Masthead header

Bir Rus ütopyası: SSCB çökmeseydi | Dr. Javanshir Gadimov

FavoriteLoadingOkuma listeme ekle

Yazıya bir soru ile başlayalım. Sovyetler Birliği çökmeseydi nasıl bir ülke olurdu? Tabii, bunu artık bilmemiz mümkün değil. Ancak yine de 20. yüzyıla damgasını vuran bu çok uluslu ve bir dönemin süper gücünün nasıl olabileceğiile ilgili hayal kurulabilir.

Son zamanlarda izlediğim iki Rus dizisi, bir yandan bilim kurgusal, diğer yandan ise ütopik bir yaklaşımla, Sovyetler Birliği’ni “dirilterek” karşımıza çıkarıyor. Her iki dizide de 90’daki kriz dönemini atlatarak, daha güçlü bir şekilde dünya sahnesine çıkan bir Sovyetler resmi çiziliyor.

Dizilerden birinin ismi “Çernobil: Dışlama Bölgesi”(Чернобыль: Зонаотчуждения), diğerinin ismi ise “Ayın Karanlık Yüzü” (ОбратнаясторонаЛуны). Bilim kurgu konusunun işlediği her iki filmde de zamanda seyahat var. Her ikisinde de kahramanlar ilk önce geçmişe, yani Sovyetler Birliği’nin hala ayakta ve güzel günlerinin olduğu döneme gidiyorlar. Doğal olarak, bu zamanda seyahat sırasında geçmişte bir şeyler değişiyor ve döndüklerinde Rusya Federasyonu yerine yine Sovyetler Birliği ile karşılaşıyorlar.

Çernobil: Dışlama bölgesi – Çernobil’i kurtar SSCB çökmesin

Peki, bu dizilerdeki “günümüzün” Sovyetler Birliği nasıl tasvir ediliyor? “Çernobil: Dışlama Bölgesi” dizisinde, gençlerden oluşan bir grup, geçmişe giderek Çernobil kazasını önlüyorlar. Bu durun tarihin akışını bozduğunu için, benzer bir nükleer santral kazası bu sefer ABD’de yaşanıyor. Çernobil kazası ve bunun sonucu da çökmekten kurtulan Sovyetler Birliği’ni artık güzel ve ışıklı günler bekliyor. Moskova sokakları eskiden olduğu gibi kırmızı bayraklarla donatılmış, her yerde ileri düzey teknolojik bir yaşam var. Kısacası ancak Thomas Moore’un Utopia’sında görebileceğiniz bir ülke haline gelmiştir.

Tabii bunun tam karşıtı bir durum bu sefer ABD’de hâkimdir. Nükleer santral kazası sonrası ABD’de hükümet çökmüş, iç savaş çıkmış, tam bir kaos hakim olan ülkenin büyük bir kısmı da “Vahşi Batı” tarzı çetelerin elinde kıvranıyor. Sovyetler Birliği ütopyasının karşılığı olarak bir ABD distopyası görüyoruz.

Ayın karanlık yüzü daha “gerçekçi” bir ütopya

“Ayın Karanlık Yüzü” dizisinde ise daha farklı bir Sovyetler Birliği hayali kuruluyor. Kaza geçiren dizinin ana karakteri, birinci sezonda kendisini bir anda geçmişte, Sovyetler Birliği’nde buluyor. İkinci sezonda ise başka bir kaza sonucu bu sefer de günümüzün Sovyetler Birliği’nde gözlerini açıyor. Çünkü geçmişte oluşturduğu etkiler sonucunda, Sovyetler Birliği’ni çökmekten kurtarmıştır.

Yine bir Sovyetler Birliği ütopyasını görüyoruz bu dizide. Ana karakter polistir ancak Sovyetler Birliği’nde artık polise pek ihtiyaç kalmamıştır. Çünkü gelişen Sovyet bilimi, suça teşvik eden genleri önceden tespit ederek, tamamen suça yönelimin sıfır olduğu bir toplum oluşturmuştur. Kısacası sıfır suç oranı ve yine ütopik bir toplum.

Teknoloji de çok gelişmiştir. Her ne kadar telefonları çok ilkel görünse de Amerikalıların kıskandığı teknolojik ürünlere sahipler. Tıp alanında ise o kadar ileriye girmiştir ki, tedavi ve ameliyat olmak isteyen çaresiz Amerikalı ve Avrupalılar kaçak yollarla SSCB’ye girmeye çalışıyor. Çünkü kanser artın sıradan bir ameliyatla tedavi ediliyor.

Üstteki ara başlıkta belirttiğim gibi bu dizide “gerçekçi” bir ütopya (olabildiği kadar) var. SSCB, insanların çeşitli şeyler almak içinsıraya girdiği ve ancak limitle alabildiği (karne ile) bir ülke olarak akıllarda kaldı. Bu dizide de benzer bir sahne ve durum var. Ana karakter telefonuna dört pil almak için bir mağazada sıraya giriyor, ancak satıcıdan sadece üç pil alma hakkı olduğunu öğreniyor. Yani gelişmiş ve geleceğin Sovyet toplumu bile kuyruk ve karne ile satıştan kurtulamamıştır.

Tabii bunlar birer bilim kurgu, fantezi ve hayal ürünü birer film ve dizidir. Buna rağmen yine de Sovyetler Birliği’nin hayali ile yaşayan bir kesim hala var. Bu diziler de birer hayal ürünü olarak çökmeseydi nasıl olabileceği ile ilgili bir düş kurduruyor izleyiciye.

Peki, sizce Sovyetler Birliği çökmeseydi nasıl bir ülke olurdu? Hayal kurmak serbesttir.

edebiyathaber.net (14 Haziran 2019)

Bunlar da ilginizi çekebilir:

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z