Masthead header

Bir dergi daha yayın hayatına son verirken | Serap Gökalp

Edebiyat Nöbeti Dergisi 18. sayısıyla, 2018 Aralık ayında bir veda yazısıyla tarih oluyor. Son sayısı 168 sayfa, 75 yazar ve şairin yapıtlarına yer vermiş bu sayısında. Yazıların yanında kitap tanıtımları, başka dergilerin yayınların tanıtımlarını yapan her sayısı dolu dolu bir dergi parasal nedenlerle savaş alanını terk ediyor. Fiyatı 10.-TL, yıllık abone bedeli 60.-TL. idi.

Ortalama bir rujun fiyatı 50.-TL., bir kravat 129.-TL. bir dilim yaş pasta 20.-TL. 168 sayfalık 75 yazar ve şaire sayfalarını açan Edebiyat Nöbeti 10.-TL. idi.

Edebiyat Nöbeti ’nin neferleri yorgun…

Dolmakalemimi kaybettiğimde bir tane alayım dedim, en ucuzu 50.-TL. Bin liraya kadar kalem var. Oturup düşündüm, yahu benim (ilk yazım için takıntım bu işte, ne yapayım) dolmakalemi almak için son kitabımın fiyatı 15.-TL. Kaç kitap vereceğim de bir dolma kalem alacağım? Bilgisayara geçirdiğinde makinenin elektriği, verdiğim zaman, çıktı aldığımda kâğıt masrafı derken bana bir kitap (emek ve zamanı fiyatlandırmıyorum) bana kaç liralara mal oluyor acaba? Boşver, bunu geçelim. Ama şeytan dürtüyor, temizlikçi kadınların yevmiyesi 150.-TL. On tane kitabımdan versem evi bir kere temizle desem, ne işime yarayacak senin kitabın diyen bakışlarını görür gibiyim.

Edebiyat Nöbeti, nöbet yerini bırakmaya karar verdi…

Edebiyat Nöbeti’ne gidene kadar Gönül Çatalcalı, Çocuk, Kedi, Anne, öyküsüne yaşamının kaç saatini verdi, bunun para karşılığı ne? İsmail Biçer, Kimselerin Duymadığı şiirini dergiye göndermeden önce kaç gününü sözcüklerle didişerek geçirdi? Atilla Aşut’un yalnızca 2012 Aralık ayına ilişkin Yazıevi Günlüğü o sayfalara ulaşana kadar kaç saat, kaç kişinin alın terini emdi? Derginin bir sayfasında yer verilen, bir özgeçmişle birlikte sunulan ressamlarla ilgili çalışmada bir ressamın hangi duygularının, çekişmelerinin, uğraşlarının izleri vardır? Bizlerin bir görsel olarak algıladığımız, okuduğumuz, bir anlığına durup duygulandığımız bu yapıtlarla birlikte kaç sanatçı gelip geçti bu sayfalardan?

Edebiyat Nöbeti artık tutulmayacak…

Sanal dünyanın deprem dalgası gibi edebiyata saldırdığı bir dünyada bu nöbeti tutmaya kimin gücü yetiyor? Dağlar gibi Kerimcan Durmaz’ın karşısında kim durabilir? Yayıncıların yazarlara teklif paketleri sunduğu, yazar katkılarını beklediği bir yayıncılık içinde yüzüyoruz. Kitapların ancak böyle basıldığı, parayı verenin kalın ciltli kitaplarını kitap fuarlarında uzun kuyrukların önünde imzaladığı günlerde (sonra o kitaplar evlerin en kuytu köşelerinde örümcekleniyor ama olsun)  bütün bu olup bitenleri uzaktan izlemek istiyorum. Değişim böyle bir şey olmalı. Yaşlanmak böyle bir şey… Konulu filmlerin insanları “kastığı”, o yüzden “geyik senaryoların” yazılıp çekildiği filmler ön sıradayken, öbür dünyaya yatırım yapmak için aklımızı kaçırmışken, bir türlü bitmeyen iç savaşa rağmen pazarda alışveriş yapıp geceleri eğlence yerlerinde terlerken, kadınlar öldürülür, çocukların ırzına geçilirken, imar affı diye girişilen işte İstanbul gibi bir kentin bile doğru düzgün kayıtları olmadığını öğrenmişken, okullardaki korkunç kargaşaya gücümüz yetmez, sokak röportajlarını izlerken saçımızı başımızı yolasımız gelirken edebiyatın nöbetini tutmak mı?   Trafikte küfürleşirken, her girdiğimiz kuyrukta birbirimizle kavga ederken, mutfakta yemek pişirirken bile paranoyakça acaba hangisi zararlı diye kuruntular içindeyken, siyasetle ilgilenmek mi bıktım yahu deyip sonra ucu bana dokunduğu için gene vır vır konuşurken… Doktorlar tedavi etmek yerine ellerinde neşterlerle hazır beklerken, doktorlar dayak yerken, avukatlar bu dava bana kaç para kazandırır diye gülümserken, yargıçların eli titrerken, polisler akşama eve gidebilecek miyim diye kaygılanırken, kar altında çarpışan askerler başka bir gezegendeymişçesine ekrandan izlenirken edebiyatın nöbetini tutmayalım peki.

Hoşçakalın Edebiyat Nöbeti’nin neferleri, belki de gerçekten zamanı terk etmek için bu siperleri…

Serap Gökalp – edebiyathaber.net (31 Aralık 2018)

  • naciye gümüşsu erdoğan - 31/12/2018 - 15:45

    Bu dergi kapanırken değilde ilk çıkarken onu anlatan yazı ile karşılaşmak isterdim.
    Okumak için o kadar çok kitap ve piyasada dergi var ki, kendi adıma dergilerden ziyade kitaplara zaman ayırmayı tercih ediyorum. çalışan bir insan olduğum ve zaman yetmediğinden
    Buna rağmen Bavul dergi okumadan duramadığım bir dergi, birde daha önce var olan ve sonra kaybolan , elimdeki sayılarını sakladığım “Dünyanın Öyküsü”dergisinden bahsetmeden geçemeyeceğim.cevaplakapat

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r