Masthead header

Arter’de Bill Fontana’nın eserlerini deneyimlemek için son haftalar

Bill Fontana’nın İstanbul Boğazı’na ismini veren İo’nun mitolojik hikâyesine atıfla adlandırılan ses/video yerleştirmesi İo’nun Yeni Sesi ve Notre-Dame Katedrali’nin çan seslerini canlı bir bağlantıyla Paris’ten İstanbul’a taşıyan ses yerleştirmesi Sessiz Yankılar: Notre-Dame, 4 Aralık 2022 tarihine kadar Arter’de sergileniyor. 

İO’NUN YENİ SESİ

Arter’in “Sesli Dizi” serisi kapsamında Melih Fereli küratörlüğünde gerçekleştirdiği beşinci sergisi, kurumun Bill Fontana’ya özel sipariş ettiği İo’nun Yeni Sesi isimli çok kanallı ses/video yerleştirmesini Karbon’da izleyiciyle buluşturuyor. Dünya prömiyerini Arter’de yapan İo’nun Yeni Sesi, kırk yılı aşkın bir süreyi kapsayan sanatsal üretimi boyunca gündelik hayatımızı çevreleyen gizli müziğin inceliklerini açığa çıkaran sanatçının Türkiye’deki ilk kişisel sergisi olma özelliği de taşıyor. Fontana’nın, bir sesin “ürettiği” imaja ve bir imajın “yarattığı” sese yönelik araştırmalarına odaklanan Acoustical Visions [Akustik Görüntüler] başlıklı serisine önemli bir ekleme niteliği taşıyan bu etkileyici eser, serginin yapımı ve yapıtın Arter Koleksiyonu’na dahil edilmesi süreciyle ilgili finansman ihtiyacının tümünü karşılayan Grundig’in değerli katkılarıyla izleyiciyle buluşuyor. 

İo’nun Yeni Sesi için Bill Fontana’nın 8 kanallı dijital kayıt cihazı, akustik mikrofonlar, hidrofonlar ve ivmeölçerlerden oluşan taşınabilir kayıt stüdyosu aracılığıyla İstanbul’da topladığı ses verilerinin “yeniden konumlandırılması”, bu seslerin gece hoparlörlerle Yerebatan Sarnıcı’nda yayınlanması yoluyla gerçekleştirildi. Böylece yapının devasa boşluğundan/kubbelerinden çok çeşitli yankılar elde edilerek sanatçının “yeni(den) ses(lendirme)” adını verdiği bir yöntemle nihai kompozisyon olarak kaydedildi. 

Arter’in performans salonlarından Karbon’un gelişmiş teknik altyapısı sayesinde ziyaretçilerin zaman ve mekân algısını kuşatan İo’nun Yeni Sesi, Boğaz’daki ve Şerefiye Sarnıcı’ndaki kayıtlara dayanılarak gerçekleştirilmiş işitsel ve görsel kompozisyonlardan oluşan duyumsal ve dinamik bir dünya yaratıyor. Ziyaretçiler Karbon’a girer girmez karşı duvarda Şerefiye Sarnıcı’ndan görsellerin yer aldığı çok büyük bir projeksiyon perdesine doğru yönlendiriliyor. Serginin bu katmanında görselliğe ilâveten, Fontana’nın Şerefiye Sarnıcı’nda yaptığı ambisonik ses kayıtları bu duvara yakın konumlanan sekiz hoparlörlük bir matris üzerinden duyuluyor. Karbon’un mîmârisine mükemmel şekilde uyarlanmış “patlamış bir küpü” andıran perdeler üzerinde sunulan imajlar ve mekânla bütünleşmiş ses çeşitliliği ise, sanatçının farklı yerlerden elde ettiği verileri hem ses hem de görüntü bağlamında araştırılmaya değer son derece büyüleyici bir mecra olan su aracılığıyla bir araya getiriyor.

SESSİZ YANKILAR: NOTRE-DAME

Bill Fontana, Sessiz Yankılar: Notre-Dame adlı ses yerleştirmesinde, restorasyonu 2024 yılına kadar devam etmesi planlanan katedralin en eski çanı “Emmanuel”in ve diğer dokuz çanın Paris’in ortam seslerine karşılık veren titreşimlerini Fransız yetkililerin verdiği özel izin sayesinde ve çanların her birine yerleştirdiği ivmeölçerler aracılığıyla kaydederek kendine özgü tarzıyla insan kulağının işitebileceği hâle getirdi. 

Sessiz Yankılar: Notre-Dame, Paris’in mimari ikonlarından Centre Pompidou’da, yapının doğrudan Notre-Dame Katedrali’ne bakan terasına yerleştirilen bir hoparlör sistemiyle canlı olarak yayınlandıktan sonra İstanbul’da izleyicilerle buluşuyor. Eser, John Cage’in “müzik süreğendir; kesintiye uğrayan sadece dinleme eylemidir” düşüncesiyle yakından ilişki kurarken, Arter’e de İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nin değerli desteği sayesinde Centre Pompidou’dan sonra projeye ev sahipliği yapan dünya müzelerinin ilki olma ayrıcalığını yaşatıyor.

Arter binasının -3. katında konumlandırılan on hoparlörle ziyaretçilerin keşfine açık bir ses ortamı meydana getiren Sessiz Yankılar: Notre-Dame, Bill Fontana’nın Arter’in performans salonlarından Karbon’da sergilenmeye devam eden İo’nun Yeni Sesi başlıklı yapıtıyla eşzamanlı olarak deneyimlenebiliyor. Centre Pompidou tarafından eserin Paris’teki gösteriminin dokümantasyonu için hazırlanan video ve Fontana’nın Sessiz Yankılar: Notre-Dame başlıklı ses yerleştirmesiyle bağlantılı olarak ürettiği deneysel videosu da  4 Aralık 2022 tarihine kadar Arter’in Sevgi Gönül Oditoryumu’nda gösteriliyor.

IRCAMCentre Pompidou’nun sanatçıya özel olarak sipariş ettiği Sessiz Yankılar: Notre-Dame, bu iki kurumun ortak yapımı olarak Bill Fontana Studio, Stephanie Camu ve Southern & Partners Artist Management tarafından hayata geçirildi. Établissement public chargé de la conservation et de la restauration de la cathédrale Notre-Dame de Paris (Notre-Dame Katedrali’nin konservasyonu ve restorasyonundan sorumlu kamu kuruluşu) işbirliğiyle; Hottinger Bruel & Kjaer, des Amis de Notre-Dame ve Orange group desteğiyle gerçekleştirilen projenin bilgisayar destekli müzik tasarımını ise Thomas Goepfer ve Dionysios Papanikolaou üstlendi.

Arter’in güncel programlarına ilişkin daha detaylı bilgiye www.arter.org.tr adresinden erişilebilir. Pazartesi hariç her gün açık olan Arter, Salı-Pazar günleri 11:00-19:00, Perşembe günleri ise 11:00-20:00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. Kurumsal Sponsor Tüpraş’ın değerli desteğiyle, tüm sergilere giriş 24 yaş altı izleyiciler için her gün; Perşembe günleri ise her yaştan izleyici için ücretsiz. Arter Beraber üyeleri ise sergileri yıl boyunca ücretsiz ziyaret etmenin yanı sıra farklı ayrıcalıklardan faydalanıyor. Arter binasının Kütüphane, Kitabevi, Bistro by Divan, arka bahçe alanlarına ve Galeri 0’da yer alan sergiye giriş için bilet gerekmiyor. Ulaşım Sponsorları Ford Otosan ve Otokar’ın desteği sayesinde Taksim’den ve Tepebaşı’ndan ücretsiz servis araçlarıyla Arter’e ulaşılabiliyor.

BILL FONTANA HAKKINDA

Bill Fontana (d. 1947, ABD) kırk yılı aşkın bir süreye yayılan sanat pratiği boyunca ürettiği, ses alanındaki öncü araştırmaları ve çalışmalarıyla tanınır. Görsel ve mîmâri mekânlara ilişkin algılarımızla etkileşim kurmak ve bunları dönüştürmek için sesi heykelsi bir mecra olarak kullanan sanatçı, doğal ve insan üretimi sesleri kompozisyon bilgisinden hareketle bir araya getirerek dinleyicinin zihninde görsel bir çağrışım alanı yaratma potansiyeline sahip yapıtlar ortaya koyar.

Bu eserlerin önemli bir bölümü, CERN’deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı, Londra’daki Millennium Bridge, Normandiya sahilleri, San Francisco’daki sis düdükleri, balta girmemiş ormanlar, hidroelektrik türbinler ve kentsel alanlar gibi farklı kaynaklardan veri toplayan canlı dinleme ağları oluşturur. Fontana’nın çalışmaları, doksanların sonundan günümüze kadar, akustik mikrofonlar, sualtı sensörleri (hidrofonlar) ve yapısal/materyal sensörler (ivmeölçerler) kullanarak melez dinleme teknolojilerini keşfe çıkmıştır. Sanatçının daha yakın tarihli eserleri, ses ve video mecralarını buluşturan, görüntü ve ses arasındaki ilişkiye yönelik araştırmalardır.

Fontana’nın eserleri Whitney Museum of American Art, San Francisco Museum of Modern Art, Museum Ludwig (Köln), Kunsthaus Graz, Kolumba Kunstmuseum (Köln), Museo Nacional Centro de Arte Reina Sofia (Madrid), MAXXI (Roma), Naturhistorisches Museum ve Kunsthistorisches Museum (Viyana), Tate Modern ve Tate Britain (Londra), 48. Venedik Bienali, National Gallery of Victoria (Melbourne) ve Art Gallery of NSW’de (Sidney) sergilenmiştir. Uluslararası müzeler ve yayın kuruluşları için ses heykelleri üreten Fontana, aynı zamanda kamusal sanat çalışmaları ve radyo projeleri de gerçekleştirmiştir.

Fontana, 2013’te, bilim insanlarının düşünsel katkılarıyla sanatçıların hayal gücünü buluşturarak dijital yaratıcılığı yeni boyutlara taşıyan “Prix Ars Electronica Collide@CERN” ödülünün sahibi olmuştur. Fontana’nın aynı yıl katıldığı misafir sanatçı programı dahilinde CERN’de görev yapan bir kozmologla birlikte ürettiği Acoustic Time Travel (Akustik Zaman Yolculuğu) isimli projesi, Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nı dünyanın en büyük akustik enstrümanına dönüştürmüştür.

MELİH FERELİ HAKKINDA

İstanbul Erkek Lisesi, Waynesboro Lisesi (Pennsylvania), Robert Kolej Yüksek (lisans) ve Virginia Tech üniversitesinde (yüksek lisans) eğitimini tamamlayan Melih Fereli, 1973–1985 yılları arasında Lucas Industries şirketinde çalıştı. Londra Philharmonia Korosu’nda tenor korist sanatçılığının yanı sıra yönetim kurulu üyeliği (1985–1992) yaptıktan sonra 1993’te İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın (İKSV) genel müdürlüğünü üstlendi ve 2001 yılına kadar bu görevini sürdürdü. Melih Fereli’ye Türkiye-Britanya kültürel ilişkilerine katkıları nedeniyle 1998 yılında Britanya İmparatorluğu Nişanı (Officer of the Order of British Empire; OBE) verildi. 2005 yılında VKV kültür-sanat danışmanı olan Fereli, 2010’dan bu yana Arter’in Kurucu Direktörü ve yönetim kurulu üyesidir. Fereli, ayrıca İstanbul Teknik Üniversitesi Dr. Erol Üçer Müzik İleri Araştırmalar Merkezi’nde (MİAM) öğretim üyeliği görevine devam etmektedir. Erdem Helvacıoğlu: Siyaha Özgürlük (2012), Sarkis: Cage/Ryoanji Yorumu (2013–2014), Kapı Çalana Açılır (Károly Aliotti’yle beraber; 2017), Dinleyen Gözler İçin (2020–2022), David Tudor ve Composers Inside Electronics, Inc.: Yağmur Ormanı V (varyasyon 3) (2020–2022) ve Bill Fontana: İo’nun Yeni Sesi (2022) küratörlüğünü yaptığı sergiler arasında yer alıyor. 

Bilgi için: arter.org.tr

Adres: Irmak Cad. No: 13 Dolapdere Beyoğlu 34435 İstanbul / T. 0212 708 58 00

edebiyathaber.net (16 Kasım 2022)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r