişinde bu sosyopat yazarın psikolojik değerlendirme alıntısında bilimsel açıdan yapılan testlerle varılan sonuç ayrıntılı bir şekilde veriliyor. Daha sonrasında M.E. Thomas havuzunda gördüğü sıçanı nasıl öldürme isteğiyle birkaç kez havuzun derinliklerine daldırdığını anlatmaya başlıyor. Öldürmeyi başaramayınca evinden uzaklaşıp ölmesi için zorladığı hayvanı tek başına ölmesi için havuzunda yalnız bırakıyor. Başlarda kitabın oldukça sert geçeceğini sanıyordum. Fakat M.E. Thomas o kadar içtenlikle kendi sosyopatik özelliklerini keşfettiğini ve bunu kesinleştirmek için gittiği psikolojik tedaviyi anlatıyor ki iletişimin ne derece değerli olduğunu bir kez daha anlıyorum. Her şey anlayışlı bir iletişim üzerine kurulunca, sosyopat bir yazar normal insanları kendisinden ayrıştırmadan anlatınca ve bunu bütün kategoriler üzerinden değerlendirdiğinde onunla bir dünyada baş başa yaşayabileceğimi kabullenebiliyorum. Halbuki sosyopat deyince hepimizin aklına seri katiller gelmemiş miydi?

“Son değerlendirmelere göre nüfusun yüzde bir ila dördü ya da her yirmi beş kişiden biri sosyopatmış; bu, iştahsızlık ya da otizm hastalığı olanların yüzdesinden daha yüksek.” diyen M.E. Thomas sosyopat kelimesini “vicdani bozukluk” olarak tanımlıyor. Herkesin duygusal olarak hareket edebileceği bir olayda duygularını kullanmayı reddedip kendisi için önemli olacak şekilde değerlendirdiğini söylüyor. Bu durum aşk hayatını da bir işi yapma şevkini de etkilemiş oluyor elbette. Aşk hayatı duygulara inanmadığı için isteksiz ve monoton geçiyor. İlişki sosyopatlar için yalnızca ilgi görmenin kolay yolu. İş yapmak da çocuk işi çünkü sosyopatların diğer insanlara kıyasla oldukça zeki olduğu bilimsel olarak açıklanmış durumda.

Sürekli babasından şiddet gören, ilgisiz ama ilginin kurbanı bir annenin çocuğu olduğunu anlatan M.E. Thomas ayrıca beş çocuğun da ortancası. Zamanında en sevdiği kardeşi olan Jim ile parkta oynarken ailesinin kendilerini nasıl unutup eve döndüklerini anlatıyor. Sevgi ile yetişmemiş, dünyadaki ilk altı ayı dokunulmadan yaşamış bir bebek misali bu hayatta yalnız bırakıldığını bu yüzden de hayatta kalmanın kendisine bağlı olduğunu kabullendiğini anlatıyor. “Sevginin son derece güvenilmez olduğunu öğrettiler bana, dolayısıyla sevgiye asla güvenmedim.”

Sosyopat kelimesini duyan herkesin aklına öncelikle seri katillerin geldiği değişmez bir gerçek olarak görülebilir. Hatta psikiyatristler bile yapılan araştırmalarda seri katilleri kullanarak testler uygulamışlardır. Fakat bunun en büyük sebebi bir psikiyatristin açıklamasına göre seri katillerin daha açık cevaplarda bulunması ve iletişimin kolay olduğundan kaynaklanmaktadır. M.E. Thomas bu algıyı değiştirecek bir açıklamada bulunur. “Dr. Robert Hare, sosyopatların kişisel özellikleri ile yüksek mevkidekilerde bulunanlardan beklenilenlerin birbirine çok benzemesi yüzünden bir sosyopatın kapıcılıktan ziyade bir şirketin üst kademelerinde görev almasının çok daha büyük bir olasılık olduğu kanısında.” İşte sosyopatlık bu derece içimizden bir rahatsızlık olarak kabul edilmelidir M.E. Thomas’a göre. Bazı belirtileri göstermeyebilir ya da daha az kendini belli edebilir fakat bu o kişinin sosyopat özelliklerine sahip olduğu gerçeğini değiştirmez. Bu yüzden M.E. Thomas yanımızdaki kişiye dikkat etmemiz ve bulunduğumuz ortamda en az bir kişinin sosyopat olabileceği konusunda okurlarını uyarır. Bununla birlikte M.E. Thomas filmlerde ve kitaplarda karşımıza çıkan karakterlerden bazılarının sosyopat özelliklerini taşıdığını da söyler. Örneğin; John Steinbeck’in Cennetin Doğusu kitabındaki Cathy karakteri sosyopat özellikleri taşıyan bir canavardır.  

Bir Sosyopatın İtirafları, bir sosyopata “Önce adını merak ettim sonra yüzünü. Ama seni ruhunla tanıyınca hiçbirinin önemi kalmadı. Artık seni duyuyorum aklımla değil hem de kalbimle.” diye mesaj atma cesareti edinebildiğim bir kitap oldu. Vicdanı kırıksa ne olmuş, kırıldıkları yerden çiçek açarlar düşüncesini yeşerttim. Anlaşılmak sadece bir kelime değil koca bir kitapmış.

edebiyathaber.net (31 Ekim 2022)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r