Masthead header

“İstanbul’un Kadınları Sahnelerin Sultanları” | Nazê Nejla Yerlikaya

IstanbulE28099un-Kadinlar_174131_1Bir sahne sanatı olarak tiyatro, Yunanca theatron, yani “görme yeri”  sözcüğünden gelir. Yaygın Hümanist bir deyişle tiyatro insanı, insana, insanla,  insanca anlatma sanatıdır. Toplumsal değişimlerin her zaman bir parçası olmuş olan tiyatro yapıcı unsurlarıyla değişime açık, toplumsal modellerin sahnelerde ifşa eden yanı itibariyle de önemli bir sanat dalıdır. Maddi olarak karşılığı olmayan tiyatro, tiyatroya gönül verenlerin gözlerinden bütün bedenlerine, oradan sahnelere, sahnelerden bizlere gelen özveri gerektiren bir meslektir.  Eril bir toplumda kadının rolü tartışıladururken, Hülya Karakaş, “İstanbul’un Kadınları Sahnelerin Sultanları” adını verdiği söyleşi kitabında kırk yaşın kadınların hayatındaki öneminden yola çıkarak, kırk kadın oyuncunun hikâyesini sayfalara taşımış.

Sahneye adım attıkları ilk anlardan itibaren yaşadıkları zorlukları, mutlulukları ve sevinçlerini samimi sorularıyla ortaya çıkarmaya çabalayan Hülya Karakaş’ın Yitik Ülke Yayınları’ndan çıkan bu kitabı bir tarihin izini tutuyor; oyuncuların zamana ve mekâna meydan okuduklarını belirten Hülya Karakaş, bedenleri küçük ruhları büyük kadınları Gogol’un “Paltosu” altında topladığını belirterek söze başlıyor. Bennu Yıldırımlar’dan Göksel Kortay’a, Ayşen Gruda’dan Nevra Serezli’ye kırk kadın oyuncuyla söyleşen Hülya Karakaş; Kürt Tiyatrosuna da yer verip Berfin Zenderlioğlu ve yine Ermeni Tiyatrosu’ndan Bercuhi Berberyan ile söyleşmeyi ihmal etmemiş.

Seksen darbesinden önce çok coşkulu, düşünmeye, aydınlanmaya açık bir seyirci kitlesinin olduğunu belirten Meral Çetinkaya, kendisiyle yapılan söyleşide, darbe ile birlikte coşkuyla oyuna katılan soru soran bu seyirci kitlesinin dağıldığını; yapılan işlere kısıtlama geldiğini, oyunlara, oyunculara baskı uygulandığını belirtiyor. Şimdiki gençler arasında oyunculuğa ilginin yükseldiğini belirten Çetinkaya tiyatro adına tekrar bir diriliş olmasını umut ettiğini sözlerine ekliyor.

Sumru Yavrucuk ise Türk tiyatrosunda çok fazla erkek yazarın olduğunu ve bu nedenle de erkek kahramanların daha çok öne çıktığını, aynı problemin sinemada da olduğunu, şimdilerde kadınların yönetmenlik alanında etkili olmaya başladıklarını ve başarılı olduklarını belirtiyor.

Ayşenil Şamlıoğlu’na “Oyunculuk senin için ne ifade ediyor?” sorusunu yönelten Karakaş, söyle bir cevap alıyor: “Oyunculuk bilinçli bir şizofreni hali. Çünkü kendinizden çıkıp başka biri olmayı seçiyorsunuz. Üstelik o başka birine inanmalısınız. Ne kadar inanırsanız o oranda başarılı olursunuz.”

Hülya Karakaş’ın Jale Karabekir’e yönelttiği: “Tiyatroda cinsel ayırımcılık yapıldığını düşünüyor musunuz?” sorusuna aldığı cevap ise şöyle: “Doğduğumuzdan itibaren kadın ve erkek olmak üzerine bize belli kimlikler verildiği için, bunlar içimize işlemiş bir halde büyüyoruz. Doğal olarak tiyatroda da bunların yansımalarını görebilirsiniz. Erkek tiyatrocuları suçladığım sanılmasın neticede eril bir düşünceden bahsediyoruz.”

Jale Karabekir sözlerine devam ederken, toplumsal anlamda bir değişim istediklerini ve ellerinde tiyatro olduğunu, tiyatro yaparak insanlarla değişimi örgütlemeyi çalıştıklarını belirtiyor.

Berberyan Kumpanyası’nın yöneticilerinden olan Bercuhi Berberyan ile yapılan söyleşi oldukça dikkat çekici. Kumpanyayı eşi Arto Berberyan’dan devraldığını söyleyen Bercuhi Hanım, bir süre eşinin gölgesinde kaldığını, eşinin bunu bilerek yapmadığını ancak yine de kendisini öne sürmediğini belirtiyor. Ermeni tiyatrosunda, tiyatroda kadın oyuncuların yer alması konusundaki sıkıntıların Türklerden pek farklı olmadığını, sadece kadınlar üzerinde dini baskı olmadığını sözlerine ekliyor.

Kürtçe Tiyatro yapan Berfin Zenderlioğlu ise kadının tiyatronun içinde var olma savaşını, ayrıca kadının kimliğini var etme çabası olduğunu söylüyor. Zenderlioğlu, bedenimizi ve söylemlerimizi kuşatan eril bir dilin olduğunu ve bu dilden kurtulamadığımızı sözlerine ekliyor. Ancak son dönemde, Türkiye’de kadın yazarlar, yönetmenler, tiyatrodaki algıyı, ezberi bozduğunu ancak bunu medyanın görmediğini söylüyor.

Söyleşi yapılan sanatçılar: Alev Oralıoğlu, Aslıhan Kandemir, Ayça Bingöl, Ayşen Gruda, Aysen İnci, Ayşenil Şamlıoğlu, Bennu Yıldırımlar, Bercuhi Berberyan, Berfin Zenderlioğlu, Celile Toyon- Tomris İncener, Çiçek Dilligil, Defne Halman, Defne Şener, Derya Alabora-Hasibe Eren, Esmeray, Göksel Kortay, Günay Karacaoğlu, Güzin Özyağcılar, Hikmet Körmükçü, Jale Karabekir- Şengül Özdemir, Kadriye Kenter, Meral Çetinkaya, Müge Akyamaç, Nedret Güvenç, Nesrin Kazankaya, Nevra Serezli, Nilgün Belgün, Nurseli İdiz, Övül Avkıran, Serpil Tamur, Sevinç Erbulak-Füsun Erbulak, Sumru Yavrucuk, Suna Keskin, Tilbe Saran, Ülkü Duru, Zeliha Berksoy.

Nazê Nejla Yerlikaya – edebiyathaber.net (14 Kasım 2014)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r