Masthead header

Celal Kadri Kınoğlu’ndan hüzünlü, komik ve eğlenceli bir roman: “Armağan”

Celal Kadri Kınoğlu’nun “Armağan” adlı romanı İthaki Yayınları etiketiyle yayımlandı.

Tanıtım bülteninden

Tiyatroda “Caligula”, “Ben Ruhi Bey Nasılım?”, “Benerci Kendini Niçin Öldürdü?” gibi oyunlardaki kendine has oyunculuğuyla dikkat çeken; televizyonda “Tatlı Hayat”ın çılgın İrfan’ı, “Acemi Cadı”nın Müdür Dilaver’i olarak izlediğimiz; son zamanlarda da sahne aldığı caz trio’sunda saksafon performansıyla ve Flu TV’deki konuşmaları ilgiyle takip edilen Celal Kadri Kınoğlu’nun ilk romanı raflardaki yerini aldı…

Celal Kadri Kınoğlu’nun romanı, yazarının, kızına sunduğu armağandan alıyor adını. Hayatını altmış metrekarelik salonunda, kitaplar arasında geçirmiş yalnız bir adamın, unutmak ve unutulmak ihtimaline karşı duruşunun hikâyesi “Armağan”. Unutmak istemiyor bu adam. Okuduklarını, izlediklerini, dinlediklerini… Biriktirdiklerini. Ve unutulmak istemiyor; bir sanat eseriymişçesine yaşadığı hayatının, gerçekten de bir sanat eserine dönüşmesi, kitaplaşması hayaline sığınıyor. Zamanla bir projeye dönüşüyor bu hayal. Takıntılı ve kontrol delisi entelektüel, unutulmama hayalini ancak tüm zamanını bu işe adayacak akıllı ve titiz bir asistan sayesinde gerçekleştirebileceğini fark ediyor ve gazeteye verdiği asistan ilanıyla hikâye başlıyor. Kınoğlu, sanata ve sanatçılara bir saygı duruşunda bulunuyor romanında; edebiyatın, felsefenin, müziğin anlam kattığı yaşamı, yine onların imkânları dahilinde anlamlandırmayı arzuluyor.

“‘Evet, beyefendi. Asistanınız sizi dinliyor. Yürümek…’

‘Birisiyle yürümek?’

‘Benimle.’

‘Hafifletiyor. Anlatmak istiyorsunuz. İçinizde, düşüncelerinizin derinliklerinde uyuyan şeyler hareketlenmeye başlıyor. Gülüşmenin sıcaklığında cesaret buluyorsunuz. Mutlu bir itiraf gibi. Sevildiğiniz için affedileceğinize dair inancınız tam. Onun koluna girip caddelerde süzülmek, vitrinde kendi yansımanızı görüp o an var olmanın, yaşamın tadını çıkarmak… Sorulara hızla cevap verebilmek… Yapabilirim duygusuna yeniden kavuşmak. Kalbinizdeki boşluğun dolması. Karlar altında kalmış bir ağacın yumuşak bir rüzgârla hafiflemesi. Derin bir nefes alıp, bunu unutmamam lazım diye geçirmek içinden…’”

Yazar hakkında

Celal Kadri Kınoğlu, 16 Aralık 1964’te, İstanbul Pangaltı’da doğdu. (Mutlu bir yuvada başlıyor macerası beyefendinin!) İTÜ Makine Mühendisliği eğitimini, tiyatro aşkı uğruna son sınıfta bırakıp, İÜ Devlet Konservatuvarı’na girdi. (Hayatının zaferi!) Okulu, sınıf atlayarak üç yılda bitirdi. (Çalışkan çocuk!) Genç Oyuncular, Kenter Tiyatrosu ve Devlet Tiyatrolarında geçen otuz sekiz yıl boyunca, kırk beş oyunda oynadı, on iki oyun yönetti, dört oyun yazdı. En iyi erkek oyuncu ödülleri aldı, edebi kurulda çalıştı. İstanbul Devlet Tiyatrosu müdürlüğü yaptı ve sayısız öğrenci yetiştirdi. (Aferin… Sanata doymuştur herhalde!) “Uğurlugiller”, “Tatlı Hayat” ve “Acemi Cadı” dizilerinde rol aldı. (Şöhret onu baştan çıkaramadı!) Tenor saksafon çaldığı caz grubuyla müzik dünyasına dahil oldu. (Hep hevesi vardı zaten orkestra kurmaya…) Flu TV’deki konuşmaları pek sevildi. (YouTube âleminde kendi fikirleriyle gençlere ilham verme zevkini tattı!) En sonunda da sevgili kızı için birazdan okuyacağınız bu romanı yazarak pek bir mesut oldu.

edebiyathaber.net (19 Nisan 2022)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r