Uzak gibi görünen yakın bir masal | Zeynep Özer

Mart 31, 2023

Uzak gibi görünen yakın bir masal | Zeynep Özer

İrem Uzunhasanoğlu’nun Doğan Kitap tarafından yayımlanan dördüncü romanı “Uzak Bir Masal” günümüz dünyasının en önemli toplum sağlığı ve insan hakları sorunlarından biri olan kadına şiddet meselesini ele alıyor ve bunu genç bir akademisyen kadın kahraman ve onun yaşadığı marazi bir aşk üzerinden okuruna aktarıyor. Kendisini zehirleyen bir aşktan kaçmak için gittiği uzak bir doğu kasabasında ise kendi köklerini bulan genç kadın kahramanın kendine sürekli sorduğu “Evim neresi? Yatağım neresi? Araf’ım neresi?” gibi sorularla birlikte okurunu da kendini bulma yolculuğuna çıkarıyor. 

“Anlattıkça tüm yaşadıklarım sonu buruk olan uzak bir masala dönüşmüştü,” diyen kadın kahramanımız Neylan, aynı zamanda okuruna verdiği mesajda “bununla nasıl başa çıktığımı bilmenizi istiyorum ki sizler de hayatınızın kırılma anlarında, ipleri yeniden elinize alabilmek için o gücü içinde arayıp bulabilesiniz,” diyerek aldığı tüm yaralara rağmen nasıl dimdik ayakta durduğunu anlatıyor ve kadınların gücünü bir kez daha bizlere gösteriyor. Dibe vurunca nasıl yeniden yukarı çıkılır? Bizleri zehirleyen bağlardan nasıl kurtuluruz? Bir kadının içsel yolculuğu ve kendi sesini bulması neden önemlidir? 

Yazar anlatıcı olarak seçtiği kadın karakterinin dilinden kendisine uzak gelen bir masalı anlatırken okur da hayatın içinden gelen tanıdık ve yakın bir hikâyeye şahit oluyor. Akademisyen Neylan ve heykeltıraş sevgilisi Levent’in yaşadıkları ilişkiye Neylan’ın gözünden baktığımızda aşk olduğunu düşünüyor ancak Levent’in gözünden bakınca benmerkezci bir ilişki olduğunu görüyoruz. Roman, kadın ve erkeğin ilişkiye farklı bakışlarını başarıyla ele alıyor, diğer yandan da günümüzde şiddete karşı sessiz kalan kadınların çığlığını içimizde hissediyoruz. “Ya duyulursa, insanlar ne der?” diye susan kadınların hikâyesi bu. Neylan’ın yaşadığı sadece fiziksel değil aynı zamanda duygusal bir şiddet. İçinden çıkılamayan girdaplara dönüşen günümüz ilişkileri başarıyla anlatılmış. Kadın bedeni, kadının iş hayatındaki var oluşu, aile içinde ya da ilişkide kendisini konumlandırdığı yer ve birçok sosyokültürel mesele özenle ve dikkatle işlenmiş. 

Neylan’ın, “Peki aşk tüm hasarları örtüyor muydu? Aşk, bir erkeğin zalimliğine, şiddetine, hoyratlığına göz yummamızı sağlayacak kadar kuvvetli miydi?” sorularıyla kendisinin aşk olarak adlandırdığı bu zehirli ve marazi ilişkisinin sorgulamasını yaparken okurlarını da derin bir düşünme sürecine davet ediyor. Yazarın romanında metafor olarak kullandığı, Neylan’ın sırtında büyüyen çıban ise bu hastalıklı ilişkiye atıf yaparcasına tüm ilişkilerimizde bizi hasta eden, çürüyen, canımızı yakan habis tümörleri kesip atmamız gerektiğini anlatıyor. 

İrem Uzunhasanoğlu’nun diğer romanlarında olduğu gibi bu romanında da mekân ve binalarla okurlarını büyülüyor. Türkiye’nin Siirt ili sınırları içerisinde bulunan milli park statüsündeki tarihi Botan Vadisi, baraj suları altında kalan Garnave kaplıcaları ve Tillo ilçesinde Işık Hadisesinin vuku bulduğu İbrahim Hakkı Hazretleri’nin hocası İsmail Fakirullah Hazretleri için yaptırdığı türbesi roman kahramanlarıyla birlikte okurlarını da içsel yolculuğa çıkarıyor. Neylan rüyalarına cevap buluyor, köklerini keşfediyor ve aynı zamanda bir çıbana dönüşüp kendisine zarar veren aşk acısından kurtuluyor. Çıktığı bu yolculukta yaşlı bir bilgenin ona verdiği öğütlerle tutsaklığın içinden çıkıp özgürleşmeye doğru adım adım ilerliyor.

İrem Uzunhasanoğlu’nun romanlarında kadınlar zayıf görünse de yaşanan her olayda kendi içlerindeki sesin ve gücün farkına varıp ayağa kalkabiliyorlar. Kadın acısını yaşayıp ağlasa da kırılsa da gözyaşını siler ve “nerede kalmıştık?” der. Tanıdık geldi mi o kadın size? Romanda kadın kahramanımız Garnave kaplıcasında, medreseler bölgesinde ve dilek ağacı etrafında gördüklerinden bahsederken, “Onlarca kadın, evet, hepsi kadındı. Ellerinde bidonlar, su şişeleri, kap kacak ve ceplerinde dilekleriyle kuyrukta bekliyor, kâh birbiriyle sohbet ediyor kâh susuyorlardı,” gözlemini aktarırken, kadınların kaybettiklerinde, ölümü ve ayrılığı yaşadığında, yitirilmiş aşklarında, hastalıkları ve acılarında kederlerinde hep bir umut içinde olduğunu okurlarına aktarıyor.

edebiyathaber.net (31 Mart 2023)

Yorum yapın