İlk Kitap : Turhan Yıldırım | Mesut Örs

Ekim 4, 2021

İlk Kitap : Turhan Yıldırım | Mesut Örs

İlk Kitap söyleşilerimizin bu haftaki konuğu Edebiyatist Yayınevi’nden çıkan Kara Gergedan isimli öykü kitabıyla Turhan Yıldırım.

Modern insanın metropollerde sıkışmış yaşamından, çıkışsızlığından ve büyük şehrin kaosundan bahsettim.”

Kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz? Kitaplar hayatınıza nasıl girdi, “okur” olmaktan “yazar” olmaya giden yol nasıl başladı ve ilerledi?

Yirmili yaşlarımın başından beri kurmaca türlerde eserler okuyorum. Küçük yaşlardan beri şiir ve düzyazı şiir türlerinde metinler kaleme aldıktan sonra 2010 yılında değerli yazar Mario Levi’nin atölyesinde öğrencisi oldum ve öykü türüne adım attım. O zamanlardan itibaren çeşitli dergilerde metinlerim yayımlandı. Son yıllarda edebiyatta dijital mecraların yükselişine hep beraber şahit olduk. 1000kitap sitesinde üç yılı aşkın bir süredir moderatörlük görevini üstleniyorum. Yaklaşık bir buçuk yıldır kendi ad ve soyadımdan oluşan Youtube kanalında edebiyat üzerine iki yüzün üzerinde video paylaştım. Ayrıca edebiyat üzerine çeşitli atölyeler de yapıyorum. Bunların dışında öykülerim Oggito, İshak Edebiyat, Yazı-Yorum, Martı gibi dijital mecralarla birlikte üç ayrı antolojide yer aldı.

Kitabınızın ortaya çıkış öyküsünü anlatabilir misiniz? Fikir nasıl doğdu, ismine nasıl karar verdiniz, yazma süreci nasıl gelişti, yazarken uyguladığınız belli rutinler veya ritüeller var mı?

Son üç yıldır öykü yazma ritmim yükselmiş durumda. Ardı ardına yazmaya ve çeşitli mecralarda da öykülerim yayımlanmaya başlayınca ilk kitabım için zamanın geldiğini hissettim. Kitabımda teşekkür ettiğim iş arkadaşımın yaptığı küçük bir şakadan “Kara Gergedan” öyküsü doğdu. Metnin içindeki karakter benim için o kadar güçlüydü ki üç ay onunla yaşadım. Bu öyküyü yazmadan önce onun verdiği ilhamla “Bay Saçmason’un Saçmaları” ve “Alayına Gider Senfonisi”ni kaleme aldım. Kitabımın tam ortasında bulunan bu üç öykü ayrıca kendi aralarında metinlerarası ilişki içindeler. Genel olarak bir öykünün ismi, başı, sonu daha en başta yazma aşamasından önce zihnimde beliriyor. Günlerce ve bazen de aylarca bu öyküleri zihnimde kuruyorum. Metnin bir ismi olmadan asla yazmaya başlamıyorum.

Dosyayı bitirdikten sonra yayınevlerine ulaşma, başvuru ve dosyanın kabul edilmesi sürecinden bahsedebilir misiniz? Bu süreçte yaşadığınız zorluklar olduysa bunları nasıl aştınız?

Hepimizin malumu yayınevlerine bir dosyayı kabul ettirme süreci oldukça uzun. Bu yoldan gitmek yerine dosyamı tamamlandıktan sonra Edebiyatist Yayınevi’yle birlikte Kültür ve Turizm Bakanlığı “Edebiyat Eserlerini Destekleme Projesi”nin şubat dönemine başvurduk. Yaklaşık altı ay süren bekleyiş benim için bu güzel haberle noktalandı. Yayınevimle tanışmamsa dergi aracılığıyla oldu. Önce derginin bir okuruydum, sonrasındaysa burada öykülerim yayımlandı. Dosyamı tamamlayınca yayınevinin kapısını çaldım ve süreç Ağustos 2021 tarihinde kitabımın yayımlanmasıyla sonlandı.

Kitabınızdan biraz bahsedebilir misiniz?

Kitabımdaki öykülerde içerik olarak genellikle çeşitli meslek gruplarında yer alan modern insanın metropollerde sıkışmış yaşamından, çıkışsızlığından ve büyük şehrin kaosundan bahsettim. Yazar olarak biçimin sınırlarında dolaşmayı seven anlattığım içerikle birlikte farklı metinleri kaleme almaktan zevk duyan biriyim. Modern ve postmodern edebiyatın bilinç akışı, çoklu anlatıcı, üstkurmaca, metinlerarasılık ve büyülü gerçekçilik gibi anlatım tekniklerini öykülerimde kullandım. Zihnimin konuşkanlığı öykülerimdeki deliliğin sınırlarında gezinen karakterleri yaratmama sebep oldu. Kitabımda yer alan metinlerin fazlasıyla hareketli ve özellikle biçim yönünden farklı olduklarını rahatlıkla söyleyebilirim. Yazarın ne anlattığından çok nasıl anlattığına önem veren bir okur olarak yazdığım öykülerde de bu yolu takip ettim. 

Yeni çalışmalarınız var mı? Varsa, kısaca söz edebilir misiniz?

Adını Modern Soslu Postmodern Makarna olarak koyduğum yeni bir öykü dosyam mevcut. Belli sayıda küçürek öykülerin de yer aldığı bu dosya üzerinde çalışmaya devam ediyorum. Temmuz 2020 tarihinde Kara Gergedan dosyasını tamamlamıştım. Hiç ara vermeden öykü yazmaya devam ettim. Anlatımda kısanın gücüne inanan bir yazar olarak önümüzdeki yıllarda da öykü türünde metinler kaleme almayı sürdüreceğim.

Yazar adaylarına tavsiyeleriniz neler olur?

Bu sorunuzun cevabına, atölyelerime katılan yazmaya meraklı arkadaşlarımıza da söylediğim bir cümleyle başlamak istiyorum: “Yazmak %5 yetenek, %95 okumaktan ibarettir.” İyi bir okur, daha doğrusu nitelikli bir okur olmadan yazar olunamaz. Fakat okumanın konforuna kendini kaptırıp yazı masasından da kaçmamalıyız. O masadan bir süreliğine kalksak bile fazla vakit kaybetmeden yeniden oturmamız gerekli. Unutmamalıyız ki kurmaca metin yazmak bir pratik işidir. Zihnimizin sürekli edebiyat ve sanatın diğer dallarıyla meşgul olması bizleri yazarlık yolunda ilerletecektir. Kurmaca eserlerin haricinde kurgu dışı edebiyat kitapları da okumamız daha fazla beslenmemizi sağlayacaktır.

edebiyathaber.net (4 Ekim 2021)

Yorum yapın