
Caner Almaz, “Görevimiz Ne?”de, lise çağına gelmiş Atlas’ın buruk hikâyesini dramatize etmeden, soğukkanlı bir anlatıyla satırlara dökerken, insanın yaşı fark etmeksizin bu dünyadaki anlam arayışının ona sağladığı yaşam inancını kaybetmemenin altını çiziyor. Bir amaç edinerek, inanarak, karşısındaki insana güvenerek ve onun güvenini kazanarak ne zorlukların nasıl aşılabildiğini anlatan kitap, bu husustaki emeğin de her zaman karşılığını bulacağının altını çiziyor.
Ergenlik, insanın hayatındaki en önemli eşiklerden biri olduğu için geçiş süreci en inişli çıkışlı dönemlerinin ilkidir. Zihin ve beden başka türlü çalışır. Dikkati toplamak zordur. Her şey hem omuzda hem kafada bir yük gibi gelir. Bütün bunlara erken yaşta aile içinden birinin kaybı da eklenince hayat, yekten çekilmez hâle gelir. Geçtiğimiz yıl Türkiye’nin en prestijli edebiyat ödüllerinden biri olan Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü’nü kazanan Caner Almaz’ın Genç Timaş etiketiyle yayımlanan yeni gençlik romanı “Görevimiz Ne?” de tam bu süreç içinde, hayatın gel-gitleriyle boğuşan Atlas karakteri üzerinden, kendisine bir amaç edindiği zaman gençliğe adım atmasına ramak kalmış birinin neler yapabileceğini, yaşamla nasıl başa çıkabileceğini, zorlukların üstesinden nasıl gelebileceğini yalın ama akılda sağlam bir etki bırakan bir dille anlatıyor.
Atlas, babasını küçük yaşta kaybettiği için kendini dış dünyadan somutlamış, vaktini okula gidip gelmek dışında pek bir şey yapmadan geçiren bir çocuktur. Bankacı annesi, Atlas’la aynı şekilde, babasının kaybı yüzünden ilk sınavda üniversiteyi kazanamayan ablası Defne’yle birlikte yaşamaktadır. Atlas’ın bu içe kapanık hâli, ablası Defne’yi çok üzmektedir. Yaşıtları, herhangi bir sosyal aktiviteyle, arkadaşlarıyla güle oynaya vakit geçirirken Atlas, tek güvenli limanı günlüğü dışında kimseye içini dökememekte, kendi yarattığı saydam demir parmaklıklar ardında amaçsız bir yaşam sürmektedir. Bu durum ablasının gözünden kaçmaz. Onun hâline çok üzülür ve Atlas’ı tekrar hayata döndürmek için aklına bir fikir gelir. Bilgisayar oyunlarıyla içli dışlı arkadaşı Alp’le Atlas için bir oyun geliştirir. “Görevimiz Ne?” adlı bu oyunda, her aşamada oyunculara bazı görevler verilir. Oyuncular bu görevleri yerine getirdiklerinde, sahip oldukları karakterler ilerleme sağlar. Ancak bu görevler bildiğimiz, sıradan bilgisayar oyunlarındaki gibi değildir. Örneğin çoraplarını yerleştirmek, yatağını düzeltmek, çevrenizden bir yakınınıza yardım etmek gibi gerçek hayatla iniltisi olan görevler verilir.
Defne, Atlas’a oyundan bahseder ve oyunu geliştiren arkadaşının da Atlas’ın fikirlerine önem verdiği için oyuna bir göz atmasını ister. Atlas da günlüğü dışında başka bir konuyla ilgilenmiş olmak için oyuna başlar. İlk baştaki basit görevleri yerine getirir. Sonrasında ana fikri çözer: Oyun ona bir görev aracılığıyla aslında bir amaç vermektedir. Atlas, oyunun verdiği her görevi yerine getirdiğinde amacına ulaşmış olur. Yavaş yavaş da bundan keyif almaya başlar.
Öte yandan okulda da işler pek iyi gitmemektedir. Zira yaptıklarıyla yaşıtlarına yaka silktiren, onları okuldan soğutan Burak ve arkadaşları Atlas’a da sarmışlardır. Burak, onu her gördüğünde dalga geçecek bir konu bulur. Aynı zamanda okulun futbol takımında da oynayan Burak’ın da bir amacı vardır: Okul takımında daha üst seviyeler yükselmek.
Günler böyle gelip geçerken, Atlas, yolunun üzerindeki pastaneci Tahsin Amca’dan arkadaşlarına götürmek için poğaça almaktadır. Bir gün tesadüf eseri gözü bir manzaraya takılır ve aklına insanın neden fotoğraf çektiği gelir. Tahsin Amca’sına sorar. O da, anları ve anıları bir ömür boyu yaşatmak için insanların fotoğraf çektiğinden muhabbeti açar, eskiden mahalledeki devasa apartmanlar yapılmadan önce burada yazlık sinema olduğundan bahseder ve o günleri anar. Bu sohbet Atlas’ın aklına takılmışken Atlas oyunun verdiği yeni görev doğrultusunda mahallelerindeki pastaneci Tahsin Amca’ya yardım etmek durumundadır. Bunu tek başına yapamayacağı için okuldan arkadaşlarından yardım ister. Hep beraber Tahsin Amca’nın dükkânına giderler. Ellerinden gelenin en iyisini yaparak Tahsin Amca’nın en yoğun saatlerinde ona yardım etmiş olurlar. Sonra Atlas eve geldiğinde, ablasına Tahsin Amca’nın eski yazlık sinema günlerinden bahseder ve bunu tekrar hayata geçirip geçiremeyeceklerini sorar. Defne şaşırmıştır çünkü Atlas, artık hayata karışmak için kendine bir amaç edinmiştir. Her güne yeniden başlamak için bir sebebi vardır. Hemen kolları sıvarlar. Yakınlarındaki herkesten yardım isterler. Hatta Burak’tan bile. Nihayetinde de o eski mutlu günleri tekrar yaşamayı ve yaşatmayı başarırlar…
Caner Almaz, “Görevimiz Ne?”de, lise çağına gelmiş Atlas’ın buruk hikâyesini dramatize etmeden, soğukkanlı bir anlatıyla satırlara dökerken, insanın yaşı fark etmeksizin bu dünyadaki anlam arayışının ona sağladığı yaşam inancını kaybetmemenin altını çiziyor. Bir amaç edinerek, inanarak, karşısındaki insana güvenerek ve onun güvenini kazanarak ne zorlukların nasıl aşılabildiğini anlatan kitap, bu husustaki emeğin de her zaman karşılığını bulacağının altını çiziyor.



















