Masthead header

Miniciksen kocaman mısın? | Evrim Sayın

“Çocuk musun?”, “Kendine gel, çocuk olma!”, “Bebek bebek konuşma!” gibi daha da artırabileceğim öfke cümleleri çoğumuz için olağan. Dört bir yandan böyle söylemlerle sarılınca doğrusu bu sanıyor insan. Kendi gerçeği oluveriyor birden dildeki bu küçümseme. 

Küçümseme, her türlü ötekileştirme sinsi sinsi gelip yerleşir zihinlere. Duyarız, duyarız, daha çok duyarız ve sonrasında zihnimizle cebelleşmeye başlarız. Zihin izin verdikten sonra dilimiz başka dillerle aynılaşmaya başlar. İçinde küçümseyici bakışların olduğu yaklaşımların her biri tahmin edilemeyecek kadar hızlı yayılır. Sosyalleşmek, kabul görme, kalabalıklara karışma gibi ihtiyaçların her biri bazen olduğumuz insandan uzaklaştırabilir hepimizi. Orada durup “Bana ne oldu, neler söylüyorum, bunları söylerken kimlerin canını yakıyorum, dilime gelip yerleşen bu tavrı ne ara benimsedim, bu tavır bana ya da çevreme neler yapıyor?” diye sormak ve soruları çeşitlendirmek, gizli öfkelerin ve ötekileştirmelerin her birinin teker teker görünür olmasını sağlayabilir.

“Çocuğu küçümsemek”ten özellikle bahsetmek istedim bir kitap incelemesine başlarken çünkü Timaş Çocuk’tan çıkan Minicik miyim? adlı kitap, daha adıyla bana tüm bunları hatırlattı. Kitaptaki çocuk bir ağaca bakıyor, kendini minicik hissediyor. Okula giderken yaşam ona kocaman geliyor, kendini minicik hissediyor. Kitap okurken kendini minicik hissediyor, geceleri gökyüzüne baktığında da. Sonra hayat akarken ona iyi gelen insanları düşünmeye başlıyor: öğretmeni, arkadaşları, doktoru, komşusu Fahriye Teyze, annesi. Bu insanların her birinin, yetişkin dünyasından bakıldığında çok büyük görünmeyen ama çocuk dünyasından bakıldığında “kocaman” görünen yetenekleri var. Bu “kocaman” yetenekleri olan insanlar, tüm çocuklara “kocaman” ve “önemli” hissettirebilir.

Bazen kendini minicik hisseden kahramanımız “cesaret” kavramıyla adım adım tanışıyor. Çevresini ve birlikte yaşadığı insanları dikkatle gözlemlemesi kahramanımızı cesaretine kavuşturuyor. “Artık kocamanım!” dediği zamanlar da var “Hala miniciğim.” dediği zamanlar da. Zaten önemli olan da bu değil mi? Umutsuz olduğumuz zamanlarda bize umudu hatırlatan şeyleri hatırlamak ve onları asla kaybetmemek. Bir çocuğun, kendisiyle ilgili varsayımlarında karamsarlığa kapılıp o bilinmezlikte kalmaması çok önemli, hem hayatı hem benliğini anlamlandırabilmek için yeniden ışık saçacağı sebepler bulmak oldukça hayati. Kitaptaki kahramanımız yetişkinlere ve tüm çocuklara “Yalnız değiliz, hepimiz çok büyük işler başarıyoruz.” diye haykırıyor sessiz sessiz. 

Gündelik hayatta önemsenmeye değmeyeceğini düşündüğümüz her şeyi çocuklar hayal gözlükleriyle görüyor. Onların hayal gözlükleri küçük olan her şeyi büyütüyor, büyütüyor, sonunda devleştiriyor. Hayalden gözlükler iyi ki var çünkü hem az olan çoktur hem de hayat, çocukların gözünden çok daha büyük ve anlamlı. 

Kaynak: Minicik miyim?, Yazan: Vanesa Martinez, Çizen: Viv Campbell, Çeviren: Sevde Tuba Okçu, Timaş Çocuk Yayınları, Haziran 2022

edebiyathaber.net (23 Haziran 2022)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r