İnce Memed ‘oryantalist’ bir roman mıdır?  | Metin Celâl

Ekim 21, 2026

İnce Memed ‘oryantalist’ bir roman mıdır?  | Metin Celâl

Taner Ay, geçen hafta bir başka vesile ile yazdığı bir yazısında ‘İnce Memed oryantalist bir romandır’ dedi. Taner Ay boş konuşmaz ama yazı bu konuyla ilgili olmadığı için bu fikre nereden vardığını ayrıntılı olarak açıklayamadı.

Taner Ay, Karar gazetesinde yazıyor, Karar’ın çok aktif okurları var. Özellikle köşe yazılarına yorumlar yapıyorlar. Taner’in yazıları da ilgi çekici olduğu için bol bol yorumlanıyor.

Taner Ay’ın konu ile ilgili cümleleri tam olarak şöyle; “İnce Memed’, Batılıların pek sevdiği türden oryantalist bir romandır, bu roman vaktiyle eşkıyalığın solculuk sanılmasına da neden olmuştu. Yaşar Kemal’in hikâye anlatımındaki ustalığına bir şey diyemem, ama onun ‘İnce Memed’i Hacı Bekir lokumu kıvamında oryantalist bir romandır. Her sayfasında feodal gericilik allanıp pullanmıştır.” (https://www.karar.com/yazarlar/taneray1/livaneli-refik-halidden-daha-iyi-mi-edebiyatci-1609438).

Yazıyı yorumlayan bazı okurlar “İnce Memed’in ‘oryantalist’ bir roman” olduğunu yeni bir tez sanmışlar ve garipsemişler. Bence her roman için her zaman yeni tezler getirilebilir. Bu o romanın halen okunduğunun, önemli olduğunun göstergesidir. İnce Memed de modern bir klasik olarak hakkında konuşulmayı hak eden bir eser. Aslında bu da çok tartışılmış bir tez.

En son geçen yıl Hilmi Yavuz’un bir televizyon konuşmasında Yaşar Kemal için kullanılan “etnolojik oryantalizm” nitelemesi dikkati çekmiş. Selçuk Ramazanoğlu bir yazısında bu konuyu tartışıyor (Yaşar Kemal’in Çukurova’sına oryantalizm sığmaz | Independent Türkçe).

Türkçeden çevrilen romanların özellikle Batı’da oryantalist bir beklentiye göre sunulduğunu biliyoruz. Bunu anlamak için Avrupa dillerine çevrilen Türk romanlarının kapaklarına bakmak yeterli. Kafalarında bir doğu imajı o imaj içinde bir Türkiye, Anadolu görüntüsü var, Türkçeden çevirilen eserleri o bakışla sunuyor, ele alıyor, değerlendiriyorlar. Bu çok eskiden beri süren bir anlayış. Bugün de devam ediyor.

Tabii eserlerinin yabancı dillere çevrilmesini arzu eden yazarların bu eğilime uygun eserler vermesi de şaşırtıcı olmaz. Düz mantıkla ilerlersek Yaşar Kemal’de Batılı yayıncıların bu taleplerini fark edip onlara uygun eserler üretmiş olabilir, diye düşünebiliriz. Ama, konu İnce Memed ise Yaşar Kemal’in bunu bile isteye yapmış olması pek mümkün görünmüyor. İnce Memed Yaşar Kemal’in yayınlanmış ilk romanı. Yayın tarihi 1955. 1957’de Bulgarcaya, 1959’da Rusçaya, 1960’da Almanca ve İngilizceye,  1961’de Fransızcaya çevrilmiş. Yaşar Kemal Vakfı’nın sitesinde yer alan bilgilere göre 38 ülkede yayınlanmış. (Dünya Edebiyatında – Yaşar Kemal Vakfı ). O zamanını siyasi yapılanmasıua göre önce Doğu Bloğunda, sonra Batıda yayınlanmış. Taner Ay’ın dediği gibi “Batılıların pek sevdiği türden” bir roman ama ama Doğulular yani Orient da seviyor, belki de Batı’dan daha çok seviyor. Tabii esas olarak Türk okurun çok sevdiği bir roman. 1953’de Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilmeye başladığında büyük ilgi görmüş, tefrika bitince de dönemin en çok satan kitaplarını yayınlayan Çağlayan Yayınları tarafından iki cilt olarak kitap halinde basılmış. O zamandan beri de hep çok okunuyor.

Romanın konusunu anımsayalım; Abdi Ağa, Memed’in de annesi Döne ile yaşadığı Dikenlidüzü’nde kurulmuş beş köyün ağasıdır. Bir gün buradaki kötü muameleye dayanamayan Memed başka bir köye kaçsa da Ağa, onu köye geri getirir ve aileyi de cezalandırır. Birkaç sene sonra Memed’in sevdiği Hatçe, Ağa’nın yeğenine verilir. Bunun üzerine Hatçe’yi kaçırır ve yakalanınca Abdi Ağa’yı yaralar, yeğeni de öldürür. Peşi sıra dağa çıkar. Önce Deli Durdu nam eşkıyanın çetesine katılır sonra kendi üç kişilik çetesini kurar. Bu çete, Ağa’yı vurmak için köye iner ve evini ateşe verir, bütün toprakları köylüye dağıtılır. Ağa ölmemiş, Ali Safa Bey’e sığınmıştır. Ali Safa, toprakları köylüden geri alır. İnce Memed, kendisi dağdayken hapse atılmış Hatçe’yi jandarmaların elinden kaçırır. Alidağına Hatçe ve Irazla sığınırlar. Burada uzun uğraşlar sonucunda Asım Çavuş tarafından kıstırılırlar. İnce Memed teslim olur fakat Iraz doğum yapan karısından dolayı teslim olduğunu söyler bunun üzerine Çavuş onların kaçmasına gizliden yardımcı olur. Alayar’a sığınırlar. Yüzbaşı Faruk onları burada kıstırır. Çatışma esnasında Hatçe ölür, İnce Memed çocuğu Iraz’a emanet eder. İnce Memed, Ağa’yı bulup öldürür, kayıplara karışır. (İnce Memed I – Vikipedi). Taner Ay, bu konuda “Hacı Bekir lokumu kıvamında” oryantalizmi nerede buluyor, yazarsa öğreneceğiz.

Batılı okurun beklentileriyle romanın anlatısı arasında nasıl bir ilişki var? Roman ağalık düzenini romantikleştiriyor mu, yoksa bu düzenin şiddetini ve eşitsizliğini mi görünür kılıyor? Eşkıyalık solculuk gibi mi sunulmuş? Memed’inki toplumsal adalet arayışı mıdır, yoksa siyasal dönüşümün yerine geçen bireysel bir kahramanlık mıdır? Soruları çoğaltmak mümkün.

Batının, kendi bakışına göre sunmak için romanı yonttuğu, kısalttığı kesin. İnce Memed adı Memed, My Hawk olmuş. Önemli eksiltmeler yapılmış. Türkçe baskı 436, İngilizce baskı 351 sayfa. Güzin Dino’nun yaptığı Fransızca çevirinin baskısı 495 sayfayla Türkçe ve İngilizce baskıdan daha uzun. Yves Gandon bir önsöz yazmış, Yaşar Kemal’i ve İnce Memed’i Homeros, Köroğlu ve sözlü gelenekle ilişkilendirmiş. Kitabın sonuna bir de sözlük eklenmiş. Bu unsurlar, romanı Türk edebiyatını temsil eden bir eser olarak sunma işlevi görüyor.

Almanca baskılarda da İnce Memed şahin olmuş; Memed mein Falke. Memed’i Robin Hood ve Michael Kohlhaas ile ilişkilendirmişler, yani başka bir deyişle, yoksulların gözünde bir kurtarıcı, zenginlerin gözünde ise bir haydut.

Avusturya’da ise Rot sind Allahs Berge adını vermişler romana. Türkçesi, “Allah’ın dağları kırmızıdır.” Romanda dini çağrışımı nereden bulmuşlar, doğrusu merak etmemek elde değil. 

Norbert Mecklenburg, romanın yalnızca Batılı okurun Doğu imgesine hitap ettiği tezine itiraz ediyor. Mecklenburg, Yaşar Kemal’in eserlerini yalnızca artık var olmayan bir Türkiye’yi anlatan, folklorik ve bölgesel romanlar olarak görmenin yüzeysel ve haksız olduğunu savunuyor. Yaşar Kemal’in bölgeselciliğini (Regionalismus), modern dünya edebiyatının bir parçası olarak değerlendiriyor. Yaşar Kemal’in eserlerinde modernleşme, toplumsal eşitsizlik, emek, yoksulluk ve doğanın tahribi gibi evrensel sorunlar da işleniyor, diyor. (Regionalismus als moderne Weltliteratur – Yasar Kemal wird neunzig Jahre alt : literaturkritik.de).

Berna Moran, Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 2’de (İletişim yay.), İnce Memed’i geleneksel eşkıya hikâyeleriyle ilişkilendirerek değerlendiriyor. Bu yaklaşımda, dünya halk edebiyatlarında farklı örnekleri bulunan “soylu eşkıya” kalıbından yararlanıyor. Yaşar Kemal’in Köroğlu, Yalnız Efe ve Çakırcalı Efe anlatılarıyla ilişkisi de önemlidir, diyor. Memed’in sıradan bir eşkıyadan, köylüyü haksızlıklardan kurtaran, adalet dağıtan ve giderek olağanüstü nitelikler kazanan bir kahramana dönüşmesi, gerçekçi toplumsal mücadele ile mitik kahramanlık arasındaki gerilimi doğurur, diye ekliyor. Bu açıdan bakarsak, İnce Memed, adaletsizliklere karşı çıkan ve halkın gözünde meşruiyet kazanan bir kahraman.

Sağcılar da solcular da siyaset yaparken kahramanlara ihtiyaç duyuyor. İnce Memed’e gelene kadar solun ne kadar çok kahramanı olduğunu biliyoruz. Memed’in efsaneleşmesi, yalnızca yabancı okurun egzotik beklentileriyle, solcuların eşkiya sevgisiyle açıklayamayız, çok daha büyük bir ilgi ve sevgi söz konusu. Aksi taktirde roman bu kadar çok okunmaz, bir klasik haline gelemezdi.

İnce Memed’in oryantalist olduğu iddiasını tartışırken, romanın toplumsal ilişkileri nasıl kurduğuna bakmak lazım. Ahmet Bora Dindar ve Zeynep Doyuran’ın 2023’te yayımlanan “Critical Discourse Analysis of Yaşar Kemal’s İnce Memed I: Textual and Intertextual Perspective” başlıklı çalışmalarında vurguladıkları gibi romanın ağalık düzeni, köylülerin baskı altında tutulması ve Memed’in bu düzene başkaldırması üzerinden kurulması, toplumsal iktidar ilişkilerini anlatının merkezine yerleştiriyor. Bu yönüyle eser, Doğu toplumunu değişmez ve kendi kendini açıklayamayan bir dünya olarak göstermekten çok, belirli bir toplumsal düzenin nasıl işlediğini anlatıyor şeklinde de okunabilir. 

Edward Said’in oryantalizm eleştirisini ölçüt alırsak, İnce Memed’e ilişkin olarak şu soruları sormalıyız: Romanda Anadolu, değişmez, geri kalmış ve akıldışı bir Doğu olarak mı kuruluyor? Köylüler kendi tarihlerini yapan özneler olarak mı, yoksa egzotik bir dünyanın figürleri olarak mı gösteriliyor? Roman, yerel toplumsal ilişkileri açıklıyor mu, yoksa bunları efsanevi bir manzaranın içinde mi eritiyor?

Taner Ay’ın İnce Memed’i “Batılıların sevdiği türden” oryantalist bir roman olarak nitelemesi,  bu tartışmayı yeniden başlatıyor. Özellikle Memed’in romantik eşkıya kahramanlığı ile toplumsal dönüşüm arasındaki ilişki sorgulanmaya değer. Ama “İnce Memed oryantalisttir” tezinin iki cümleyle değil, romanın bütününü kapsayan bir metin çözümlemesiyle kanıtlanması gerekiyor. Romanın kendisinde Doğu’yu oryantalist bir bakışla kuran anlatı özellikleri gösterilmeli. Böyle bir çalışma görmedim.   

Romanın ağalık düzenini, köylülerin ezilmesini ve başkaldırıyı anlattığını göz önüne alırsak Taner Ay’ın “her sayfasında feodal gericilik allanıp pullanmıştır” tezine ise katılmak mümkün değil. 

Bence, İnce Memed’i oryantalist bir roman olarak nitelemek, eserin toplumsal gerçekliğini ve Anadolu kültürüyle ilişkisini göz ardı etme riski taşıyor. Yaşar Kemal, Anadolu’yu egzotik bir coğrafya olarak sunmuyor, ağalık düzenini, köylünün ezilmişliğini ve adalet arayışını romanın merkezine yerleştiriyor.

Bununla birlikte romanın Batı’da alımlanışı tartışılmayı hak ediyor. Romanın yeniden adlandırılışıyla birlikte, sunumu, İngilizce ve Almanca eleştirilerde Anadolu’nun zamanın dışında kalmış, egzotik bir dünya olarak değerlendirilmesi, kahramanlık ve macera unsurlarının farklı biçimlerde öne çıkarılması, eserin Batılı okurun Doğu imgesine uygun bir biçimde sunulduğunu düşündürüyor.

*  İnce Memed, Yaşar Kemal, Yapı Kredi Yayınları, 80. Baskı, 2026.

Yorum yapın