Masthead header

Aren Şenorkyan: “Edebiyat bir yayınevi için olmazsa olmazdır.”

20 yıldır görevini sürdüren İnkılâp Kitabevi Genel Müdürü Aren Şenorkyan ile yayıncılık ilkeleri, kitaplar ve yayınevinin bugüne nasıl geldiği üzerine konuştuk.

Ne yazık ki ülkemizde, diğer sektörleri de düşünürsek,  bir kurumu birkaç kuşak yaşatmak imkânsız gibi. 1927 yılında kuruldu İnkılâp Kitabevi. Nasıl oldu da güçlenerek bu günlere gelebildiniz?

Aslına bakacak olursanız haklısınız her şeyden önce ihtiyaç sıralamasında 235. Sırada olan bir ürün olan kitabı 130 yıl boyunca satarak 3 kuşak boyunca devam ettirmek gerçekten bu ülkede mucize olabilir. Ayrıca yayıncılık serüvenimiz 1890 yılında Gayret Kitabevi ile başlamış olup 1927 yılında İnkılâp Kitabevi adını alarak devam etmektedir. İnkılâp Kitabevi yayın hayatına ders kitapları ile başlamış, sonrasında hızla bir çeşitlendirmeye giderek sanattan felsefeye, edebiyattan spora, tasavvuftan sözlüklere kadar uzanan geniş bir yayın yelpazesi ile toplamda 44 kategoride yayın yapmıştır. Dolayısıyla, her okurun ihtiyacı olanı bulabileceği bir yayıncılık ilkesi benimsemiş,  bu ilke ise firmanın devamlılığını sağlamada öncü bir rol üstlenmiştir.

İnkılâp Kitabevi, edebiyat tarihimize önemli izler bırakan isimlerin kitaplarını yayımlama onurunu taşıyan bir yayınevi. Bu konudaki görüşleriniz nelerdir?

Öncelikle teşekkür ederim… İlk sorunuza verdiğim yanıtta olduğu gibi, 93 yıldır çok farklı türlerde kitaplar yayımladık. Refik Halid Karay, Reşat Nuri Güntekin, Halid Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf, Namık Kemal, Ömer Seyfettin, Tevfik Fikret, Mehmet Ziya Gökalp ve Mehmet Akif Ersoy’u gibi önemli isimlerin kitaplarını çıkardık…    Edebiyat bir yayınevi için olmazsa olmazdır. Cumhuriyet’in ilk döneminden bugüne kadar eserleri ile edebiyatımıza büyük katkı sunan yazarlarımız var. Bizler o edebiyatın çehresiyle büyüdük. Okura kattığı değer tartışılmaz kuşkusuz; edebi eser okuyarak dilin ne kadar kıymetli olduğunu anlayabilirsiniz. Dil sevgiyi, merhameti ve insan olmayı öğreten en önem şeydir. Bu alanda kazanılan birikim düşüncelerin sözlü ve yazılı olarak en iyi şekilde de aktarılmasını sağlar.  Duygu ve düşüncelerimizi yöneten dil/edebiyat kuşaklar arasında köprü görevi görür. Edebiyat bu anlamda dilin malzemesidir…

Konfüçyüs’e sorarlar: Bir ülkeyi yönetmeye çağrılsaydınız ilk olarak ne yapardınız?

Yanıtı: “Hiç kuşkusuz, dili gözden geçirmekle işe başlardım. Dil kusurlu olursa, sözcükler düşünceyi iyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılmazsa, yapılması gereken ödevler doğru yapılamaz. Ödevler gereği gibi yapılmazsa, töre ve kültür bozulur. Töre ve kültür bozulursa adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez. İşte bunun içindir ki hiçbir şey dil kadar önemli değildir.”

Başka söze gerek yok sanırım.

Yayıncılık alanında kendinizi nerede konumlandırıyor ve ne tür kitaplar yayımlıyorsunuz?

Yayıncılık alanında öncelikle firma geleneği olarak değerlerimiz sadece kitap satarak bu işin ticaretini yapmaktan ziyade, düşünen, sorgulayan, araştıran, kendini eğiten bireyler yetiştirmek olduğundan çok geniş bir yayın yelpazesinde yayıncılık yapmaktayız, yapmaya da devam ediyoruz. Ancak 2020 yılından itibaren, her ne kadar geniş bir yayın yelpazesinde devam etsek de, İnkılâp markasının daha çok edebiyat alanında öncü bir kurum olarak anılmasını arzu edecek projeler hedefliyoruz. Bildiğiniz gibi edebiyatımızın usta ismi, edebiyatçısı, düşünürü olan Zülfü Livaneli’yi İnkılâp ailesine kattık. Genişleyerek de devam edecek.

Evet,  Zülfü Livaneli ile geçtiğimiz günlerde anlaşma imzaladınız. Yeni dönemde bizleri başka sürpriz isimler bekliyor mu?

Bunu şimdiden söylemek zor olacaktır. Kitapseverleri yeni sürprizlerin beklediğini söyleyebiliriz ama… Bizim için Zülfü Livaneli çok kıymetli. Sadece edebiyatçı kişiliği değil, düşünce ve fikir insanı olması, bu ülkeye kattığı değerler, hem müzikal hem de edebiyat olarak,  yeri doldurulamaz bir isim. Onun açtığı yolda iyi edebiyata doğru yol alacağız.

Son olarak şahsi bir soru: Yaklaşık 20 yıldır, köklü bir yayınevinin CEO’su olmanın en zor yanı nedir, desek?

Evet, baktığımda 20 yılı geride bırakmışım. Öncelikle bu işi sevmezseniz yapmanız muhtemel değil. Zorluğu elbette var ama sevdiğiniz için tolere edilebiliyor. Bunu da tutkulu çalışma aşkına bağlıyorum. Bu gerek kendi şirketiniz olsun gerekse de yavaş yavaş yeni bir şirketin başına geçmeye giden yolda olsun, o çalışma aşkı yoksa ilk zorlukta terk edersiniz.

Dolayısıyla da somut zorluklardan ziyade daha genel durumlar söz konusu. Belki şunu söyleyebilirim; kitapların dünyası riskli bir iş, küçük bir hata sizi farklı bir sürece götürebilir. Stresle yaşamak sanırım bu işin en zor yanı.

İdare etme konusunda elbette ki 20 yıllık geçmişin izleri var. İşiniz insanlarla ve elbette yazarlarla. Ben de bir yönetici olarak doğru yol çizmek ve sosyal ilişkileri daha iyi yönlendirmek adına ekip ruhuyla hareket ediyorum. Bu da benim için zorluktan ziyade keyif haline geliyor.

Söyleşi: Seval Ebci  

edebiyathaber.net (13 Mart 2020)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r