Masthead header

Ferhan Şensoy’un “Dündeste”si üzerine kısa bir yazı | Samet Karadeniz

“dün başladı dündeste

ne kadar şiir bir gece

babam öldü kırk gün oldu

düşündüm düş yoruldu”

Ferhan Şensoy’unDündeste“si üç ay önce Ortaoyuncular Yayınları’ndan çıktı. Gündeste ve Gecedeste ismini verdiği destelerinin devamı niteliğinde bir kitap. Yine onlar gibi, yaşamına, anılarına, sevincine, hüznüne şiirce eşlik eden, kronolojiyi bozarak kurgulanmış bir anlatı.

Usta tiyatrocu Ferhan Şensoy, yalnız tiyatroda değil, roman, şiir, deneme, öykü gibi alanlarda da üretken bir tablo çizmiştir. Yıllar içinde kendi dilbaz üslubunu ve okuyucu kitlesini yaratmıştır. Şensoy, yazmaktan yorulmadığı gibi, yarattığı sabırsız okuyucu kitlesi de okumaktan yorulmuyor diyebiliriz. Öyle ki, Başkaldıran Kurşunkalem yayınlandığı hafta, okuyuculardan “Devamı ne zaman yayınlanacak?” sorusunun geldiğine bile şahit oldum.

“bambaşkadır

yaşanmadan bilinmez

dört bir yanı dikenli tel yalnızlık

ben askere tek gittim

karımı almadılar

ben onu özleyince

evime salmadılar”

Yazarın yalnızlık anlarına konuk olduğumuz bu kitapta, bazen en sessiz bazense en isyânkar mısralar dile getiriyor yazarın hayatını. Bir ırmak kıyısında başlamış Şensoy’un hayatı, kendine dair ne yazmışsa, aynı ırmak kokusu… Tiyatro, askerlik, dostluklar, itiraflar, gizdesteler, sıkıntılar, kaybedişler, ayrılıklar, aile hayatı, kapanan evler, çalışılan yeni oyunlar, Paris’ten Geriş’e, İzmir’den Amsterdam’a yolculuklar arasında kendine şiirler mırıldanan bir yazar… Anıları hakkında şiirler kuran bir şairden çok, kendini şiirce sunan bir hayata tanık oluyoruz. Dündeste, Ferhan Şensoy üslubunun, onun hayatına eşlik etme biçimi aslında.

Kitabın bir kısmı, Birol Kutadgu’nun, kapağını kendi resimleyerek hediye ettiği bir deftere yazılmış. Dündeste’nin kapağındaki renkler, işte o defterden.

“sevdiklerim gökyüzündeler

gökyüzü pus kıyamet”

Kitabın sonunda 50 yaşındaki Ferhan Şensoy’un Dündeste’yi kapatarak Derdeste’ye başladığını okuyoruz. Okurları için artık, Derdeste ve otobiyografik romanının üçüncü cildi olarak müjdelenen Nezle Olmuş Dolmakalem kitaplarını bekleme zamanı. Bir de tabii, Ortaoyuncular’ın 40. yılı için tekrar oynanması planlanan ve fakat pandemi dolayısıyla ertelenen Şahları Da Vururlar’ı…

“Kitap görücüye çıkmaz, alınır ve okunur.”

Görülen lüzum üzerine, bir son not olarak, son günlerde edebiyatta sansür, teftiş ve ahlâk konuları —her konuda olduğu gibi— son derece yüzeysel bir şekilde gündeme geldi. Şensoy’un 2005 yılında yayımladığı Elveda SSK romanı hakkında çeyrek çepelek bilgilerle yapılan —kurgu ile düşünce yazısını birbirinden ayıramayacak kadar üşengeç— akıldışı yorumlar nedeniyle gereksiz bir sözde-tartışmanın ortasında kalmış bir yazar için, okurları olarak söylememiz gereken bir şey var sanırım.

Ferhan Şensoy, Kalemimin Sapını Gülle Donattım kitabında, Galatasaray Lisesi’nde öğretmeni olan Tahir Alangu’nun, sınıfa gelen müfettişe şöyle dediğini anlatır: “Arkadaşlarımla edebiyat görüşüyoruz. Edebiyatın teftişi olmaz, çok ayıptır!” Günün birinde, okur ve ebeveyn sorumluluklarından kaçarcasına, teftiş yetkilerini başkalarına vermeyi savunanlar olursa, okuyucu olarak hatırlamamız gereken bir kriter var: “Ustamızla edebiyat görüşüyoruz. Edebiyatın teftişi olmaz, çok ayıptır!”

Samet Karadeniz – edebiyathaber.net (10 Eylül 2020)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r