Masthead header

İlhan Erman hoş geldin, İlhan Erman hoşça kal… | Serkan Parlak

Ekin Deniz Kuzu’nun İlhan Erman adlı karakterin başından geçenleri anlattığı ilk öykü kitabı Ölüm Kalım Öyküleri geçtiğimiz yılın son günlerinde Notos Kitap etiketiyle okurla buluştu. “İlhan her öyküde bambaşka hayatlardan ve yollardan geçerek karşımıza çıkıyor. Bazen bir ayyaş oluyor, bazen bir abi, rockstar, apartman görevlisi ya da bazen bir oğul, bir baba… İlhan bir karakter olmaktan çok bir duygu, bir kaşıntı, bir karasinek, içimizdeki nefret, bıkkınlık, yorgunluk. Ölümün, ölümlülüğün ve öz yıkımın aracısı İlhan konuşuyor, can sıkıyor, dertleşiyor, kendinden ve hayatından bahsediyor…”

Öykülerde İlhan Erman karakterinin hayatında iz bırakmış olaylar, durumlar, duygular anlatılıyor. Olup biten her şeyi hatırlayan ve anlatan öykü kişisi o aynı zamanda. Bazı öykülerde adı geçiyor, bazılarında geçmiyor ancak anlatıcının sesinin ona ait olduğunu biliyoruz. Her öyküde farklı bir durum, ilişki, sorun var, bazen kimliği de değişiyor İlhan’ın. Kısa, duru, akıcı cümlelerden oluşan öykülerde birinci tekil kişi anlatıcı kullanılıyor, bu sayede okur öykü kişileriyle daha samimi bir ilişki kurulabilir. Yazarın ben anlatıcılar aracılığıyla İlhan Erman’ın yaşadığı bazı olayları duygu, davranış ve diyaloglar eşliğinde yalın ve samimi biçimde anlatması hikâyeleri güçlendiriyor. Öykülerdeki diyaloglar, betimlemeler ve atmosfer işlevsel ve gerçekçi. Genç yazarlar arasında moda olduğu düşünülen bazı marka adlarının kullanımı -bira ve sigara gibi- okurun metinle kuracağı yakın bağa karşılık gelebilir; olay örgüsünde bu kullanımın bir yeri, vurgusu olup olmadığı gerçeğini hesaba katarak elbette. 

İlhan Erman bir kişilikten çok her öyküde farklı bir duyguyu ya da düşünceyi temsil ediyor. Duygular, her halükârda öykünün ana karakterlerini belirliyor. Öykülerin merkez izleği ölüm. İlhan Erman ölümle çocuk yaşlarda sarsıcı biçimde karşılaşıyor, önce anne babasını, sonrasında sevdiği bazı insanları kaybediyor. Bu kayıplar üzerine düşünüyor, onları sorguluyor ve geçmişe giderek ayrıntılarını anımsıyor. Bu yüzden kısa ve yer yer devrik cümlelerle şiiri çağrıştıran kederli öyküler okuyoruz. Ekin Deniz Kuzu, Oggito’ya verdiği söyleşide bu durumu şu şöyle açıklıyor: “Üslup, dil, biçim gibi unsurlar birbirini fazla tekrar ederse, orada bir hata yaptığınızı anlıyorsunuz. Üstelik İlhan, bir kişilikten çok bir duyguysa, benim önce şuna bakmam gerekti: İnsanlar duygularını nasıl ifade eder? Değiştirerek. Sözgelimi öfkeyi farklı, sevinci farklı, mutluluğu başka, mutsuzluğu başka anlatır. Yine de hepsinde birbiriyle bağlantılı, birbirine yakın taraflar olduğunu da görürüz. Ritmik bir şeyden söz ediyoruz. Çünkü insan karışık bir varlık. İlhan da karışık bir varlık. Bütün bu karışıklığın içinde ritmik bir anlatım yakalamanın peşine düştüm. Merkezine ölüm duygusunu alan bir kitabınız varsa, anlattıklarınızın, bir yandan can sıkıcı bir yandan da yeni umutlara gebe olmasını diliyorsunuz.” 

“Çoğu Zaman Barlarda” adlı ilk öyküde Ankara’dan İstanbul’a gelmiş bir karakter olarak İlhan Erman’ı tanımaya başlıyoruz. Biyoloji alanında yüksek lisans yapan kadın barmenle barda geçen sohbetlerini okuyoruz. Konuşmaları özellikle İstanbul ve Ankara’da yaşama meselesi üzerine dönüyor. Öykünün sonu tam anlamıyla aforizma diyebileceğimiz özlü bir cümleyle bitiyor. Öte yandan usta öykü yazarlarımızdan Cemil Kavukçu’nun “Nolya” ve Kadri Öztopçu’nun “HiçbirYer Barı” öyküleriyle karşılaştırmalı okuma için heves uyandırıyor bu ilk öykü.

Kitabın ikinci öyküsü “Hepsi Benim İçin”de İlhan Erman’ı farklı kişilik özelliklerini öğreniyoruz. Kadınlara dair hayaller kuran yalnız ve mutsuz bir adam, kitapçıda çalışıyor. Farklı öykülerde farklı kişiliklerde karşımıza çıkan Selma dükkana geliyor ve tanışıyorlar. Aşk ve kitaplar hayatı daha katlanılır kılmaya başlıyor. 

Üçüncü öykü “Yaprak Sarmanın Günü”nde İlhan, ofis çalışanı olarak yaşayan bir ölüdür adeta. Hayatın sıkıcılığını çocukluğuna giderek, oyunlara dönerek aşmaya çalışıyor. Aforizmalar üretiyor. “Hayatlar, devrim yapma düşüncesine benziyor. Onarmak yetmez, bu anlamsız. Sadece olanı yıkıp yerine yenisini kurmak gerekir. Ne yazık ki hayat, devrimden de ağır bir düşünce,” diyor ve hayatının kırılma noktasını anımsıyor, annesiyle babasının trafik kazasında ölümünü.

“Ölüm Kalım Öyküleri, İlhan’ın çevresinde gelişen olayları anlatsa da odağını gerçek bir merkeze sabitliyor: ölümün çok boyutlu yanlarına, geride kalmaya, kaybetmeye ve ölümle karşılaşmanın ardındaki beyhude arayışlara.”

Ekin Deniz Kuzu; ilk kitabında Hemingway, Kerouac, Bukowski gibi yazarlardan etkilenerek işlediği temel dertler üzerinden yarattığı özgün karakteri aracılığıyla dil ve anlatımında kendine has üslubunun temellerini atmayı başarıyor. Yeni öykülerini okumak dileğiyle… 

edebiyathaber.net (15 Nisan 2022)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r