Masthead header

Öykü: Yok, geçti | Tuba Susoy

Geç otur şöyle.

Bize iki çay, biri açık olsun. Ağzım kurudu valla.

Üşüdün mü? İstersen içerde oturalım, gerçi burası daha havadar.

Bak güzel gözlüm, üzmeyelim birbirimizi artık. Ellerim kırılsın, affet. Sen de laf dinle biraz ama.  

Ne istersen ben sana alırım diyorum. Almıyor muyum? Burnunun dikine gidiyorsun sürekli.

Niye ha, niye!

Bazen diyorum, acaba bilerek mi beni kudurtuyor, zevk mi alıyor bundan?

Nasıl seviyorum seni oysa, köpek gibi. Anlıyor musun?

Evde çocuklarla akşama kadar tek başına bunalıyorsun, biliyorum. Haklısın bir yerde. Ama azıcık sabret. Bu ara işler yoğun. Gecem gündüzüm karıştı birbirine. Bir düzene girsin işler, her akşam çıkaracağım seni.

Ah ulan, nasıl güzel kadınsın. Saçların memelerini örter de, bir savurdun mu arkaya doğru, kalçalarına kadar… Yaklaş biraz. Kıskanıyorum. Suç mu? Düşüncesi bile çıldırtıyor.

Çok seviyorum lan seni. Ama dışarısı fena. Dışarısı bildiğin gibi değil. Herkes aç!

Hah, tam da sırasıydı. Nerden çıktı şimdi bu? Önüne bak da görmesin bizi.

Neyse, gitti. Geçende yolda karşılaştık, para yetmiyormuş, oğlan da göndermiyormuş, bir sürü hikaye. Kiraya zam yapacakmış, haberim olsunmuş. İyi valla, sanki parayı sokaktan topluyoruz. Seneye yapsan olmaz mı dedim. Yok, bekleyemezmiş. İlaçları çok pahalıymış. Turp gibi maşallah! Hep o  babamın yüzünden. Yaptırmadı üst katı. Sen de beraber oturmam dedin. Ben n’aptım, hiç ikilettim mi seni? İkiletmedim. Hemen ayrı ev tuttum.

Az kaldı az, kendi evimiz de olacak inşallah. Sırf siz iyi olun diye çekiyorum bunca ağız kokusunu.

İnşaatta bütün işçilerin sorumluluğu bende. Kaytaran mı var, biri düşüp bir yerini mi sakatladı, benden soruyorlar. Geçen papaz olduk patronla. İş yetişmiyormuş, bu ay sonuna bitmesi lazımmış, söz vermiş. Ölen işçiye çok para ödenmiş, ayakta uyuyormuşum, gözümü açmalıymışım. Ağzına tükürdüğüm! Aldığımız para da para olsa hani.

Nasıl, güzel bir yer değil mi? İşler rahatlayınca sık sık geliriz böyle yerlere. Hem çocuklar da büyüyor. Her şey daha güzel olacak. Tatile bile götürürüm sizi. Gireriz bir otele, oh, keyif… Bize iki çay daha, biri açık.

Bazen, öyle bir bakıyorsun ki bana, başka biri oluyorum o vakit. Nevrim dönüyor, elim ayağım titriyor. Sabah olup da seni o halde görünce, yüzün gözün şiş, bunu ben mi yaptım diyorum. Sokağa zor atıyorum kendimi. Yol boyu ağlıyorum. Nasıl kıyabiliyorsun bu kadına, diyorum. Kafama kafama vuruyorum, affet. Alkol de almayacağım, söz.

Çok acıyor mu?

“ Yok, geçti.”

edebiyathaber.net (27 Nisan 2021)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r