Masthead header

İrem Almaç Yüce’ye 4 soru | Mehmet Özçataloğlu

1. Neden çocuklar için yazıyorsunuz? 

Çocukluğumu, o zaman yaşadığım pek çok şeyi, bunların bana ne hissettirdiklerini çok net şekilde rengiyle, kokusuyla, hafızamda ve duygularımda taşıyorum. Bazen minik bir çağrışım bile beni o zamana ait bir ana ışınlayabiliyor. Belki bu nedenle 20’li yaşlardan beri çocuk kitabı yazma istediği içimde belirgindi. Profesyonel hayatımda hep yazdım ben; dergicilik, makaleler, çeviriler, kurumsal şirketlerin içerikleri…  Ama aklımda dönüp durmasına rağmen ilk çocuk kitabımı yazmam 30’lu yaşlarımın ortasında oldu. O ara, kendimi iş hayatının koşuşturmasından inzivaya çekip tamamen yazmaya çizmeye verdiğim bir dönem yaşadım. Çeviriler yaptım, freelance yazılar yazdım, uzun zamandır içimde taşımakta olduğum ilk çocuk kitabım Elma Yanak ve Arkadaşları’nı kâğıda döktüm, resimlerinin ilk taslaklarını çizdim. 

Sonra oğlum Eren doğdu. Çocuğunun olması demek, hayat denen mucizeyi film şeridi gibi tekrar en başından, ama bu sefer bir yetişkinin gözünden yaşamak, izleyebilmek demek. O büyürken, ona her akşam kitaplar okurken neler, nasıl hikâyeler onu heyecanlandırıyor izledim. Başka çocuklara da kitap okumayı çok severim. Onların kitaplara, anlatılanlara, içindeki resimlere verdiği tepkiler ilham verici.

Diğer yandan, çocuklar için yazıyor olsam bile büyükleri de düşünerek yazmayı atlamam. Unutmayalım ki, yetişkin insanların bir kısmı çocuk kitabı okumayı sever. Ayrıca, bir yaşa kadar çocuğunuza kitabı siz okumak zorundasınız. Yorgun bir günün gecesinde, ona okuduğunuz kitabın sıkıcı olması bence berbat bir durum. Mesela oğluma okurken beni de en mutlu eden kitaplardan biri Sven Nordqvist’in Tilki Avı’ydı (Güzel Kitaplar Yayınevi), her seferinde ikimizi de mutlu ederdi. Redhouse Kidz’den yeni çıkan kitabım Karaburun’un Gizemi hem çocukları hem yetişkinleri heyecanlandırsın çok isterim.  

2. Okuduğunuz ilk çocuk kitabı hangisiydi? Sizde ne gibi izler bıraktı?

Belki ilk değil ama benim hayatıma damga vuran çocuk kitabı Uspenski’nin Fedor Amcası’dır. Çocukluğumdan bugüne kaç kere okuduğumu bilmiyorum. İlk olarak, 10’lu yaşlarda en yakın arkadaşımın kütüphanesinden alıp okumuştum. O kitabı tekrar tekrar ödünç alır, tekrar tekrar iade ederdim. Şimdi de kütüphanemin baş taçlarından biridir. Yıllar sonra Can Yayınları’nda aynısını bulduğumda mutluluktan havalara uçmuştum. 6-7 yaşındaki Fedor Amca’nın özgür ruhu, “Ya kedi ya ben” diyen annesine karşı kedisini alıp tek başına köye yerleşmesi, traktöründen kargasına her şeyin konuşması, o sonu gelmez fantastik ögeler… Bunları yazarken bile hemen koşup okuyasım geliyor, ne ilginç.  

3. Bu kitabı keşke ben yazsaydım, dediğiniz bir kitap oldu mu?

Hermann Hesse’in başta Narziss ve Goldmund olmak üzere pek çok kitabı, canım Ursula Le Guin’den Mülksüzler, Pinkola Estes’ten Kurtlarla Koşan Kadınlar, Murakami’nin erken dönem romanları, tabii ki Ahmet Hamdi Tanpınar’dan Saatleri Ayarlama Enstitüsü… Bunlar ilk aklıma gelenler. Ama çocuk kitabı derseniz, Küçük Prens’i yazan ben olmak isterdim. 

4. Çocuklara yönelik kitaplardan en son hangisini okudunuz? Kitapla ilgili düşüncelerinizi kısaca belirtebilir misiniz? 

İki kitabı eşzamanlı okudum. Birincisi Nazlı Eray’dan Bir Böcek Sevdim (Doğan Egmont). Eski bir İstanbul köşkünde yaşan insanlar ve kakalak böcekleri, onların arasındaki türler ötesi ilişkiler ve üstüne üstük uzaylılar bile var. Nefis bir okuma. Diğeri ise Özge Özdemir’in Çocuklar için Felsefe serisinden Her Şakaya Gülünür mü? (Redhouse Kidz). 9-12 yaş arası çocuklar için harika bir zihin ve duygu egzersizi. 

edebiyathaber.net (7 Temmuz 2021)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r