Masthead header

Anadolu sufizmi üzerine: “Uyur İdik Uyardılar” | Kamuran Kaya

Anadolu’nun zengin kültürel çeşitliliği haklı olarak devamlı tekrarlanan övünme nedenlerimizden birisi. Ne var ki bunun tam derinlikli anlamını bulmaya çalışan akademik çalışmaların aynı yoğunlukta olduğunu söylemek de çok zor. Ama her şeye karşın işin üstesinden gelerek alnının akıyla çıkan bilim insanları da yok değil. Üstelik bunu bazen aynı ülke yurttaşı olmayan kimi insanların o sınırsız meraklarına da borçlu olabiliyoruz. Anadolu’daki “halk İslamı” ya da “sufizmi” bahsinde akla gelen ilk kişilerden birisi hiç şüphesiz Bolşevik Devrimi nedeni ile ailesiyle birlikte St. Petersburg’daki zengin yaşamlarını geride bırakmak zorunda kalan, ardından yerleştiği Fransa’da Alevi-Bektaşi çalışmaları ile geleceğe önemli kaynaklar bırakan Irène Melikoff’tur. 

1960 yılında tamamladığı iki ciltlik “Dânişmendname” incelemesi ile başlayıp 8 Ocak 2009 yılında Strasbourg’da vefatına kadar nerede ise ömrünü vakfettiği Anadolu sufizmine ilişkin çalışmalarını sürdüren yazarın daha önce farklı yayınevlerince çevrilen “Uyur İdik Uyardılar-Türk Sufizminin İzleri Üzerine” isimli nitelikli eseri şimdi “Monografi Yayınları” vasıtasıyla yeniden okuyucularını arıyor. Sunuşunu yazarın kızı Shirin Melikoff’un yaptığı kitapta aynı zamanda yine Strasbourg’da bilimsel çalışmalarını sürdürmüş olan değerli Server Tanilli’nin “Irène Melikoff Üstüne” isimli bir önsözü de bulunmakta.

Melikoff’un içinde on dört makalesi bulunan çalışmasında Alevi/Bektaşi olgusunun karmaşık ve aslında çokça bilinmeyip kavramların karıştırılması ile sonuçlanan hatalar, kafa karışıklıkları bir bir gözler önüne seriliyor. Bektaşiliğin kökenleri, onun halka özgü formu görünümdeki Alevilik ile birlikte senkretik halleri, heretik görülen yerleşik bir kısım kabullerin sonuçları, diğer inançlarla olan ilişkilerine dair birçok yönü örnekler ve Âşıkpaşâzade gibi birçok vakanüvist kaynaklarla zengin bir içerikle gösteriliyor. Alevi/Bektaşiliğin senkretizminin bileşenleri arasında Şamanizm’den, Budizm’e, Maniheizm’den, Yahudi/Hristiyan tek Tanrılı dinlerin bayram ve ritüellerindeki benzerliklerine değin birçok örnek gösterilerek kendisinin makalelerinden birine de isim olduğu üzere Anadolu’da heterodoks İslam’ın kaynaklarına etraflıca inilmekte. Ve böylelikle gelenek dışılık, senkretizm ve “tüm dinler ile tüm zamanlarda, seçilmiş ruhu gaflet uykusundan uyandıran vahyin kaynaklandığı bilinç olarak tanımlanan gnosis” kavramı da berrak şekilde temellendirilmiş oluyor. 

Kitap, günümüzün önemli tartışma konularından olan “Kızılbaşlık” ile on iki imam kültü, musahiplik, ahiret kardeşliği ve reankarnasyon gibi kavram ve inanış biçimlerini ilgi çekici, mukayeseli ve özgün yaklaşımlarla ele alıyor. Bunlar bilimsel örneklerle sunulurken yer yer Ahmed Musa’nın çoğunluğu Topkapı Sarayı Müzesi’nde yer alan “Miraçnâme” kitabındaki bazı minyatür örneklerini de bulundurarak merakı daha da taze tutuyor. Melikoff kitabının son kısımlarında Bulgaristan’da yer alan “Deliorman Kızılbaş toplulukları”nın yaşantısına dair bilgiler ile Bektaşi geleneğinin Osmanlı kuruluş dönemindeki rollerine ve Ahilik ile Yeniçeri Ocağı ilişkilerine de ayrıntılı bilgilerle değinmekte. Özellikle kolonizatör olarak tanımladığı Bektaşilerin devletin kuruluş sürecindeki katkılarını anlattığı bilgiler oldukça değerli. Ayrıca II. Mahmud döneminde Yeniçeri Ocakları’nın kapatılması ile Bektaşi anlayışın Jön Türk, İttihat Terakki gibi yenilikçi bir kısım düşünce haraketlerine olan etkileri de yine tarihsel verilerle önümüze konuluyor…

Dizin ve kaynakça ile birlikte 203 sayfayı bulan ve özenli bir kapak ve sayfa tasarımı ile göz dolduran kitapta bu denli teknik ve anlaşılması zor başlıklı konuların ilgiyle okunmasında yazarın berrak dili kadar bunu Fransızcadan özenle çeviren Başak Bıçak’ın başarısından da bahsetmeden geçmeyelim. Akademik çalışmalarını tarih üzerine yapan, çeşitli mecralarda sinema yazılarını da zevkle okutturan, aynı zamanda “Monarşiden Cumhuriyete Modernleşme: Fransız Cumhuriyetçiliğinin Osmanlı Türk Modernleşmesine Etkileri” isimli oylumlu ve nitelikli bir kitabı da bulunan Bıçak’ın özenli çevirisi kitabın başarısında kuşkusuz çok önemli rol oynuyor.

Otuz yıl sonra, Başak Bıçak’ın özenli çevirisi ile “Monografi Yayınları” tarafından basılan “Uyur İdik Uyardılar” kitabı Anadolu topraklarının bu zengin birikimine duyarsız kalanları uyandırmaya yetecek bir yetkinlikte. İnanç sistemlerinin birbirlerine olan etkileşimleri ile kurumsal yapılara olan etkilerini öğrenmek için halen değeri eskimeyen temel bir referans kitabı var karşımızda… Şimdi yeniden raflarda ve ilgili okuyucularını bekliyor…

Kaynak: Uyur İdik Uyardılar: Türk Sufizminin İzleri Üzerine, Irène Melikoff, Çeviri: Başak Bıçak, Monografi Yayınları, 2022, 203 Sayfa.

edebiyathaber.net (23 Eylül 2022)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r