Masthead header

“Bütün Kara Parçaları İçin, Afrika Dâhil” | Deniz Poyraz

Afrika… Afrika kelimesinin Kartaca yakınlarında yaşayan Samilerin adı olan Afri’den geldiği, başka bir varsayıma göre de Berberi dilinde “mağara” anlamına gelen ifri’den geldiği söylenir. Kökenleri belli olmamasına rağmen Roma yeni topraklarına Afrika adını verdi. Daha sonraları bu kelime bütün kıta için kullanılageldi.           
Kısa Avrupa Tarihi, Kısa Çin Tarihi kitaplarının da yazarı olan Gordon Kerr tarafından yazılan ve Mihriban Doğan çevirisiyle dilimize kazandırılan Kısa Afrika Tarihi Say Yayınları etiketiyle okurla buluştu. Kitap, Afrika’yı tarihöncesi çağlardan başlayarak yirmi birinci yüzyıla kadar etnik yapısı, farklı dinlerle tanışması, kıtanın büyük devletler tarafından hangi yöntemlerle sömürgeleştirildiğini kronolojik ve detaylı bir şekilde anlatıyor.
Ayrıca yazar, kıtanın tarihini anlamak için coğrafyasına da hâkim olmamız gerektiğini vurguluyor ve giriş bölümünde Afrika’ya dair sık ormanlarla kaplı algımızı coğrafi çeşitliliğini anlatarak gideriyor. Afrika denilince akla gelen acı, açlık, hastalık ve ölümü yazar Kerr, kıtanın kültürel çeşitliliğini ve zengin tarihini atlamadan ve bunların önüne geçmeden kısaca “Afrika’ya haksızlık etmeden” anlatıyor. Kısa Afrika Tarihi, kıta hakkında bilgi sahibi olmak isteyen okuyucu için akıcı diliyle keyifli bir başlangıç kitabı. 
Dünyanın ikinci büyük kıtası olan Afrika, tarihçileri birçok ilginç zorluklarla karşı karşıya bırakmıştır. Tanınan elli dört egemen devletin bulunduğu ve Akdeniz, Atlas Okyanusu, Hint Okyanusu, Umman Denizi ve Kızıldeniz ile sınırları olan Afrika, farklı insan, etnik yapı, toplum ve dinin sergilendiği büyüleyici bir kıta. Zaman zaman kıtadaki sıtma hastalığı yüzünden “beyaz adamın mezarı” olarak adlandırılan ve ayrıca Rudyard Kipling’in şiirlerinde “beyaz adamın yükü” olarak nitelediği Afrika’nın büyüleyiciliği ve renkli tarihi ne yazık ki bu söylemler kadar değer bulamamıştır. Emperyalist güçlerin kıtaya ayak basmasından sonra Afrika dünyanın geri kalanı için ardiye, bedava iş gücü ve değerli maden kaynağından başka bir şey olamamıştır. Ancak Charles Darwin’in İnsanın Türeyişi eserinde Afrika’nın “insanlığın beşiği” olduğu iddiasının 1950’lerde yapılan araştırmalarla yeterince kanıtlanması kıtanın ikincilleştirilen miladının revize edilmesi gerektiğini bir kez daha gösteriyor.
Yazar Kerr, Australopithecus’un keşfiyle başlattığı Afrika yolculuğunu kıtadaki Eski Çağ Uygarlıkları ve Orta Çağ Devletleri’ni anlatarak devam ediyor. Kıtanın İslam dini ile tanışmasını anlattıktan sonra yapılan ticaret hakkında da bizlere bilgi sağlıyor. Avrupalıların gelişi ve çok sayıda üretken, genç insanların kıtalarına sunabilecekleri hizmetlerin sonsuza dek yok olmasına neden olan köle ticaretini detaylı bir şekilde açıklıyor. Afrika’nın sadece ekonomik refahına zararının yanında geleneksel kültürleri de yok ettiğini ve insan yaşamının hiçe sayıldığını da ekliyor.
Kronolojik bir şekilde kıtayı bizlere anlatmaya devam eden Kerr, Berlin Konferansı ile resmileşen “Afrika Talanı”nı ve koloni yönetimlerini anlatarak kıtanın bağımsızlık mücadelelerini ve bağımsızlık sonrası yirmi birinci yüzyıl Afrika’sı hakkında değerlendirmelerde bulunarak kitabı noktalıyor. Yazar Kerr’in de altını dikkatle çizdiği gibi, umut ederiz ki kıta büyük güçlerin, toprak altında yatan zenginlikleri için yarıştığı mücadele alanı olmaz ve bu canlı kıta insanları, güzelliği ve renkli tarihiyle dünyayı zenginleştirmeye devam eder…

“Bütün Kara Parçaları İçin, Afrika Dâhil”[1]


[1] Üvercinka / Cemal Süreya

edebiyathaber.net (6 Temmuz 2022)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r