
İbrahim Güngör’e…….
Dostluğun sayılmaz bereketiyle şükran……
- Uzamın sözü var: Duymak için sessizliğe doğru usulca yayılmanı bekliyor.
- Günlerin makarasına dolanan bünyeler çoktan güneşe bırakmış kendini. Topyekûn. Oradan verecekleri meyvelerden yeni bir nesil doğacak.
- Medina’nın kuzey kapısından salacağın iççekiş güneye ulaştığında sen çoktaaaan dansa hazır kanatlarla donatılmış olacaksın.
- Çağ kendini gözden geçirirken dönüşen bir elementtir; çok çöller yuttu gövdelerini bununla yüzleşenlerin.
- Kimse labirente sormuyor kaç arşın ettiğini libas’ının.
- Yumağın çözülüşüyüm souk’lar geometrisinde; yumağın yumuluşuyum toprağın gözeneklerine.
- Kum tepeciğinde seni gözleyen ay suya yansıdığında güneşe çoktan vermişti yerini.
- Dantel kubbelerin altında uzun uzun durduğunda teninde gezinen makam udi’nin çalıp terennüm etmediği o tek şarkıda.
- Meydanda soluk alıp veren bedeviden farkın yok. Bak, görüyor musun adımıyla ritim değişiyor. Sende de kayıtlı tempo. Değişen melodileri kapsıyor uzuvların. Sende bir damar seğirdiğinde onun gözleri boşluğa dalıyor. Üstelik onunla aynı çadırda uyumuştunuz bir zaman. Olsa olsa tek fark şudur: Sen hatırlamıyorsun.
- Çölü kumsal ile karıştırdığın yıllar şimdi koltukaltlarını gıdıklıyor. Orada konaklamayı ihmal etme.
- Ve bir anda kum tepeciği oluşunu duyumsuyorsun ten’in. Evrenin orta yerine bırakılışın armağanı.
- Ardışık hamlelerle sürdürülebilseydi cümle kendini bizden evvel imha etmenin yollarını arayacaktı.
- Koordinat avcılarının kayboluş açıklığına erişebilmesi için gökyüzü ayna kaplamış otobana.
- Uçuşa beş kala kütlenin kendini boş-verişiyle doluyor paraşütü bulutun.
- Yerden kesildiğimde havayla kurulan temas ciğerlerimin tonuna yaklaştırıyor görünmezliğimi.
- Terracotta yollarda filizlendiğini gördüğün mangonun kimselere yol soracak hali yok.
- Afrika’da mask olduğun zamanları düşün; orada topladıklarından arınarak çöle vardığında sır kaplanacak çehrene.
- Bakışın boş levhasında dile gelen olsa olsa sonsuzluk.
- Bilimden soyunmuş bir fizik; formüllerin plasentasına yerleştirdi seni. Hadi bakalım o zaman……….
- Sürpriz süs balıkları koca cüsseleriyle, taklit edilemez edalarıyla, afallatan tonlarıyla istedikleri kadar turlasınlar havuzu, canlı oluşlarına bin şahit yetmez.
- Şifalandıran üç telli ahşabın bağrına yazdıkları bilmediğin dillerin alfabesinden damıtılmış.
- Bambunun sarı zamanlarına indiğinde avcuna bıraktığı sakalın dikeninden mi çekinecek topraktan beden bulan.
- O şifre dile dönen bedenin düğümünden sıyırıp akıtacaksın uzaklarda unutulmuş belleği.
- Tabakhanede nane koklayanların varacağı yer zeytin ağaçlarıyla çevrelenmiş sarayı olacak rüyaların; tabakhanede çalışanların varacağı yer zeytin ağaçlarıyla çevrelenmiş sarayı olacak rüyaların.
- Okaliptüs gövdesinden biçilmiş yepyeni teniyle soluk alıp veren elbette inanmıştır kuş çağına doğmak üzere olduğuna.
- Yanmış yıkılmış memleketlerini ardında bırakıp Atlas’ın ıssız dağlarına yöneliyor; çığırsın bakalım şimdi dilsiz nârasını koordinatsızlığın. Oradan bizim alnımıza yazılacak müphem.
27 Eylül-4 Ekim 2026
Marakeş-İstanbul
















