Masthead header

Dovlatov’un bavulu | Onur Uludoğan

I

Sovyetler Birliği rejimi, kimi yazarları yok saymak, yazdıklarının yayımlanmasını engellemek, sürgüne göndermek hatta öldürmek konularında sabıkalı bir geçmişe sahip.

Bu kapsamda; Mihail Bulgakov, Andrey Platonov, Yevgeni Zamyatin, Daniil Harms, Varlam Şalamov, Boris Pasternak, Aleksandr Soljenitsin, Vasili Grossman gibi isimlerin yanına onlarca başka isim daha ekleyebiliriz. 

(Yukarıdaki paragrafta adlarını andığım yazarların uğradıkları baskı ve zulümleri daha detaylı bir şekilde anlatmaya çalıştığım yazım, 8 Ekim 2018’de Edebiyat Haber’de yayımlanmıştı.  

II

Sergey Dovlatov da benzer kaderi paylaşan yazarlardan. Dovlatov’un şansı ABD’ye göç edebilmiş olmasında. 

3 Eylül 1941 doğumlu Sergey Donatoviç Dovlatov, SSCB’de yaşarken yayımladıkları nedeniyle “ideolojiye muhalif” olduğu gerekçesiyle eleştiri almaya başlar. Sıkıntılar yalnızca eleştiri boyutlarında kalmaz İlk öykü kitabı Görünmez Kitap’ın prova baskıları KGB emriyle toplanıp imha edilir. Yazdıkları Avrupa’da yayımlanabilen Dovlatov 1976 yılında Sovyet Yazarlar Birliği’nden ihraç edilir ve bu son gelişme yazarın ülkesini terk etmesine neden olan gelişmelerin sonuncusu olur. 

Yazar, 1978’de ABD’ye yerleşir. 1980’li yıllar, Dovlatov’un baskı altında kalmadan yazabildiği, yazdıklarını da okurlarla buluşturabildiği yıllar olur. Oldukça verimli geçen on iki yılda on ikisi roman olmak üzere on dört kitaba imza atar. 

Dovlatov, yaşamı boyunca alkol problemini yenmeye çalışır. Yıllar boyu kullandığı yoğun alkolden yorulan bedeni, 24 Ağustos 1990’a kadar dayanabilir. Yazar, bu tarihte kalp yetmezliği nedeniyle hayatını kaybeder. 

2022 itibariyle Sergey Dovlatov’un dilimize kazandırılmış üç kitabı mevcut. Yazarın, ABD yılları hakkındaki ilk kitabı olan Yabancı Kadın, 2019 yılında Olvido Kitap etiketi ile SSCB döneminden izler taşıyan Puşkin Tepeleri (2016) ve Bavul (2022) Jaguar Kitap etiketi ile yayımlandı. 

Puşkin Tepeleri Ayşe Hacıhasanoğlu’nun; Yabancı Kadın ve Bavul ise Eyüp Karakuş’un Rusça asıllarından yaptıkları çevirilerle yayımlandı. 

III

Dovlatov, SSCB’de yaşarken bir dönem Puşkin Tepesi Millî Parkı’nda tur rehberliği yapar. Puşkin Tepeleri, bu dönemdeki deneyimlere dayanılarak yazılmış otobiyografik bir roman olarak tanımlanabilir. 

140 sayfalık oldukça kolay okunan Puşkin Tepeleri’nin kahramanı Boris Alihanov, yazdıklarını yayımlatamayan, alkole düşkün ve geçinmek için tur rehberliği yapmak zorunda kalan bir karakter. Bu süreçte, eski karısı ve kızı ABD’ye iltica etmeye çalışırken, kendileriyle gelmesi için Boris’i de ikna etmeye çalışmaktadırlar. 

Roman boyunca, Boris’in geçinmek zorunda olduğu için katlandığı rehberlik işinde yaşadıklarını; yazdıklarını yayımlatamıyor olmanın getirdiği iç sıkıntılarını ve Sovyetler Birliği’ndeki gündelik yaşamın barındırdığı bunaltıcı atmosferi okuruz. Bütün bunların yanında bence romanın en önemli kısmını, anlatıcının ülkesini terk edip etmeme konusunda içine düştüğü ikilemin anlatıldığı satırlar oluşturur. Anlatıcı, anadilinden kopmak zorunda kalmaktan dolayı bir hayli endişelidir. Kitaplarını ülkesinde bile yayımlatamazken, yazdıklarını kimsenin okuyamayacağı bir ülkeye göçmek doğru karar mıdır? Roman bu kritik soruyu merkeze alır ve okurları bu soru hakkında düşünmeye sevk eder. 

IV

Puşkin Tepeleri’nin kaderi, roman boyunca Boris’in ülkesini terk etmek zorunda kalırsa yaşamaktan endişe duyduğu tüm unsurlarla bire bir örtüşür. 

1978 itibariyle Dovlatov, Puşkin Tepeleri’ni genel hatlarıyla yazmış ve kitabı bitirme noktasına çok yaklaşmıştır. ABD’ye göç etmesinin ardından roman bir süre kenarda beklemek zorunda kalır. Dovlatov, 1983’te romana son şeklini verir ve kitap ABD’de Rusça kitaplar basan ve göçmenlere seslenen Ermitaj Yayınevi tarafından yayımlanır. Kitabın uzun yıllar boyunca, Rusça bilen sınırlı bir kitle tarafından okunduğunu varsayabiliriz. 

Puşkin Tepeleri’nin Dovlatov’un vatanında yayımlanabilmesi yazarın ölümünden beş gün sonra 29 Ağustos 1990’da gerçekleşebilir. 

Puşkin Tepeleri’nin uluslararası bilinirliğini sağlayan unsur ise, yazarın kızı Katherine Dovlatov tarafından 2013 yılında İngilizceye çevrilmesidir. 

V

Puşkin Tepeleri’nin sonunda kahramanı; yaşamına, ülkesine ve kendisine yabancılaşmış ve oldukça depresif bir ruh hali içinde ne yapacağını bilemez bir halde bırakırız. Bu açıdan bakıldığında Bavul, Puşkin Tepeleri’ni tamamlar niteliktedir. 

Bavul’da Dovlatov bize doğrudan seslenir. Kurmaca bir kahraman yaratmaya gerek duymaz. Kitap, yazarın ülkesinden ayrılış süreci ve üç bavul alma hakkı olmasına rağmen doldurabildiği tek bavul ile ilgili yazılanlarla başlar. 

Dovlatov, ABD’ye yerleşmesinin ardından bavulunu bir dolaba kaldırır ve yıllar boyunca açmaz. Yıllar sonra karısının ısrarı sonucunda bavulu tekrar gün yüzüne çıkarır ve içindeki eşyaları tek tek gözden geçirir. 

Bavuldan çıkan her eşya Sergey Dovlatov’un geçmişte kalan yaşamına açılan bir pencere işlevi görür ve biz okurlar, yazarla beraber o pencereden içeri bakarız. 

VI

Bavul’u okumaya başlamadan önce, nostalji yüklü, geçmişe özlem duyan, göçmenliğin getirdiği psikolojik yükten bahseden melankolik bir kitap okuyacağımı düşünmüştüm. Kitabı bitirdikten sonra bu önyargımın tamamen yanlış olduğumu anladım. 

2019 tarihli Chernobyl isimli diziyi izleyenler madenciler arasında geçen şu espriyi hatırlayacaktır:

-Saatte 20 litre yakıt tüketen, devasa boyutlarda olan, inanılmaz bir toz bulutu çıkaran ve bir elmayı üçe bölen şeye ne denir?

+…

-Elmayı dörde bölmek için yapılmış Sovyet makinesi. *

Bavul, yukarıda alıntıladığım espride vücut bulan bakış açısıyla kaleme alınmış parçalar içeriyor. Kitap; Fin Malı Soket Çoraplar, Bir Çift Nomenklatura Ayakkabısı, Güzel Bir Takım Elbise, Subay Palaskası, Fernan Leje’nin Kabanı, Poplin Gömlek, Kışlık Şapka ve Şoför Eldivenleri isimli bölümlere ayrılmış. Her bir bölümde adı geçen eşyaların anlatıcının hayatına nasıl girdiğini okuyoruz. 

Kitaptaki anlatıcı karşımıza, kimi zaman amatör bir çorap kaçakçısı, kimi zaman asker, kimi zaman çekimine gizlice başlanan bir kısa filmin başrol oyuncusu olarak çıkıyor ve eşyalarla ilgili anlatılanlar, dışarıdan bakıldığında granit sağlamlığında görünen rejimin aslında kâğıttan kaplan olduğunu gözler önüne seriyor. 

Sergey Dovlatov, ince bir mizahla beslediği öyküleriyle bir yandan SSCB’de gündelik yaşamı kayda geçirirken diğer yandan da özlem duyduğu ülkesine olan sevgisini kaleme almayı başarıyor. 

*  Kaynak: https://eksisozluk.com/entry/90640647 

Kitaplar

– Sergey Dovlatov, Puşkin Tepeleri, Çeviren: Ayşe Hacıhasanoğlu, Jaguar Kitap, roman, 140 s., 3. Baskı, Aralık 2019

– Sergey Dovlatov, Bavul, Çeviren: Eyüp Karakuş, Jaguar Kitap, Anı/Öykü, 144 s., 1. Baskı, Mart 2022

edebiyathaber.net (9 Haziran 2022)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r