Masthead header

“Ortak Roman”ın dördüncü bölümü yayında!

Sizi, sitemiz yazarlarından Hasan Saraç ile birlikte “Ortak Roman” yazmaya çağırıyoruz!

Bizzat katkıda bulunabileceğiniz “Ortak Roman” adlı projemizin dördüncü bölümünü sizlerle paylaşıyoruz:

  • Bölümlerini pdf formatında okuyabileceğiniz romanın, kurgusunu geliştirip akışına yön verecek yorum ve önerilerde bulunma şansına sahip olacaksınız.
  • Yayınlanan her bölümün ardından, bir sonraki bölüme yönelik 100 kelimeyi aşmayan önerilerinizi yazarla paylaşabileceksiniz.
  • Değerli katkılarınızla şekillenerek ilerleyen bölümleri her hafta pazartesi ve perşembe günleri yayınlanacak olan psikolojik gerilim türündeki romanın 2012 sonunda tamamlanmasını hedefliyoruz.
  • Projenin belirlenen sürede tamamlanabilmesi için, önerilerinizi her bir bölümün yayınlanmasını izleyen 3 gün içerisinde yorum bölümüne iletmenizi önemle rica ediyoruz.
  • Yazar, okurlarla ayrı ayrı yazışacaktır. Bu nedenle lütfen e-posta adreslerinizi doğru olarak bildirin ve bu adreslerin sadece Hasan Saraç tarafından görülebileceğinden emin olun.
  • Projenin bitiminde İstanbul ve Ankara’da düzenlenecek birer toplantıda, sürece katkıda bulunmuş olan siz değerli okurlarımızla buluşacak, yazarımız ve Edebiyat Haber ekibi ile birlikte projeyi tartışacak, sorularınızı yanıtlayacağız.
  • Oluşumuna katkıda bulunduğunuz eserin basılması halinde ise, kitabın teşekkür bölümünde isimleriniz anılacak ve Edebiyat Haber yönetimi tarafından gönderilecek imzalı birer kitaba sahip olacaksınız.

Önceki bölümleri okumak için buraya tıklayabilirsiniz>>>

5. bölümün biçimlenmesine katkıda bulunmak için yorum ve önerilerinizi aşağıdaki “yorum” bölümüne yazmanızı rica ediyoruz.

edebiyathaber.net (22 Kasım 2012)

  • Feride Güllü - 22/11/2012 - 17:47

    Öncelikle çok güzel bir bölüm olmuş diğerlerine rağmen bilmiyorum biraz daha heyecanlandırdı beni, yalnız sürekli betimlemeler var kısa öz betimlemelerle bence daha iyi bir canlandırma olabilir. 5.bölümde kesinlikle prof.Moretti ile görüşmeli. genelde yorumlarımı kurgudan devam ederek yapıyordum. ama bu sefer bi eleştiri ve fikir açısından yapmak istedim.
    Prof.Moretti ona çok önem versin. Bu önem karşısında Erol şaşırsın. Henüz kendini bilmeyen sadece adını bilen Erol, Google’da kendini aratmadığı için pişman olsun. 5.bölümde tamamen Erol ile Prof. Moretti’nin konuşmaları ve Erol’un kendini biraz daha tanıması ön planda olabilir..cevaplakapat

  • rosetta - 22/11/2012 - 18:17

    Bahce kapısına doğru ilerlerken birden arabayı durdurup
    geri döndü – eski yerine park etti !
    Kendisi hakkında hicbirşey bilmeden bu görüşmeyi
    yapamıyacağını farketti …
    Zaten bu duruma düştüğünü hiç kimse anlamasın istiyordu !cevaplakapat

  • Gizem Sakallı - 22/11/2012 - 21:36

    İlk dört bölüme hayran kaldım kesinlikle.Betimlemeden çok biraz daha olayın akışı içinde kendini farketmesi güzel olabilir.Prof.Moretti ile neden röportaja gidiyor? Kendisi bir gazeteci mi akademisyen mi bir psikolog mu? Arabaya bindiğinde arabayı kiraladığı yerden aldığı fişi bulsun,bahçede gördüğü adam ona selam versin ya da hatrını sorsun. Moretti ile görüşmeye gittiğinde Moretti onu çok hoş karşılaşın, elinde Erol’un mesleğine dair bir kartvizit birşey bulunsun.Konuşmayı soru işaretleri ile zar zor bitirsin ama Moretti onu o kadar sevsin ki kendi evine yemeğe davet etsin.Moretti evli olsun. Türkiye’den gelen bir telefon bir kadından gelen bir telefon,aşık olduğu kadından ya da bu duruma gelmesine sebep olan da olabilir. İşler biraz daha karışmalı bence.cevaplakapat

  • Erte Oyar - 23/11/2012 - 00:04

    Bir eleştiri: Roman neden yurt dışında geçiyor. Bilmediğim bir dünyayı nasıl anlatabilirim. İnsan her yerde insandır. Özenti etkisi yaptı üzerimde.Ama gösterilen çabaya saygı duyuyorum.
    ——-
    Birbirlerini severek evlenmişler ama bir süre sonra aralarında anlaşmazlık başlamıştır. Ahmet, öykü yazmaktadır. Aslında yazamamaktadır. Bu yüzden bunalmaktadır. Bir özel işte muhasebe yapar. Kısa sürede evliliğin büyük bir hata olduğunu anlamış ama ayrılmayı göze alamamıştır. İkisi de mutlu değildir. Ne kendilerini çözebilirler, ne de aralarındaki anlaşmazlığı. Gençtir ikisi de. Durumu kavrayamazlar. Birbirlerini artık sevmediklerini düşünmeye başlarlar. Cinsel olarak da uzaklaşmışlardır.
    Ama bu olay, İnci’yi sarsar. Ahmet çocuğu gibi sokulmuş, belli ki İnci’den sevgi beklemektedir. Nedendir bütün bu terslikler. Bu üzüntüler. Kocasına duyduğu öfke, acımaya dönüşmeye başlamıştır. Şaşkındır. Ne yapmalıdır şimdi.cevaplakapat

  • Guven Demir - 23/11/2012 - 02:46

    Adoni Maria’ yi hatirlamiyor ama,Maria Adoni’yi daha onceden taniyor olsa gerek;yakin ve yardimsever tavirlarindan bunu cikarabiliriz.Maria’nin suphelenmesi ve merak etmesi icin bir cok neden yasandi son saatlerde…Adoni gece saat 03:30 gibi otele giris yapmis ve Maria’da 03:00’da nobetini devralmisti.Maria 12 saat calisiyor ve gun itabariyle saat 17:00 da nobetini diger calisana devredecek.Adoni’nin hareketinden sonra Maria,kisa bir teretdut yasamasina ragmen,yedek kapiacma kartini almasi ile kendisini Adoni’nin kaldigi oda’da buluverdi.Daginik bir yatak,banyo havlusu,komodin uzerinde bir kitap(BIR GERILLA’NIN GUNLUGU/AYSEL),bir kol saati,kursun kalem,kapisi acik gardolap,bir-iki parca elbise,az once actigi kasa(hala acik)ve icindekiler…(Adoni hicbirsey almamisti)”ne cok para,ne az elbise”diye dusundu.”Cantasi,evet bir el cantasi vardi”diyerek etrafina bakindi,goremedi,egilip yatagin altina bakti;fermuari acik cantayi kendine dogru cekti,bir fotograf albumu ve cok sayida Adoni tarafindan Aysel’e yazilip gonderilmemis mektuplar ve kartlar’la karsi karsiya kalan Maria,ne yapacagini sasirdi.Yaptigindan cok utaniyordu.Tam cantayi geri itip kalkacakken,yerdeki cami kirik (ama sadece cami kirik)telefon calmaya basladi;utancina bir de korku ve panik eklenen Maria,bir nefesde kendini oda’dan disari atti.Oysaki arayan,Prof.Moretti idi.Adoni randevusuna gitmemisti(!?)cevaplakapat

  • Doğancan BEDİR - 23/11/2012 - 10:40

    Erol Adoni’nin hafıza kaybının nedeni “Anterograd amnezi”dir. Bu hastalık kısa sürelidir. Bir olay yaşanır yada alkol alır. Ve o olaydan sonrasını hatırlamaz. Yani Erol otele gelir röportaj için ve İtalya’ya gelmeden evvel ise biriyle olaylar yaşar. Sonra otelin barında içki içer ve gece odasına çıkar. O tartıştığı kişiye telefon eder ve çok sinirlenir, telefonu fırlatır. Burada da telefonun neden parçalanmış olduğunu görüyoruz. Hem o sinir, hem yaşadığı ruh bunalımları ve içkinin neden olduğu travma neredeyse 48 saatlik bir hafıza kaybına neden olur. Tüm bunları ise Profesörle yaptığı konuşma sırasında saçmalamasının ardından Erol’un tüm her şeyi anlatmasından sonra profesörün söylemesiyle öğrenir. Ve prof. orada kısa bir tedavi uygular, ardından o akşam yaşadığı olaylar Erol’un beyninde canlanır. Bir sonraki mesajımda olay örgüsünü yazacağım.cevaplakapat

  • Doğancan BEDİR - 23/11/2012 - 11:02

    Ne yapacağını hiç bilmiyordu Erol. Bir lise öğrencisinin ödevi araştırır gibi araştırmıştı Profesörün hayatını, eserlerini. Oysa beyni kendisiyle oynamasa nede güzel bir iş çıkartacaktı. Belkide babasının tüm karşı çıkmalarına rağmen bu zafer onu hep arkasında yer alan annesine verilmiş bir ödül olacaktı. Ama röportajdan sonra babasına hak verecekti. Bunu istemiyordu!
    Navigasyon cihazı onu doğru yere getirmişti. Profesörün özel mülküydü burası. İmrendiği bir insanın evine girecekti az sonra. Saat 16:49’du. Daha on bir dakika vardı. Arabanın içinde biraz oturmak istedi. Sakinleşmesi lazımdı. Yoksa işler iyice sarpa saracaktı.
    Birkaç dakika sonra daha fazla dayanamayıp eve doğru gitti. Zile bastı ve kapıyı açan Profesörün yardımcısıydı. Güzel, alımlı bir kadındı. Hafızası yine oyun mu ediyordu yoksa gerçekten bu kadını daha önce görmüş müydü? Bunlar zihnini meşgul ederken arkadan Profesör geldi. “Buyurun buyurun Adoni Bey, hoş geldiniz, tam zamanında!” Aslında daha soğuk birini bekliyordu, böyle sıcak karşılamayla biraz sakinleşmişti Erol. “Hoşbuldum” diyebildi sadece. Profesörün odasına çıktılar ve Erol heyecandan titriyordu. Profesör ne içeceğini sordu. İçilen kahvelerin ardından Erol söze girmeye çalıştı. Ama sürekli kelimeleri yineliyor ve kekelemeye başlıyordu. Profesör ise ne olup bittiğini anlamaya çalışıyor, yılların verdiği deneyimle Erol Adoni’yi çözümlemeye çalışıyordu. Sonunda profesör dayanamadı ve “neyiniz var Adoni?” dedi. Erol artık dayanamadı ve “bilmiyorum sayın profesör, son iki günümü hatırlamıyorum. Buraya niçin geldiğimi size yolladığım mektuptan anladım. Ve nasıl geldim, o otele nasıl yerleştim bilmiyorum. Hatta ben kimim onu bile bilmiyorum. Profesör hiç duraksamadan “Anterograd amnezi” dedi. Kısa süreli bellek yitimi. “İçki içer misiniz yada son günlerde travma yaşadınız mı?” “İçki içerim ama çok değil, son günlerimi ah bir hatırlasam ne yaşadığımı bir bilsem!” Bunları söylerken Adoni yüzünü buruşturdu ve içeri giren Profesörün yardımcısını görmedi. Erol yere bakıyordu, hafıza çöplüğünü eşeliyor, belki bir şeyler çıkar diye umuyordu. Aynı zamanda da Anterograd amnezi nedir diye düşünüyordu. “Bizi biraz yalnız bırak Adreana” dedi profesör. Adreana ise kapıyı kapatıp çıkmıştı odadan. Şimdi röportajı bir kenara bırakalım Adoni, zaten yapacak halinizde yok. İsterseniz size yardımcı olayım. Ne dersiniz?” “Evet, yapacak halim yok.” “O halde en son hatırladığınız şeyi söyleyin bana, buraya gelmeden evvel?” “Gazete binasındaydım. Ama ne yaptığımı inanın hatırlamıyorum. Sanırım telefonla konuşuyordum.” “Peki kim olduğuna dair bir fikriniz var mı?” “Gün içinde telefonu çok kullanıyorum. Bir fikrim yok.” “Peki eşiniz nasıl? O nerede şu an?” Erol’un kaşları birden çatıldı. Evet bir karısı vardı. Evliydi. Ve profesörün yardımcısı karısına çok benziyordu. Karısı bir Türk’tü. Ve sorunlu bir ilişkisi vardı. Boşanmaya yakındılar.

    Bundan sonra Erol avukatıyla konuştuğunu hatırlasın. Bir kaç terapiden sonra ise otele gelişini, karısıyla konuşmasını, içki içişini, telefonu fırlatışını hatırlasın.cevaplakapat

  • rosetta - 23/11/2012 - 16:41

    Geçmiş günlerimi ve yaşantımı hatırlamadığıma göre
    mantıken buna bir açıklama bulmam gerekir dedi içinden !
    Madem şu anda aklım başımda – acaba ben bu insan kalıbı
    içine yerleştirilmiş bir robot veya hayali bir varlık mıyım
    diye şüpheye düştü !…Bir büyük güç adına araştırma
    yapmak için mi yaratıldım – ve beynime yerleştirilmiş
    bir çip yardımıyla mı hareket ediyorum ….
    Dr. Moretti beni ve yaptıklarımı kontrol etmek için mi
    beni davet etti ?…cevaplakapat

  • rosetta - 23/11/2012 - 16:50

    Ailem yok mu ?
    Çoluğum çocuğum – köpeğim yok mu ?
    İnsanın bunları unutması mümkün mü ?
    Beni aşırı derecede sarsıp hafızamı kaybetmeme
    sebep olan olay ne olabilir ?
    uluslararası bir örgüt tarafından takip edildiğimi
    fark etmiş ve panik -atak geçirmiş olabilir miyim ?…
    Bir türlü mantıklı bir cevap bulamamak da beni deli
    ediyor ….cevaplakapat

  • Aysun Aksel - 23/11/2012 - 17:04

    Cok doluydu bir bosluga karsi.Arabayi kullanirken de, zihninden gecen hizli düsüncelere engel olamiyordu..Fiziksel dünyasindaki kimligini biliyordu aslinda…cok iyi bir egitim almis,güzel bir karier sahibi olmustu..fiziksel dünyada saygi gören herseye sahipti..Icimdeki “ben” dedi..ter icinde kaldi bir anda..rüyasi geldi aklina, bir türlü temizlenmek bilmeden makinada dönen kirli camasirlar..ve irkildi, navigasyondan cikan o mekanik ses programlanan yere geldigini söylüyordu..bir an Google`dan edindigi bilgileri yokladi belleginde..sonra kendisini nasil olup da dingin bir insan olarak gösterebileceginin korkusu icinde indi park ettigi arabadan..cevaplakapat

  • Funda Turper - 23/11/2012 - 17:48

    Bana biraz yavaş gidiyor gibi geldi. Malum hızlı bir çağda yaşıyoruz…
    Dördüncü bölümde ilk üçten farklı bir şeyler bekliyordum elim böğrümde kaldı, hala aynı noktadayız. Gerçi birlikte yazınca herlkesin önerisini dikkate almak bunu yaratıyor olabilir. ??
    Elimizdeki bölümlerden bunun klasik bir “hafıza kaybı” olmadığını anlıyoruz, ama, daha vurgulu bir şeylere ihtiyaç var: Mesela bir kadın görür ona yönelik “müthiş bir aşk duygusu” sarar… Duyguları anımsayıp basit gerçekleri anımsayamama halini çok dramatik bir şekilde anlatıyor olabilirsin… Derdim içine aşk karıştırmak değil “şiddetli duygu” karıştırmak, korku, öfke vb olabilir…
    Bu nedenle de bölümün sonundaki “aşina bir yüz!”den yola çıkarak hatta düşündükçe bu tanıdığın tam arkasında birinin daha olmasıyla duyguları güçlendirip ilerleyebilir…
    Geçici hafıza kaybı bir tarvma sonrası oluşmuş gibi. Belki de “şiddetli duygu”nun sahibinden kaynaklanıyor. Belki “o” bir zamanlar boşandığı karısı… Falan..
    (Yeni bir şeylerin ucu görünmeye başlasa azıcık!)
    İlla hafıza kaybını iyileştirmek zorunda da değiliz tabii. İnsan sadece duygularını anımsayarak nasıl yaşar acaba? İlginç olmaz mı?
    Karmaşık ve vurucu bir duygu “soğuk” bir şekilde karşılaştığımız “bize de kendine de yabancı” bu adamla ilişki kurmamızı kolaylaştırabilir…cevaplakapat

  • Doğancan BEDİR - 23/11/2012 - 18:05

    Amnezinin sebebi bir travmadır. Travmanın sebebi karısıdır. -Neden bir travma yaşıyor? İşte bu romanın ilerleyen kısımlarında bolca vurgulanmalı. Daha önceki kısımlarda özgürlük konusundan bahsetmiştik. Karısı bu konuyla bağlantılı olmalı- Profesörün evinde, yardımcısını görünce karısı aklına gelir. Ama heyecandan bir eşleşme yapamaz. Ardından Profesörle çalışma odasında tekrar yardımcıyı görür ve travma tekrar gerçekleşir. Profesör ise burada anlar travmayı ve teşhisi koyar.cevaplakapat

  • Doğancan BEDİR - 23/11/2012 - 18:10

    Funda Turper Hanımda hafıza kaybını Erol Adoni’nin eşine bağlamış. Ama boşanmış bir eşten bahsetmiş. Bence boşanmamış olmalı. Boşanmanın eşiğinde olmalı. Ve daha önceki bölümde bahsedilen özgürlük konusu Erol’un eşiyle alakalı olmalı. Ve kırılan telefon, içilen içki hepsi akşamki telefon görüşmesine bağlanmalı. Funda Hanım tanıdık bir yüz demiş, daha önceki yorumunda da Profesörün yardımcısı Erol’a tanıdık gelmişti. Karısına benziyor demiştim. Burada da yani profesörün evinde de yardımcıyı görünce bir travma yaşar ve Prof. herşeyi burada çözümler. Tabii bence… :)cevaplakapat

  • Erte Oyar - 23/11/2012 - 22:30

    Ben de daha önce, bu hafıza kaybını aile problemlerine bağlamak gerektiğini yazmıştım. Önce ailesi,sonra eşiyle yaşadığı açmazlar, böyle olumsuz bir sonuç doğurmuştur. İnci,sorunun içine girmeye ve düşünmeye başlar. Doktor da uyarıcı olur. Ama bireyler kendilerini çözümleyemedikleri için yanlışları devam eder. Ben çözümün Ahmet’in çabalarıyla olacağını söylemek istiyorum. Karısı da kendince uğraşmaktadır. Yani biz kendimizle mücadele etmeliyiz öncelikle. Ahmet çok kültürlü, yetenekli ve duyarlı biridir. Yazmak isteği onu çok fazla zorlamaktadır ama tıkanmıştır. Kimse ona bu açıdan yaklaşmaz. Sorun burdadır. Ama çözüm,bence özgürlüğüne kavuşmasıyla gerçekleşebilir. İlaçlar da onu güçlendirmeye başlar.

    Eşi bu meselede biraz geride kalmıştır. Kocasına yakın davranır. Ama onu tam olarak anlayamamıştır.

    Olayların aşağı yukarı bu çizgide ilerlemesi gerektiğine inanıyorum.Entrika, kişilik çatışmalarını merkeze oturtmalı, tabii bazı olaylar da işin içine girmelidir. Meselenin özü herzaman insan olduğuna göre! Sevgilerimle herkese.cevaplakapat

  • çisem bakoğlu - 23/11/2012 - 22:58

    Bir roman için hızlı gittiğini düşünüyorum açıkçası ben, olaylar daha geniş anlatılabilirmiş gibi.

    Dördüncü bölüm Prof. Moretti ile görüşmeye ayrılmalı bence. Profesör Erol’daki garipliği fark edip biraz daha vakit geçirmek için akşam yemeğine kalmasını isteyebilir. Erol profesörle konuşmasından gazeteci olduğunu anlar. Yemek boyunca profesörün garip tavrını araştırmak için sorduğu soruları ailevi meseleleri bahane edip geçiştirir. Bu sırada o da profesörün makalaler/söyleşiler dışındaki hayatını öğrenmeye çalışır. Profesörle geçirdiği zaman boyunca kendi kimliğinin belirsizliği rahatsız etmez ama kapıdan çıktığı anda içinde onu boğan bir endişe büyür, o kadar büyük bir karanlıktır ki bu, burnu kanamaya başlar ve tekrar eve girip yardım ister.cevaplakapat

  • BAŞAK KIRMACI - 24/11/2012 - 11:32

    Erol Adoni saat 17:00 de Profesör Moretti ile görüşecekti. Duştan çıktığında saat 12:16 aşağıya indi, Maria ile konuştu, bilgisayar araştırması tam 4 saat sürdü. Erol Adoni otelden çıktığında saat 16:30-16:35 olmalı. Demek ki Moretti ya otele çok yakın bir yerde oturuyor ya da Adoni randevusuna geç kalacak.
    Erol Adoni Fiat Sedici arabayı tercih ettiğine göre arazi taşıtlarını seven biri olmalı.
    Erol Adoni navigasyon cihazının yardımı ile ana yola çıksın ve Profesör’ün evine doğru ilerlesin. Yine navigasyon cihazı yardımı ile ormanlık bir alana girebilir. Ağaçların kapattığı yollardan ilerleyerek Profesör’ün özel mülkiyeti olan araziye ulaşır. Profesör kendine ait bir çiftlik evi vardır.cevaplakapat

  • BAŞAK KIRMACI - 24/11/2012 - 11:40

    Erol Adoni’nin Moretti’yi araştırmasında aldığı notların Türkçe, İngilizce ve İtalyanca olması sadece detay mı? Bence anlamı olduğunu düşünüyorum. Tabi ki bir de bahçe de oturan kişi var. Belki o da ünlü biri, Adoni onunla da daha önce bir söyleşi yaptı ya da o kişi de bir gazeteci ve o kişinin de Moretti ile randevusu var. Eğer 5. bölümde Profesör Moretti ile görüşecekse Profesör ile Adoni daha önce karşılaşmış olsun bence. Profesör Adoni’yi daha önceden tanıyor olabilir.cevaplakapat

  • Hale Nur Durmuş - 24/11/2012 - 18:37

    Yorumlardan birinde bir şey hatırlanmasa bile işin içine duygular karışabilir gibi bir şey söylenmiş, katılıyorum. Karanlıkta yürürken duyularımızla yol buluruz..
    Bahçenin en dip köşesinde gördüğü kitap okuyan adam, karanlık bir karakter olmalı. Adoni, profesörle görüşmeye giderken kendisini sürekli takip eden bir arabanın varlığını fark edebilir, o arabanın kendisini takip edip etmediğini anlayamaz ama gittikçe içini yiyen bir şüphe duyup gittikçe panikleyebilir. Belki de aynı yönde ilerliyoruzdur diye düşünür ama içinden bir his bunun doğru olmadığını söyler. En sonunda varacağı adrese ulaşınca ana yoldan ayrılırken peşindeki o arabanın duraksamadan ve içindeki sürücü de hiç ondan tarafa bakmadan geçip gidebilir. Adoni büyük bir rahatlama duyar ve arabayı park eder ya da belli bir mesafe daha varsa ilerleyebilir. Aslında o araba onu gerçekten takip ediyordur. Ve içindeki sürücü de daha sonra karşısına çıkabilir, hatta bahçedeki adamın ta kendisidir o sürücü belki de.. Profesör bir çiftlik evinde yaşıyor olsa daha iyi bir atmosfer olurdu. Issız bir yer olsa ve profesör de yalnızlığı tercih ettiği için evinde pek fazla çalışanı olmasa.. Adoni’yi akşam yemeğine davet ederse öyle bir ortam daha iyi gerilim sağlardı..cevaplakapat

  • LALE BOLLUKCU ÖZKER - 25/11/2012 - 00:34

    Roman güzel gidiyor ama acaba olay döngüsü TÜRKİYE de başlasaydı daha iyi bir etki olmaz mıydı diye düşünmeden de edemiyorum.
    Adoni görüşmeye doğru yola çıktığında hala beyninin içini kemiren bilinmezlik duygusundan dolayı uyuşmuş bir vaziyetteydi. Nelerden konuşacaklardı hiç bir fikri yoktu.Gideceği istikameti bulmak kimliğini bulmaktan kolaydı.İçinde kendisinin de bilemediği bir tedirginlik vardı.Takip ediliyor hissine kapılmaya başlamıştı.Acaba hep böyle endişeli tedirgin bir psikolojide miydi?
    Bir yandan aracı sürerken bir yandan da yanından geçen araçların içindeki insanları incelemeye çalışıyordu.Gördüklerini en ince detayına kadar hafızasına almaya çalışıyordu.Birden araçlardan birinde otelden çıkarken gördüğü kişiyi görür gibi oldu.Artık iyice paranoyaklaşmaya da başlamıştı.Neden o adam onu takip etsinki!…
    Bay Felicio şöförüne
    – Dikkatli olun bizim onu takip ettiğimizi anlamasın
    – Peki efendim
    Adoni bilinmezliğe doğru yol alırken Prof.Moretti bir telefon görüşmesi yapmaktaydı.
    – Evet gelmek üzere yola çıkmış.Neler bildiğini öğrenir öğrenmez haber veririm size.En kısa zamanda İstanbul’da görüşmek üzere.
    (Romana yeni karakter olarak Bay Felicio girer.Olaylar giderek daha da ilginç bir hal almaya başlamıştır.Prof.Moretti kiminle konuşuyordur.Adoninin öğrenmemesi bilmemesi gerekenler nedir?)
    Yeni bölümde görüşmek üzere…cevaplakapat

  • ayşe bahşi - 25/11/2012 - 13:31

    Tam yola koyulmak üzereyken, flaş patlaması gibi gelip geçen bulanık bir vizyon zihninin derinliklerinden görünmez bir perdeyi parçalayarak bir anlığına gün ışığına çıkar; bahçede kitap okuyan adam başka bir zamanda, başka bir mekanda ona içinde nahoş duygular uyandıran bir şeyler söyler. Söyledikleri anlaşılmazdır. Tek kelimesini dahi duyamaz, ancak gözlerindeki dipsiz derinlik ona bu kelimelerin uğursuz olduğunu fısıldar.cevaplakapat

  • Nesrin Naz Güngör - 25/11/2012 - 19:38

    Adoni, arabasıyla giderken kasadan çıkan ses kayıt cihazını kontrol etmediğini hatırladı.Zaten zihninin allak bullak olduğu bir zamanda kayıt cihazı hayati önem taşıyordu, röportaj sırasında sorun yaşamak istemiyordu. Arabayı kenara çekip kayıt cihazını eline aldı.Eski model olması onu şaşırttı, içinde minik bir kaseti vardı.Anladığı kadarıyla kaset tamamen boş değildi,buna sevindi, belki sorularının cevabı bu minik kasetteydi. Geriye sarıp play tuşuna bastı ve hemen ardından gelen kendi sesiyle irkildi…

    Ne olabilir kayıtta? 2 alternatifim var.Birincisinde Adoni kendine not bırakmış olabilir.Beynindeki rahatsızlıktan söz ettiği bu notta hastalıktan kaynaklanan geçici hafıza kayıplarının olabileceği ihtimaline karşı doktorunun söyledikleri ve böyle bir durumda araması için dr.un telefon numarası.

    İkinci alternatifde bir toplantı sırasında yapılmış bir kayıt olabilir. Kendisi ve biri kadın biri erkek iki farklı sesin daha olduğu bir kayıt. Adam kendisini uyarmaktadır,” Profesörün senden şüphelenmemesi gerek, çok dikkatli olmalısın,deşifre olmaman çok önemli…”cevaplakapat

  • Gülin Demirok - 27/11/2012 - 19:05

    ”Yola çıkmıştı ve yol bitmesin istiyordu.Radyoyu açtı , klasik müzik çalıyordu , hoşuna gitti.Dün de radyoyu bu frenkasta dinleyerek gelmişti demekki. Ağaçlar , kırlar içerisinde ki dar ve boş yolda gitmeye başladığından beri anlamsız bir bütünlük ve mutluluk hissediyordu.Ne komik ,kendini bilmiyordu ama duygular onu betimliyordu sanki.Sarhoş gibiydi , hiçbirşey düşünmüyor hatta ıslık çalıyordu ..ki navigatör geldiğini söyledi.Arabadan inemedi hemen ,sonra ne kadar beklerse beklesin hazır olmayacağını anladı ve arabadan inip , eve doğru yürümeye başladı.”
    Açıkcası Prof.Moretti ile karşılaşmasının çok önemli olduğunu düşündüğüm için bir türlü doğru kurguyu bulamadım ama şöyle gelişmesini dilerim … Roman bittiğinde bulduğumuz gerçekliğin yada nasıl bitecekse ipuçlarını taşısın ama Erol hala sorularının kesin yanıtını bulamasın.Prof.Moretti Erol da ne
    olduğunu anlasın(Erol Bey direkt söylemesin derdini ) ama Erol un kendisinin bulmasının daha doğru olacağını düşünerek sadece ipuçlarını versin .Düğümler sonradan teker teker Erol tarafından cözülmeye başlansın.cevaplakapat

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r