
Juan Gabriel Vásquez’in Türkçede yayınlanan yeni romanı “Enkazın Şekli” iki siyasal cinayetin ardındaki sırları araştıran bir roman. Kolombiya tarihine damgasını vuran iki siyasal cinayeti, Rafael Uribe Uribe’nin 1914’te ve Jorge Eliécer Gaitán’ın 1948’de öldürülmesini aynı anlatı içinde buluşturuyor. İkisi de halk üzerinde büyük etkisi bulunan, ülkenin demokratikleşmesinde, hakların ve özgürlüklerin kazanılmasında önemli adımlar atmış önderler. İki cinayette de failler yakalanmış gibi görünüyor. Cinayeti işlediği söylenen ve üstlenen kişilerin arkasındaki güçler, onları azmettirenler ise araştırılmamış, açığa çıkarılmamış. Soruşturmalar eksik, yönlendirilmiş veya engellenmiş görünüyor. Her iki cinayet de, Kolombiya tarihinde şiddetin siyasal değişimin önüne geçtiği, engelleyip yönünü değiştirdiği anları temsil eder, diye yorumlanmış.
Jorge Eliécer Gaitán, Kolombiya’daki popülist hareketin liderlerinden. 1940’ta Eğitim Bakanlığı, 1936’da Bogota belediye başkanlığı, 1947-1948 yılları arasında ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yapmış. 1948 yılı başkanlık seçimi kampanyası sırasında 9 Nisan 1948’de öldürülmesinden sonra Bogotá’da başlayan ayaklanma, kısa sürede yağma, yangın ve sokak çatışmalarına dönüşmüş. “Bogotazo” adı verilen olaylarda şehir merkezi büyük ölçüde tahrip edilmiş ve yüzlerce insan ölmüş.
Gaitán cinayetinin faili olduğu söylenen Juan Roa Sierra, suikastten hemen sonra linç edilip öldürüldüğü için sorgulanamamış. Cinayeti kimin planladığı, Roa Sierra’nın tek başına hareket edip etmediği ve siyasal bağlantılarının bulunup bulunmadığı hiçbir zaman kesin biçimde açıklığa kavuşmamış.
Aynı belirsizlik onlarca yıl önce gerçekleşen Rafael Uribe Uribe cinayetinde de görülüyor. Senatör, bakan ve general olarak görev yapmış olan Ulribe, Latin Amerika’da işçi hakları için önemli bir aktivistmiş, Kolombiya’da sosyal haklar hakkında ilk konuşan, yasa taslağı hazırlayan kişi olmuş. Suikastin nedeni bu olabileceği gibi gelecek başkanlık seçiminde kendi partisinin liberal adayını değil de muhafazakâr adayı destekleyeceğini açıklamış olması da olabilir. Uribe’yi meclise girerken herkesin önünde öldüren iki saldırgan mahkûm edilmiş, ancak cinayetin arkasında daha güçlü siyasal çevrelerin bulunduğu iddiaları araştırılmamış,.
Kolombiya siyasi tarihi bu iki cinayete benzer birçok siyasi cinayetle şekillenmiş. “Enkazın Şekli”ni okurken ister istemez ülkemizi de düşünüyorsunuz. Arada binlerce kilometre olmasına rağmen iki ülke arasındaki benzerlikler çarpıcı. Bizim siyasi tarihimizde de siyasi cinayetlerin önemli rolü var. Hemen hepsi de ya faili meçhul kalmış ya da cinayeti işleyenlerden ötesi, yani azmettirenler araştırılmamış. İlk akla gelen Sabahattin Ali’nin öldürülmesi. Doğan Öz, Abdi İpekçi, Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu, Hrant Dink… Liste uzayıp gidiyor.
“Enkazın Şekli”nde anlatılan cinayetlerin asıl faillerinin, azmettiricilerinin bulunmaması, bulunmak istenmemesi ile bizdeki cinayetlerde yaşananlar büyük benzerlikler taşıyor. Sanki bu cinayetler için dünya çapında kabul edilmiş ortak bir plan var ve her yerde aynı şekilde uygulanıyor. Suikastı planlayanlar, cinayeti gerçekleştirmek için ideolojik olarak manipüle edilmiş tetikçiler veya kiralık katiller kullanıyor. Yakalanan tetikçiler ya korkudan ya da ideolojik bağlılıktan dolayı üst düzey isimleri açıklamıyor ya da zaten tetikçi, sadece kendisini kiralayan aracıyı tanııyor ancak onun üstündeki asıl planlayıcıyı bilmiyor. Failler ve azmettiriciler, bürokrasi ve yargı içindeki güçlü bağlantıları sayesinde hukuki soruşturmalardan korunuyor. Soruşturmayı yürüten birimlerin içine sızan yapılar, delilleri karartarak, bulunmasını geciktirerek veya yok ederek izleri siliyor. Bu başarılamazsa, davaya bakan savcı ve hakimler tehdit edilebiliyor, görev yerleri değiştirilebiliyor veya doğrudan hedef alınabiliyor. Soruşturmalar bürokratik engellerle yıllarca uzatılıyor ve dava dosyaları zaman aşımına uğratılarak kapatılıyor. Kamuoyunu tatmin etmek için de genellikle sadece tetiği çeken kişi cezalandırılıyor ve dosya “münferit bir olay” gibi gösteriliyor.
Kamuoyu tatmin olsa ya da yeni olaylarla bu cinayetleri unutsa da bazıları hiç unutmuyor, saplantılı bir şekilde araştırmaya devam ediyor. “Enkazın Şekli” bir anlamda bu kişilerin de romanı.
İlk bakışta romanın kahramanı anlatıcı “Juan Gabriel Vásquez”, yani bizzat romanın yazarı. Juan Gabriel Vásquez, 1973’te Bogotá’da doğmuş. Bogotá’daki Universidad del Rosario’da hukuk öğrenimi gördükten sonra 1996’da Paris’e gitmiş, Sorbonne’da Latin Amerika edebiyatı üzerine çalışmış. Daha sonra Belçika’da ve uzun yıllar Barcelona’da yaşamış. Avrupa’da geçirdiği on altı yılın ardından 2012’de Kolombiya’ya dönmüş. “Enkazın Şekli”de bu dönüşten hemen sonra başlıyor. Yazarın yaşam öyküsü ile kahramanını karşılaştırdığımızda Vásquez, kendi adı, biyografisi, ailesi, mesleği ve gerçek deneyimleriyle romanda yer almış gibi görünüyor.
Gerçek Vásquez’in büyük amcası José María Villarreal, Gaitán’ın öldürüldüğü sırada Boyacá valisiymiş. Vásquez, ailesinde anlatılanlara göre Villarreal’in Bogotazo ayaklanmasını bastırmak üzere polis göndermiş olduğunu ve bu nedenle Gaitán cinayetinin çocukluğundan beri aile belleğinin parçası haline geldiğini söylemiş röportajlarda.
Vásquez’in kendi ifadesiyle roman, kişisel deneyimden doğmuş, fakat “hayal gücünden geçirilip” kaleme alınmış. Vásquez yaşam öyküsünü ana hatlarıyla anlatırken romana gerçekte var olmayan kahramanlar eklemiş,
Yazar kendi adını, biyografisini ve yazarlık hayatını kurmacaya taşıdığı için “Enkazın Şekli” otokurmaca olarak tanımlanıyor ama birçok niteliği daha var. Bir kere tarihi bir roman, Kolombiya tarihini anlatıyor ve gerçeklere sadık kalıyor. İkincisi, siyasi bir polisiye, eksik kanıtlar üzerinden failleri ve bağlantıları araştırıyor. Üçüncüsü, gerçek kitaplar, mahkeme kayıtları ve tarihsel belgeler, hatta fotoğraflar anlatıya doğrudan katıldığı için belgesel bir roman. Ama şaşırtmacalar da veriyor, “en sevdiğim yazar ve kitap” diye sözünü ettiği, kitabının kapak görselini paylaştığı kişiyi araştırdığınızda böyle bir yazar da kitap da olmadığını öğrenebiliyorsunuz. Yani verdiği tüm bilgiler yüzde yüz güvenilir değil. Gerçekle kurmaca birbirine karışıyor, zaten aksi halde kitabı roman diye tanımlamazdık.
Roman, 2014’de Carlos Carballo adlı bir adamın Gaitán’ın bir müzede sergilenen kanlı elbisesini çalmaya çalışırken yakalanmasıyla başlıyor. Carlos Carballo, hayatını Gaitán cinayetinin asıl faillerini bulmaya adamış, büyük suikastların resmî açıklamalarla çözülemeyeceğine inanan, komplo teorilerine dayanan çözümler bulan saplantılı biri. Kennedy suikastından 11 Eylül saldırılarına kadar her olayın arkasında gizli bir plan, bir komplo görüyor. Vásquez, anlatıcı konumuyla romanın başkahramanı gibi görünse de onu önce Gaitán cinayetini sonra da Rafael Uribe Uribe suikastini araştırmaya yönlendiren yani esas kahraman Carballo.
Carlos Carballo gerçek bir kişi değil, Vásquez onu “komplocu zihniyetin, tarihsel travmanın ve kanıt toplama saplantısının tek bir kişide yoğunlaştırılmış hâli” olarak tanımlamış.
“Enkazın Şekli”nin Türkçesi 624 sayfa. Türkçeye, İspanyolca aslından Yasemin Çongar çevirmiş. Emek işi, başarılı bir çeviri. Sadece bazı cümlelerdeki yoğun “:” iki nokta üst üste ve “;” noktalı virgül kullanımı dikkatimi çekti. Bir cümlede iki kez noktalı virgül kullanılabildiği gibi, hem iki nokta üstüste hem de noktalı virgül kullanıldığı da oluyor. En çarpıcı olanı da aynı cümle içinde hem iki nokta üstüste hem de iki kez noktalı virgül kullanılmasıydı. Bu kullanım tercihi yazardan mı çevirmenden mi kaynaklanıyor merak ettim. Ama bana Türkçenin yapısına uygun bir kullanım gibi gelmedi. Göze batıyor, okumayı da zorlaştırıyor.
Dediğim gibi “Enkazın Şekli” oylumlu bir roman. Roman kahramanı Vásquez’in Gaitán’ın öldürülmesiyle ilgili bir roman yazmaya ikna olması için 270 sayfa geçmesi gerekiyor. Yani çok uzun bir giriş bölümü var. Yazar bu arada konudan saptığına hiç aldırmadan ikiz kızlarının zorlu doğum öyküsünü de uzun uzun anlatıyor. Gaitán ve Uribe Uribe cinayetlerini anlatmak için yazarın ikiz kızlarının doğumu, hastane deneyimleri, Avrupa’dan dönüşü ve yazarlık hayatı gerçekten gerekli midir, diye sormuş eleştirmenler. Bu soru benim de kafama takıldı. Roman aynı zamanda bir kitabın nasıl oluştuğunu anlattığı için bu bölümler gerekliydi diyenler var. Evet gerekli olabilir ama bu kadar uzun anlatıp sayfalarca esas anlatıdan kopulmalı mıydı, diye kendi kendime sormadan edemedim. Ama Vásquez, ana anlatıdan kopmayı seviyor ya da aldırmıyor, çünkü daha sonra da benzer bir durum yaşanacak.
Vásquez nihayet Gaitán cinayeti hakkında yazacak diye beklerken araya Rafael Uribe Uribe suikasti giriyor. Uzun uzun bu suikasti, suikast sonrasında asıl failleri bulmak için nasıl mücadele edildiğini anlatıyor ki bu bölüm başlı başına bir roman olabilirdi. Bu bölümdeki araştırmacı Anzola’da romanın esas kahramanlarından sayılabilir. Bir anlamda Carlos Carballo’nun öncülü ve rol modeli.
Tabii bir belgesel roman yazarken ne kadar belgeye ne kadar kurmacaya yer vereceğiniz de önemli. “Enkazın Şekli”nde mahkeme kayıtları, tanık ifadeleri, fotoğraflar, otopsi bulguları ve eski kitaplardan yapılan aktarımlar, yani belge kısmı fazla geldi bana, ki İspanyolca ve İngilizce baskıları eleştirenler de aynı kanıda. Bir İngiliz eleştirmen romanın “yer yer Kolombiya tarihi üzerine karanlık bir ders” izlenimi verdiği, ülkenin yaralı ruhuna nüfuz eden bir romandan çok tarihsel bir öğretici metne yaklaştığını belirtmiş, bu eleştiriye de katılmamak elde değil. Ama diğer yandan bu eleştirdiğimiz özellik romanın zenginliği de sayılabilir. Kolombiya tarihi hakkında çok şey öğrendim romandan ve ülkemiz siyasi tarihinde derin iz bırakan siyasi cinayetlerle benzerlikler buldukça merakım daha da arttı.
Konu çok ilginç ve Juan Gabriel Vásquez iyi bir anlatıcı, yazdıklarını okutturmayı başarıyor. Polisiye sevenler finalde hayal kırıklığına uğrayacak, çünkü romanın sonunda katiller bulunup adalete teslim edilmiyor. Romanın amacı cinayetleri çözmekten çok, neden çözülemediklerini ve çözümsüzlüğün ülkenin tarihinde ve toplumda nasıl sonuçları olduğunu göstermek. Juan Gabriel Vásquez’de bu amaca ulaşmış, üzerinde çok konuşulacak, düşünülüp tartışılacak bir eser ortaya koymuş.
* Enkazın Şekli, Juan Gabriel Vásquez, çev. Yasemin Çongar, Everest Yay. Mayıs 2026.

















