Masthead header

Kitaplar kitapları anlatıyor | İhsan Kurt

Kitaplar, kitaplar üzerinde de düşünür, kitaplar kitapları da yazar. Bazı kitaplar var ki kendilerini anlatmak, kendilerinden bahsetmek yerine sayfalarında başka kitaplara yer verirler ve böylece diğer kitapları anlatırken kendi olup çıkarlar.

Kitapların kitapları anlatması insanların birbirini dinlemesi ve anlaması kadar mutlu eder beni. Bu tür kitaplara belki bir ironi ile söyleyecek olursak “egolarını yenmiş kitaplar” da denebilir. Çünkü kendilerinin dışındakileri de düşünürler. Bunlardan bazıları edebiyat tarihleri, edebiyat ansiklopedileri görevleri gereği başka yazarlardan başka kitaplardan bahseder. Ancak bu türlere pek girmeyen yerli ve yabancı bazı kitaplar var ki başka kitaplardan bahsetmeyi tercih etmişlerdir. Bu tür kitaplar zihinler için açılan zengin sayfalar gibidir. En azından ben öyle görür, öyle hissederim. Kitapları anlatan kitapların tadı, çekiciliği, ziyafetleri bir başka olur benim için. Bu tür kitaplar çoğu defa kendi türünde klasik olarak tanınmış kitaplardan başka hiç duymadığım, duyduğum halde okumadığım, bunun için bazılarının içeriğini çok merak ettiğim kitapları anlatmasıyla da ilgimi çekerler. Gerek Türk edebiyatında gerek dünya edebiyatında veya düşünce dünyasında temel eser özelliği gösteren kitaplar hakkında özet bilgiler edinmek bile ufkumda geniş alanlar açtığını söyleyebilirim. Kitapları seviyorum ama sevilen meyvelerin karışımından yapılan içecek gibi çok önemli kitapları kendi bünyesinde barındıran kitapları daha çok seviyorum. Bir insan ömrü ne kadar uzun olursa olsun ne kadar okuma peşinde olursa olsun sadece “iyi” bilinen kitapların tamamını okumak için bile yeterli değildir. Ancak bu bahsettiğim türden kitaplarla okuma açıklığımızı bu şekilde kapatabiliriz. Bundan dolayı bu kitaplar, bir bütün olarak olmasa da bazı eserlerden haberdar etmesi, onlarla biz okuyucuları bilgilendirmesi yabana atılacak bir çaba değildir.

Bu yazıda hem Türk yazarlarının hem de yabancı yazarların önemli kitaplarından bahseden, yani kitapları anlatan bazı kitaplardan bahsetmek istiyorum. Bu kitapların birçoğunu veya tamamını görenler, okuyanlar olmuştur elbette. Ancak biz yine de bu kitaplara veya bu kitapların bahsettiği kitaplara ulaşamayanların olduğunu düşünerek bunların bazılarından örnekler vereceğim.

Kitap deyince bizim okuyucumuzda daha çok diğer türlerden önce “roman” türü akla gelir. Sebebini bilemiyorum ama belki her insanın kendinden bir şeyler bulduğu, bazen kahramanlarıyla özdeşleştirdiği, hayata bakışını etkilediği, olay örgüsüne kendini kaptırdığı, başkalarının yaşayışını merak ettiği gibi hususlardan ve benzerlerinden kaynaklanabilir. Yahut daha başka sebepler de bunlara eklenebilir. Her ne olursa olsun yazılan romanların diğer türlere göre daha çok okunduğu da yadsınamaz.

Kitapları anlatan ilk kitabım, tarihi seyri içerisinde kitabın serüveni denebilecek bir kitapla ilgili ve adı da Eski Çağda Yapı Malzemeleri ve Kitabın Oluşumu. Kitabın oluşumu, zamanımızdaki biçimleri alışı eski çağlara dayanır. Bu yazım içerisinde konuya tarihi bir açıklama getirmek gibi amacım yok. Ancak kitabın taş levhalara, tabletlere yazılmasından, rulo haline getirilerek biçim verilmesinden zamanımıza kadar nasıl bir seyir izlediğini merak edenler için, kitabın oluşum tarihini anlatan bir kitabın adını anmak istiyorum. Bu kitabı “Eskiçağda Yazı Malzemeleri ve Kitabın Oluşumu” adıyla Nuray Yıldız hazırlamış. Bu çalışmadan da anlıyoruz ki başta kitabın tarihi olmak üzere kitaplardan bahseden kitaplar da okuyucu açısından hem merak edilmekte hem de önemli olmaktadır.

İkinci örneğim 23 Temmuz 2008 yılında vefat eden Fethi Naci’nin “Yüz Yılın 100 Türk Romanı” kitabında bahsettiği belki de bazılarının adını yeni duyduğu 100 kitap olacaktır. Fethi Naci, Yüzyılın 100 Türk Romanı’nda 62 yazarın 100 kitabından bahseder. Buradan da anlaşılıyor ki bazı yazarların birden fazla kitapları üzerinde durulmaya çalışılmıştır. Bu kitapta 38 yazar da birer kitaplarıyla yer almıştır. Yüzyılın 100 Türk Romanı’nda yer verilen kitapların bazılarını veya birçoğunu okumuş olabilirsiniz. Bazılarını da yeni duyuyor olabilirsiniz. Ancak özellikle vakitleri olmayıp da adlarını duymuş veya okumuş oldukları bu kitaplar hakkında özet olarak bilgi edinmek isteyenler, eleştirileri merak edenler için kitapları anlatan değerli bir kitap. Şahsen ben böyle bir kitap yazmış olsaydım kitabın adını “Bir kitabın 100 kitaba vefası” koymayı bile düşünürdüm. Bazı okuyucular kitapları anlatan bu kitabı okuduktan sonra merak ettiklerini, ilgi duyduklarını arayıp bulabilir, okuyabilirler. Fethi Naci’nin kitabı bu konuda okuyuculara ilkeli bir rehberlik yapmaktadır.

Tadı Damağımda Bir okur-yazarın kitap okuma serüvenleri. Nermi Uygur’un bu kitabı herhangi bir kitaptan ya da kitaplardan değil doğrudan “kitap”a ait yazılardır. Yazar biraz mekanik bir üsluba sahip olmasa (belki de bana öyle geliyor) kitaba özel yazılar daha da zevkle okunabilir. Kitabı çağrı, pencere, insan, ayna, arkadaş, besin, gömü, sağlık yolu, ağaç, deniz, evrene benzeten yazar bunları ayrı ayrı “Benzetişler” başlığı altında bir deneme üslubu içerisinde yazmıştır. “Kitaplar bitmedikçe, kitap-üzerine kitap da bitmez” diyen yazar okuyucuya “tadı damağımda” bir lezzet tattırır. Baştan sona kitabı bir özne olarak dikkate alan kitap “bir okur-yazarın kitap okuma serüvenleri” ne sayfalarca yer verir.

Klasikleri Niçin Okumalı. Italo Calvino. Klasikleri, “haklarında asla “okuyorum” sözünü değil, genellikle “yeniden okuyorum” sözünü işittiğimiz kitaplar” olarak tanımlar yazar. Bu kitap “klasik” adı verilen kitaplardan bahsederken daha çok yazarlarını öne çıkarır. Kitabın sunuşunda da Stendhal, Puşkin, Hemingway, Çehov, Conrad, Tolstoy, Manzoni, Voltaire, Flaubert, Poe,Twain, Kipling, Jane Austen, Gogol, Dostoyevski, Balzac, Kafka, Maupassant, Valery, Borges, Nabokov’u sevdiğini söyleyen yazar ayrı başlıklar altında klasik kabul ettiği kitaplara yer vermiştir. Odysseia, Ovidius’un “Dönüşümler” şiiri, Nizami’nin “Yedi Prensesi”, Galileo “Doğa Kitabı”, Robinson Kruze, Voltaire “Candide”, Stendhal “Parma Manastırı”, Balzac “Goriot Baba”, Dickens “Büyük Umutlar”, Gustave Flaubert “Üç Öykü”, Tolstoy “Savaş ve Barış”, Pasternak “Doktor Jivago” ve yukarıda adı sıralanan yazarların bazı kitapları da klasikler arasında gösterilmiştir. Tabii ki bu yazara göre bir seçim olduğu göz ardı edilemez. Çünkü dünya çapında sayılabilecek ortak klasikler olabileceği gibi, klasik eser anlayışları farklı olanlara göre de yeni klasik kitaplardan bahsedilebilir. 

Kitaplar ve Sigaralar, George Orwell’in romanları Hayvan Çiftliği ve 1984 kadar çekici denemelerden oluşuyor. Belli bir kitabı tanıtmıyor. Daha çok kitabın özelinden, “kitap” kimliğinin ta kendisinden bahsediyor. Kitap okumadan, kitapların “değer” olup olmamasından, popülaritesinden, ucuzluğundan, pahalılığından, kitapçı anılarından, kitapçılardan, içeriğinden dolayı kitap sorgulaması yapılıyor. Bu denemeleri okurken sanki Orwell karşınıza geçmiş konuşuyor gibi hissediyorsunuz. Daha doğrusu bu küçük hacimli kitabı okurken ben böyle hissettim. Hatta öyle durumlar oldu ki Orwell’a şu 1984’ü nasıl yazdığını, yazarken satılıp satılmayacağını hiç düşünüp düşünmediğini bile sorasım geldi. Adında “sigara” geçtiği için belki kitap okumayan bazı tiryakiler bu vesile ile bu kitabı okumaya başlayabilirler.

Kitaplar ve Muharrirler (1,2,3 Cilt), Abdülhak Şinasi Hisar’ın pek bilinmeyen bir eseri. Daha çok Fahim Bey ve Biz, Çamlıca’daki Eniştemiz, Boğaziçi Mehtapları, Boğaziçi Yalıları ile tanınan yazarın bu üç ciltlik eseri ölümünden sonra bir araya getirilmiş yazılarından oluşturulmuş. Bu eserlerin 1.cildi “Mütareke Dönemi Edebiyatı” alt başlığını taşımakta, daha çok kitaplardan bahseden de bu cilttir. Edebiyatla haşır neşir olanların dışında belki birçok okuyucunun adını yeni duyacağı kitaplara bu kitapta işaret edilmektedir. Kitaptaki yazıların 1921-1922 yıllarında kaleme alındığı düşünülürse çoğu okuyucuyu da mazur görmek gerekir. Abdülhak Şinasi Hisar’ın kitabında bahsettiği kitaplara geçmeden önce onun kitaplar hakkındaki şu cümleleri de çok manidardır: “Kitaplar!.. İçlerine bütün mevsimleri, bütün zekâları ve bütün hayatları toplayan bu tuhfeler!.. Birisini açarsınız, içinden sizi mest eden bir nefha (güzel koku, esinti) çıkar; birisini açarsınız, dünyanın rengini değiştiren bir büyü yayılır…” 

Yazar “Kitaplarımız: Kitaplar ve Muharrirlere Dair Mülahazalar” başlığı altında kendi kitapları hakkında kendi görüşlerinden kısa paragraflar da aktarmaktadır. Örneğin “lisanımızda ehemmiyetini bilmekle beraber, okumadığımız kitaplar vardır… Kitaplar hakkında duyulan takdirler, beğenilen eserlerin kemalinden ziyade, bunları beğenen zihinlerin ne derece kemale erip ermediğini göstermez mi?…  Bazı muharrirlerin sayfaları sinek avlayan kağıtlar gibidir. Cahiller onlara konar.” “Her kitap doğduğu, yaşadığı devrin manası ve hafızası sayılır. Her okuduğumuz kitap, yaşamış olduğumuz bir zaman, düşünmüş olduğumuz fikirler, duyduğumuz muhabbetler demektir.”

Bu kitap daha çok 20.yüzyılın başlarında öne çıkan, bir kısmı zamanımızda da önemini koruyan kitaplardan bahsetmektedir. Refik Halit’in, Fuat Köprülü’nün, İsmail Hakkı (Baltacıoğlu)nın, Tevfik Fikret’in, Salih Zeki’nin, Dante’nin bazı kitaplarının yanında adını fazla duyurmamış olan, zamanımızda da hemen hiç gündeme gelmeyen Ali Zeki’nin Alev romanı, Nüzhet Sabit’in Bugünün Vazifesi, Mehmet Cemil’in Vecizeleri gibi kitaplara da yer verilmiştir. Kitapları anlatan Abdülhak Şinasi Hisar’ın bu kitabı edebiyat tarihinin zenginleştirilmesine katkı sağlayacak olan bir kitaptır.

Kitaplar ve Portreler. Nihat Sami Banarlı, benim ve benim yaştakilerin de lisede ders kitabı olarak (Metinlerle Türk ve Batı Edebiyatı. Lise 1,2,3)  okuduğu edebiyat ders kitabımızın yazarı. Belki de edebiyat sevgime, edebiyat aşkıma şüphesiz katkı sağlayan kitaplardan biri de bu ders kitabı olmuştur. Banarlı sadece büyük bir edebiyat tarihçisi değil aynı zamanda gerçek bir kitapsever. O, “Kitaplar” adındaki şiirinde duygularını şöyle dile getirir: 

Niçin okudum sizi? /Siz ki, göstermediniz

Bana saadetlerin /Çalkalandığı denizi…

Niçin kitaplar, niçin? /Hangi sahifenizi

Muskalaştırmalıydım, /Murada ermek için?

Murada ermek için. /Ve bir gün görmek için…

Kitaplar ve Portreler adındaki kitabı da adından da anlaşılacağı gibi sadece kitaplardan değil bazı yazarlardan, onların eserlerinden de bahsetmektedir. Kitaplardan bazen müstakil olarak bazen de bir portreyi anlatırken onun eserlerine işaret edilmektedir. Benim bu kitapta daha çok dikkatimi çeken bazı sayfalarda bazı paragraflar var. Bunlardan biri yazarın Abdülhak Şinasi Hisar’ın Geçmiş Zaman Köşklerini okurken şu duygulara yer vermesidir. “Sılasında uzakta özleyişlerle dolu bir insanmışım da bu samimi sayfalar bana vatanın kokusunu getirmiş, manzaralarını göstermişler yahut sihirli bir Şark halısı imişler de beni alıp vatana uçurmuşlar gibi, aynı anda, hem vatandan ayrı olmanın acısını, sızısını; duyuyor, hem de ona kavuşmanın derin hazzını tadıyorum.” Aynı sayfada aynı yazarın “Geçmiş Zaman Köşkleri” bir hatıralar kitabı, bir eski İstanbul hatırası olarak işaret ediliyor.

Kitaplar ve Portreler, adına uygun olarak Fuat Köprülü’den bahsederken onun kitap haline getirilmiş eserlerinin her birinden kısaca bahsetmeyi unutmuyor. Türk Edebiyatı Tarihi, Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar, Türk Edebiyatı Tarihinde Usul, Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu bu kitaplardan bazılarıdır. 

Banarlı’nın, büyük emek mahsulü bir eser dediği Şair Tabipleri Dr. Veli Behçet Kurdoğlu hazırlamış. Bu kitap hem kronolojik hem ansiklopedik, şair doktorların şiirlerinin toplandığı bir kitap. Kitaplar ve Portreler, Halid Fahri Ozansoy’un Edebiyatçılar Geçiyor adındaki kitabını şair ve yazarların hatıralarının toplandığı bir kitap olarak işaret ediyor.

Kitap Eleştirileri, Memet Fuat. Yazar eleştirmen olunca kitaplardan bahseden bu kitap daha çok onların eleştirilerine yer vermiştir. Türü ne olursa olsun her kitap okuyucunun karşısında geçit yapmaktadırlar. Bu geçitte şiir de roman da öykü de deneme de ve başka türler de yer almış. Kitap Eleştirileri’nde adı geçen kitaplar hakkında hem bilgi verilmiş hem de gerekli eleştiriler yapılmış. Ancak burada geniş bilgilere yer vermek yerine o kitaplardan bazılarına işaret edilecektir.

Canım Anadolu, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun resimlerle süslü, şiirlerle örülü deneme, eleştiri, yolculuk, memleket yazıları. Ahlat Ağacı Mehmet Başaran’ın ilk şiir kitabı. Çile, Falih Rıfkı Atay’ın günlük gazete yazıları. Rahatı Kaçan Ağaç, Telgrafhane, Yanyana, Kolları Bağlı Odysseus Melih Cevdet Anday’ın kitapları. Yahya Kemal, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın incelemesi. Kurtuluş Savaşı Destanı, Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin Destanı ve Nazım Hikmet’in şiir olmadığını, başka bir şey olduğunu, ama ne olduğunu kendisinin de bilmediğini söylediği Memleketimden İnsan Manzaraları.

Dünden Bugüne Türk Şiiri, Asım Bezirci. Başlangıcından Bugüne Türk Şiiri, Yaşar Nabi. Pastırma Yazı, Selim İleri. Sahipsizler, Bekir Yıldız. Kırmızı Yel, Osman Şahin’in öykü kitabı.

Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış, Berna Moran. Cumhuriyet Devri Türk Şiiri, Mehmet Kaplan. Kitabın eleştirisine daha çok yer verilmiş.

Yarın… Yarın…, Pınar Kür’ün bir 12 Mart romanı. Kitapta bu kitaba tam 25 sayfa yer ayrılmış. Aynı zamanda “roman” konusu da örneklerle irdelenmiş.

Anadolu Uygarlığı, Kendi Sözleriyle Atatürk İlkeleri, Atatürk’ten Özdeyişler İsmet Zeki Eyüpoğlu. Balık İzlerinin Sesi, Buket Uzuner.

Yöntemi Bulmak, Doğan Ergun. Üstünde önemle durulması, didik didik edilmesi, doğrusu yanlışı ortaya dökülmesi gereken bir kitap. Bilim ve Şarlatanlık, Hüseyin Batuhan. Kitapta her türlü şarlatanlık ele alınmış. Yaşamda “sezgi”ye nasıl bir yaklaşımla, ne oranda yer verilebileceğini anlamak isteyenlerin de mutlaka okumaları gereken bir kitap.

Felsefe Yazıları, Edebiyat Yazıları. Selahattin Hilav. Eleştiride Kırk Yıl, Fethi Naci. Söylenenler edebiyata özgü biçimde söylenmemişse, bir roman en yüce idealleri dile getirse bile, ben o romanı ‘edebiyat eseri’ saymam…Düşündüğümü apaçık yazmaktan çekinmediğim için bana darılan yazarların sayısı 20’yi buldu” diyor Fethi Naci.

Türk Toplumbilimcileri 1, Emre Kongar’la birlikte yedi kişilik bir grubun hazırladığı ortak kitap. Türk Kimliği, Bozkurt Güvenç. “Bu araştırma, insanbilim açısından Türk Kültür Tarihi’ne bir giriş denemesi.

Tanrı ve Bilim, Jean Guitton, Grichka Bogdanov, Igor Bogdanov.

Aslında kitapların kitapları anlattığı daha birçok kitaptan bahsetmek mümkün elbette. Belki başka yazılarımda bu konuyu daha uzun ve derinlemesine yazma fırsatı bulurum diye şimdilik bu konuya nokta koymak istiyorum.

edebiyathaber.net (3 Kasım 2022)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r