Masthead header

Doğan Ateş’e 6 soru | Can Öktemer

En son okuduğunuz kitabın adı nedir?  İzlenimlerinizi öğrenebilir miyiz?

Birkaç ay önce okuduğum, bir kez daha okumaya başladığım iki kitap var. Abidin Dino’nun Eller adlı kitabı ve Abidin Dino ile Yaşar Kemal’in buluştuğu söyleşi, Yüzler.

“Bana ayrılan zamanı çizmek.” Abidin Dino Eller’e, bu cümle ile başlıyor. Yazmak. Bana ayrılan zamanı yazarak kullanmak. Kendime ayırdığım zamanı yazıya ayırmak. Hayatın her anında kullandığım el, bir metni kaleme alırken uzun uzun düşünmeye sevk ediyor. Bunu bir kenara henüz bırakabilmiş değilim. (Bırakmak istediğimden de emin değilim.) Kalem tutan ele odaklanmak. Yazıya aracılık yapıyor ama bir el başlı başına ne anlatabilir? Çizimlere bakmak mı yoksa Eller’i okumak mı? Sık sık bu ikileme düşsem de her okuyuşumda karşılaştığım farklılıklar seneler sonra okuduğumda yine şaşırtacaktır beni.

“Kaç yüz taşıyabilir tek bir yüz? Bir tane olsun kendi hali yok mudur?” Bu cümleyle iki sene önce karşılaştım. O günden beri yüz üzerine okumaya dadandım diyebilirim. Bahsettiğim cümle, Enis Batur’a ait. Gövde’m adlı kitabında geçiyor. Abidin Dino-Yaşar Kemal söyleşisi de o meraktan gelen bir okuma sürecinde var oldu.

Her gün görüyoruz: Ağlayan yüz, gülen yüz, sinirli yüz ve onlarca duygu durumuna ev sahipliği yapan yüzler. Kimisini unutuyoruz, kimisini hatırlamaya çalışıyoruz. An geliyor bir başka yüzü, silinip giden bir yüze benzetiyoruz. Öyle ki, her gün görmek istediğimiz yüz(ler) de var. Hal böyleyken, bir yüz, kendi içinde bir dünya iken sürekli biriken ve silinen insan yüzleri yazmakla uğraşan birini nasıl etkilemez ki? “İnsan yüzünden içeriye bakmak” diyor Yaşar Kemal, bir noktada bu kitap, o içeriye bakmayı okura sunuyor.

Son okuduğunuz kitapta, en beğendiğiniz cümle ya da alıntı nedir?

“Bir yakınma: parmaklar salt avucunun içine doğru bükülebiliyorlar. Tek yönlü: edinme eylemi yüzünden. Yüzyıllar boyu edinme hırsı, hep almak, hep almak.”  Eller, Abidin Dino

“Aslında kitap gibi bir şey her yüz, ama daha yazılmamış bir kitabı okumak kolay mı, belki de İbn-ül Arabî olmalı.”

Yeni bir kitaba başlamadan önce arkadaşınızdan mı tavsiye alırsınız, kitap eklerinden mi yararlanırsınız yoksa tamamen sezgilerinizle mi hareket edersiniz?

Hepsi, diyebilirim. Ama çoğunluğu sezgilerimle, araştırmalarımla seçtiğim kitaplar oluşturur. Ek olarak, okuduğum bir kitabın içerisinde geçen kitapları da okumak gibi bir alışkanlığım mevcut.

Keşke bu kitabı ben yazsaydım dediğiniz bir kitap var mı?

Bu soruyu es geçme hakkımı kullansam…

Yazdıklarınızı ilk olarak ne zaman gün ışığına çıkardınız ve ilk kimlere okuttunuz?

2014’te bir blogum vardı. Altı ay kadar oraya yazdım. 2015’te ise yakın çevreme okutmaya başladım. Çok çektiler benden. Affetsinler.

Belirli yazma alışkanlıklarınız var mı? Gürültülü bir yerde mi yoksa sessiz bir ortamda mı yazmaktan hoşlanırsınız?

Belirli bir yazma alışkanlığım var. Birkaç cümle de olsa yazmadan uyumam. Çöpe gideceğini bilsem de o cümleler için uyumamayı tercih ediyorum. Yazarken sessizliği seviyorum. O yüzden evde herkesin uyumasını beklemişliğim çok olmuştur. Bir kafede oturup yazmaya çalışsam da pek başarılı olduğuma inanmıyorum. Artık denemiyorum da.

edebiyathaber.net (17 Temmuz 2020)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r