Masthead header

“Miryalı Sarp Sakin’e Göre Dünya” serisi, üçüncü ve yeni kitapla beraber tek ciltte

Ayşe Güren’in “Miryalı Sarp Sakin’e Göre Dünya” serisi, üçüncü ve yeni kitapla beraber tek cilt olarak, 9 ve üzeri yaş grubu için Sedat Girgin’in resimleriyle Can Çocuk Yayınları tarafından yayımlandı.

Tanıtım bülteninden

Yavaş ve sakin gezegen Mirya’dan geldiklerini düşünen ama Dünya’da doğup büyüyen beş arkadaşın şaşırtıcı, düşündürücü, komik ve zorlu maceraları üçüncü ve yeni kitapla birlikte şimdi tek ciltte okurla buluşuyor! 

Dünyalıların hız tutkusunu, kurallarını, alışkanlıklarını anlamak, Miryalı Ters Beşler için pek kolay değil!

Sarp Sakin,  evde, okulda, sokakta Dünyalılara karşı kahramanca direnen Miryalıların yaşadıklarını Ayşe Güren’in kulağına fısıldadı. O da oturup yazdı… Serinin daha önce basılan ilk iki kitabı Gökten Yağan İkizler Aşkına ve Dinozor Kuşları’nı, yeni yazdığı üçüncü kitap İnsan Kurtçukları’yla birlikte, Miryalı Sarp Sakin’e Göre Dünya adlı tek kitapta topladı.

Dünyalı anne babalar mı? Çok zordu, onlara tüm bu olan biteni anlatmak çok zordu…

Dünya’da doğmuştum, evet! Annem annem, babam babam, kardeşim de kardeşimdi, evet! Ama ben Dünyalı değildim. Hayır, değildim! En yakın arkadaşlarım, Ege, Sarkis, Suzi, Dicle de Dünyalı değildi!

 İpek mi? Hayır, o da Dünyalı değildi. Aslında henüz sevgilim de değildi. Ama bir gün olacaktı, biliyordum. Beş cümlelik öyküler yazıyor, salyangozların anteniyle evren arasında sıkı bağlar olduğunu söylüyor, her gece aynı saatte, sessiz odasının sesini kaydediyor, uzun uzun gökyüzünü seyrediyordu. Hepimizin arasında görünmez bir bağ vardı. Arkadaşlarım, İpek ve ben, biz oralıydık, ötedendik, yukarıdan ya da aşağıdan. Uzayda yön belirlemek zordu, ama çok iyi bildiğimiz bir şey vardı: Biz Miryalıydık!

 Mars’la Dünya’nın arasında sakin sakin dönen küçük, yeşil Mirya, bizim asıl gezegenimizdi. Doğudan batıya, Dünya’nın tersine dönüyordu Mirya. Evet, MİRYA. Mirya’dan geliyorduk biz… Tabii…

 ***

Havuzlar bir türlü dolmuyor, işçiler duvarları öremiyor, çocuklar babalarından yaşlı çıkıyor,

A ve B şehirlerinden yola çıkan arabalar yolda piknik yapmaya kalkıyor, C şehrine bir türlü varamıyorlardı. Çünkü yağmur yağıyordu! Ali’nin bugünkü ya da beş yıl sonraki yaşını değil,

İpek’in ne zaman bahçeye çıkacağını merak ediyordum ben.

Aslında biz, havuz, işçi, yol, yaş problemlerini her yıl sonunda büyük bir törenle yolculuyorduk.

Geçen yılki törene okulun bando takımını bile çağırmıştık. Tampara pampara rampara pam pam pam! Bando takımı elinden geleni yaptı ama bu da fayda etmedi. Problemler de bizimle birlikte yaz tatiline çıkıp geri döndüler! Hem de daha da güçlenmiş, daha da gelişmiş olarak… İşte matematik defterim gene onların yüzünden yıpranıp duruyordu. Oysa yağmur yağınca, önce salyangozlar,

sonra da İpek bahçeye çıkardı. Gözüm bahçede, kulağım alt kattan,

İpeklerden gelecek kapı sesindeydi.

***

‘Kurtçuk!’ dedi Dicle.

‘Kurtçuk mu?’ dedi Serdar Bey.

‘Evet,’ dedi Sarkis, ‘insan kurtçukları!’

‘İnsan kurtçukları?’

‘Evet evet, öyle,’ dedim.

‘Nerede yaşar bu insan kurtçukları?’

‘Burada, orada, şurada, her yerde,’ dedi Suzi.

‘Görüyorsunuz yani onları öyle mi?’

‘Şimdilik hayal ediyoruz. Ama yakında, çok yakında göreceğiz,’ dedi Ege.

‘Buraya mı gelecekler?’

‘Yok, zaten buradalar,’ dedim.

‘Hayalet gibi bir şey mi bunlar?’

‘Öyle değiller ama kurtçuğa dönüşünce hayalet gibi görünebilirler,’ dedi Suzi.

‘Korkunçlar,’ dedi Dicle.

‘Komikler,’ dedi Ege.

‘Çirkinler,’ dedi Suzi.

‘Tuhaflar,’ dedi Sarkis.

‘Ama gerçekler,’ dedim ben.

‘Toparlayalım bakalım… Hayalete benzeyecek olan ama şu anda öyle olmayan, aslında her yerde olan ama şimdilik görmediğimiz, çirkin, korkunç, komik, tuhaf ve gerçek yaratıklar!’

‘Öyle! Evet öyle! Tam da öyle!’ dedik.

 Ayşe Güren

1970’te Kayseri’de doğan Ayşe Güren, çocukluğunu İstanbul’da, zamanın işçi semti Ortaköy’de, Boğaz kıyısında geçirdi. Memleketin tüm renklerinin bir arada yaşadığı bu alçakgönüllü semtin sokaklarında özgürce geçirdiği yıllar, yazma sevgisinin temelini oluşturdu. Ortaokul, lise, üniversite derken iş hayatına atıldı. Sonra, asıl işinin okumak ve yazmak olduğuna karar verdi. Uzun bir çalışmanın ardından, 2010’da ilk öykü kitabı Süreduran (Çınar Yayınları) basıldı. Bu arada, çocuk edebiyatıyla da ilgilenmeye başladı. Ortaköy sokaklarına ve çocukluğun özgür yıllarına, çocuklara öyküler yazarak dönebileceğini keşfetti. Şemsiyesine Saklanan Adam (Kuraldışı Yayıncılık, 2015), 2020’de üçüncü cilt de eklenerek, aynı adla tek kitapta toplanan Miryalı Sarp Sakin’e Göre Dünya serisinin ilk iki cildi (Can Çocuk Yayınları, 2016), Kaptan Kâzım’ın Sağ Yanağı (Can Çocuk Yayınları, 2017), Uykusuz Ayılar Kahvesi (Kuraldışı Yayıncılık, 2019) bu keşfin ürünleri… İstanbul’da yaşayan Ayşe Güren, roman ve öykü çalışmalarının yanı sıra çeviri alanında da ürün vermeye devam ediyor.

Yazarın yayınevimizden çıkan diğer kitabı:

Kaptan Kâzım’ın Sağ Yanağı

 edebiyathaber.net (9 Temmuz 2020)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r