Masthead header

Adorno’nun tersten düze Teolojik / Tanrısal görüşleri | Aynur Kulak

Dünya felsefe ve edebiyat çevresi Adorno’yu (Theodor Ludwig Wiesengrund-Adorno) felsefeci ve bir toplumbilimci olarak tanır. Doğrudur, 20. Yüzyılın yetiştirdiği en önemli toplumbilimci ve felsefecilerindendir kendisi fakat aynı zamanda Adorno bir bestekar, bir müzikbilimci olarak da çalışma yaptığı alanların önemli teorisyenlerden biri olarak sayılır. Bir filozof ve toplum bilimci olarak Adorno’nun aynı zamanda kompozitörlük de yapan bir müzikolog ve eleştirmen olması düşünsel yelpazesinin ne kadar açık olduğunu gösteriyor bizlere. Bu sebeplerden Adorno’ya dair veya onun düşüncelerine, araştırmalarına, tezlerine dair yayınlanan her yeni kitap ilgimize hemen mazhar oluyor. Üstelik ana başlık, tanım, kavram Teoloji olunca ilgilenme seviyemiz iki katına çıkabiliyor. Atlantic School Of Theology’de Sistematik Teoloji alanında öğretim üyesi olarak görev almış  Cristopher Craig Brittain tarafından yazılan Adorno ve Teoloji (Ayrıntı Yayınları – 2022) Arda Bilgin’in çevirisi ile yayımlandı. Böylece Adorno ile ilgili, Teolojik düşünceleri ve aynı zamanda bir müzikolog olması ile ilgili de yelpazemize yeni bulgular girdi.

Teoloji; yani Tanrıbilim: Tanrı kavramını ve Din olgusunu sistematik olarak ele alan disiplin. Temel konusu doğaüstü güçler fakat aynı zamanda dini epistemoloji ve vahiy ile de ilgili kavramlar bütünü. Vahiy, Tanrı ve Tanrıların varlığı; bunların sadece doğaüstü varlıklar olması ile değil, dünya ile ilişki kurmaları ve insanlara varlıklarını göstermeye istekli yapılarının ispatlarıyla da ilgilenen bir bilim dalı mevzu bahis olan. Durum böyle olunca Adorno’nun bu konuda düşüncelerinin ne olduğu, ne söylediği, neleri savunup, neleri dışarıda bıraktığı önemli. Çünkü tanrıbilim olgusu herkesin kişisel hikayesine göre kırmızı çizgilerin belirlendiği bir alan.

“Adorno felsefesi, artan biçimde kutuplaşan, retoriğe ve kalıp yargılara indirgenen bir tartışma konusunda taze bir bakış açısı önermeye olanak tanıyan din ile gerçekleşen bu çağdaş birlikteliğin her iki fonksiyonuna da sığmaz. Bu kitabın ortaya koyacağı gibi, bir materyalist  ve bir ateist olmasına rağmen, Marksçı felsefeyi dile getirişinde teoloji önemli bir rol oynar. Adorno, teolojinin varolan toplumsal durumlar içindeki önemli içgörüleri açığa vurduğunu düşündüğü için teoloji ile ilgilenir.”

Cristopher Craig Brittain kitap boyunca Adorno’nun teoloji ve din üzerine yazılarını yukarıdaki paragrafta da anlattığı üzere açık ve erişilebilir biçimde sunmaya özen gösterip analiz etmekte. Kitapta şunun altı dikkatle çizilmekte: Adorno dünya literatürü adına düşüncesinin üç unsuruyla bilinir.  “Aydınlanmanın diyalektiği” kavramı, “Negatif diyalektik” projesi ve sık alıntılanan, “Auschwitzs’den sonra şiir yazmak barbarlıktır.” görüşü. Adorno’nun bilinen bu üç görüşü onun teoloji ile ilgili yazılarının sunumuna bir referans olarak gösterilmiş ve hatta tüm bu görüşleri ışığında Adorno’nun savunduğu bir başka görüş “ters teoloji” kavramına da yardımcı unsurlar olarak gösterilmiş. Brittain, Adorno’nun “ters teoloji” savıyla ilgili şu açıklamaları yapma gereği duymuş:

“Adorono felsefesinin, insan acılarının gerçeklikleriyle yüzleşmek için, derin ve sürekli bir bağlılıkla motive olduğunu ortaya koyar. Aydınlanma geleneklerine yönelik eleştirelliği, Aydınlanmanın reddiyle motive olmamıştır; onun canlandırmayı ve ideallerini korumayı amaçlar. Adorno’nun acımasız eleştirelliğinin ve negatif diyalektiğinin arkasında kalıcı ve kararlı bir daha iyi dünya arayışı vardır.”

Adorno’nın “Ters Teoloji” kavramının çalışmalarını motive eden ahlaki dürtünün çekirdeği olması önemli bir ölçüt. Meselenin, dinseli, ahlaki, felsefi, toplumsal açısını açıklayan bu durumlar  kitabın yedi bölüm çerçevesinde yazılmasına sebebiyet vermiş.

Birinci bölüm Adorno düşüncesinin “Aydınlanma diyalektiği” nin altını çizerek Adorno felsefesine bir ön giriş niteliğinde olup, ikinci bölüm Kant’ın felsefesinin Adorno’nun çalışmaları üzerindeki önemli etkisinin analizlerini sunuyor. Üçüncü bölüm, Adorno’ya karşı yöneltilen çalışmalarının kendisini soyut, anti-bilimsel bir formuna dönüştüren gizli iç bilgiye öznelci bir erişimi ima ettiğini öne süren yaygın bir suçlamanın üzerine giderken, dördüncü bölüm doğrudan Adorno’nun teoloji anlayışını araştırarak kitabın kalbini oluşturur. Beşinci bölüm Adorno düşüncesinin politik çıkarımlarının bir değerlendirmesi niteliği taşırken altıncı bölüm Adorno’nun “kültür endüstrisine” yönelttiği eleştirileri ele alıyor. Yedinci ve son bölüm Adorno’nun özellikle müzik felsefesinin ve Auschwitzh’den sonra şiir yazılıp yazılmayacağı sorusuyla ilgili kaygının bir analizi niteliği içermesiyle sona erdiriliyor.  

Adorno insanın Tanrı ile ilgili sessiz kalınması gerekliliğini savunurken aynı zamanda dünyanın başka türlü olabilme olasılığını araştırmaya devam etmesi gerektiğini de öne sürer diyor Cristopher Craig Brittain. Buna göre de diyor –Adorno’ya göre tabii- felsefesinde statükonun geleneklerinin baskıya karşı haykıranları ve daha insanca ve rasyonel bir toplum için çalışanları susturmasına engel olmaya yardım eden şey bir ters teolojidir.

Adorno’nun yazılarının sıklıkla ihmal edilen bir yönü olan müzik felsefesini de ele alarak yazılan ve çağdaş teolojik düşünceyi nasıl etkilediğini vurgulayarak sona eren Adorno ve Teoloji kitabı toplumların nasıl şekillendiğinin anlatılması adına da dikkatlerden kaçmaması gereken bir kitap. Okumanız dileğiyle.

edebiyathaber.net (18 Kasım 2022)   

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r