Masthead header

Cihat Duman: “Anlaşılsın diye yazmıyorum ben şiiri.”

Söyleşi: Zeynep Yolcu

Şair, avukat Cihat Duman ile 2017 yılında Fransızcaya çevrilen bir fil müddeti üzerine söyleştik. Şair şiirlerini anlaşılmak için yazmadığını, okuyucuyu telaşa, korkuya, ağlatmaya ve güldürmeye sürüklemek istediğini açıkladı. Şiir kitabından yola çıkarak sorduğum soruların cevapları ile işte söyleşinin devamı…

İlk sayfalarda 67 kez battaniye kelimesini kullanmışsınız. ‘battaniye’ ile neyi anlatmak istediniz?

Battaniye kelimesini tekrarlamaya ihtiyacım vardı diyeyim. Bir düşünür yeryüzündeki en yaygın sembollerin sözcükler olduğunu söyler. Başka bir düşünür ise gerçeği sembolleştirmeye direnmekle tanımlar. Tekrar dışında Roboski Katliamı’nın üzüntüsünü içimden söküp atacak bir gerçek bulamadım diyebilirim. Herkesi battaniyelere sarmışlardı. Herkes paramparça olmuştu.

Sosyal medya hesapları sizce şiire nasıl yansımaya devam edecektir?

‘cihat duman kendi durumu hakkında yorum yaptı.

|ağlayınca kan kaybediyorum|’

Yukarıdaki dizeleri 1955’te de yazabilirdim. Bu örnek dijital ortam parodisine tam bir örnek değil. Daha kesin dizeler bulabilirsiniz kitaplarımda. Ayrıca ağlayınca kan kaybetmek kan ağlamak deyimine açıkça gönderme. Bu gönderme Cemal Süreya’nın “Folklor Şiire Düşman” yazısındaki yasağa aykırı. Biraz kolaya kaçmışım sanırım dize kurarken. 

‘çok yazık

canlılay geliyoy ve kaçmak yoksuz

duyup biy kilo ağlayacağım

öpüleyek yontulmuş biy heykelin iç dişleyinden

iç dişleyinden biy heykelin geliyo kaçmak yoksuz

bıyakın gelsin

onda

benim etimden yayatılmış biy mutsuzluk vay’

r harfi yerine y harfinin kullanılmasının sebebi pelteklik ile mi ilgili yoksa başka anlamı mı var?

Özdemir Asaf, r harfini seslendiremiyor. Onun hatırasına yazdım.

‘sevgili allah

onu affedeceksen

beni affetme’

münacat şiirinizde astronot metefor mu?

Evet, tam bir rab metaforu. Aynı zamanda yaratıcının yukarıda/ üstte olduğuna dair inanışın parodisidir. Aslında yaratıcı her yerde sürekli var olandır. 

Sahibinden Kiralık Şiir başlığı kitaplarda görmeye alışık olmadığımız bir yazıdır. Bu yazı ile günümüz şiirine eleştiri mi sundunuz?

Şiirde e ticaret sitelerinin biçimi taklit edildi. Bir ilanla başlar ve iki görsel ile devam eder şiir. Görseller de fotoğraflardan değil, kelimelerden oluşur. Bir ara yüz arayışın neticesi diyebiliriz bu çabaya. 

İlk bölümdeki şiirlerinizi küçük harf ile yazmanızın nedeni nedir?

Her şiir içindeki özel isimleri ve dize başlarını nasıl yazacağımla birlikte yapılır bende. Buna ben karar vermiyorum. Şiirin konusuna göre şekillenen biçimi ya da biçimine göre belirlenen konusu harflerin büyüklüğünü belirliyor. İkinci bölüm düzyazışiir olduğu için düzyazı kullarını uyguladım. Birinci bölüm, şiirine göre değişti. Bu uygulama bugün de devam etmektedir. Şiire başlamadan bilemiyorum büyük harf kullanıp kullanmayacağımı. Bir dönem özel isimlerin son harfini büyük yazıyordum özel isimler sembolleştirmeye yatkın olmadıklarından dolayı.

‘hiç ödenmeyecek bi su faturasına yazıyorum’

Şiirlerinizi genellikle kaleme mi ya da telefon, tablet gibi diğer aygıtlara mı yaşıyorsunuz?

Hem kalemle hem de bilgisayarda yazabiliyorum. Bazen kağıtta başlayıp ekranda bitiriyorum. Bazen tam tersi. Genelde ilk dizeyi telefonumun not defterine kayıt edip müsait olduğumda şiiri geliştiriyorum.  

bir fil müddeti şiir kitabınızda bu şiirim anlaşılmadı, dediğiniz şiiriniz var mı?

Anlaşılsın diye yazmıyorum ben şiiri. İnsanlar şaşırsın diye yazarım. Telaşa kapılsın. Ağlasın, gülsün, gitsin birini öpsün.

‘’bu benim sonumuz olabilir

insan nasıl da özlüyor kaçak yollarla

kalbi varmış gibi

depremde çok korkmuş insan kalbi

özlüyor insan özlemekten şarjı bitmiş olsa da

terk edilmiş bir karantina gibi hastalığa düşkün

ara sıra gülmüş ara sıra yolda yürürken akla gelen o

nasıl ağlamaklı bir bilseniz

oturup annenize sarma sarmak yardımında bulunursunuz’

Deprem ve karantinaların şair kimliğinize yansıması oluyor mu?

Mücbir sebeplerden ziyade siyasi iktidarın zorbalığı ve ekonomik durumum etkiler şiirimi. Mücbir sebeplerin şairliği etkilemesi bunun bizzat şaire zarar vermesi neticesinde gerçekleşir. Depremde yıkıntılar arasında kalmak, virüse yakalanmak, tutuklanmak. Ben enkazdan sağ çıkmak istemem mesela. Çıksam da şiir yazmam. Dünyan değişirse dilin değişir çünkü. Kolonların altındaki bir dakika normal dünya dakikasından 1.000.000 kat uzundur. O hayatı bırakıp dünya hayatına nasıl devam edelim. Bu dile ihanet değil midir?

Şiir kitabınız da Baudelaire, Edip Cansever, Beşir Fuat, Benjamin, Ece Ayhan, Samuel Beckett adlarını görüyoruz. Yazmak istediğiniz başka yazar var mı?

Dün dünde kalmıştır bugün bugün de. O dönem sevmediğim iki şairi artık seviyorum mesela yaşlandığım için. Oktay Rifat, Behçet Necatigil.

Bizlere şiir kitabınızın yayınevi sürecini anlatır mısınız?

Yayınevi daha önce ikinci kitabımı basmış idi. Yeni kitabım mail attım. Bir ay sonra beni çağırıp sözleşme imzaladı Işık Abla ve Ferruh Abi. Sonra editör hatalarımı düzeltti. Ben de kabul ettim. Sonra bir kısmını kabul etmedim. Bu şiir alfabesidir dedim. Tamam dedi. Sonra 15 Haziran 2014 gibi 500 adet basıldı. İki hafta içinde tükendi. Ekim’de başka yayınevinden bir daha basıldı. Bu kez bin adet. Eylem Hanım ve Osman Bey sonra romanımı istedi. Roman da 1.000 adet basıldı. 2018’de. 

Cihat Bey eklemek istediğiniz başka bir şey var mı? Söyleşi için çok teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim Zeynep. Sorular samimiydi, cevapları da samimi verdim. Eklemek istediğim bir şey var: Sevdiğinize asla musallat olmayın. Şiir ne güne duruyor?

edebiyathaber.net (18 Kasım 2020)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r