Sena Özer’den okul öncesi çocuklar için okunmaya değer 5 kitap önerisi

Eylül 4, 2026

Sena Özer’den okul öncesi çocuklar için okunmaya değer 5 kitap önerisi

Sena Özer’den okul öncesi çocuklar için okunmaya değer 5 kitap önerisi.

1)SEN BÜYÜRKEN-MILLA SHAN (TÜRKİYE İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)

Kitap ”Henüz çok küçüksün miniğim. Önünde uzun bir yaşam var.” Cümlesiyle başlıyor. Rakun anne yavrusunu hayata hazırlıyor.” Bazı günler kuş ol, dünyayı keşfet sonra evine dön, Bazı günler vaşak ol, kulaklarını havaya dik ve etrafındaki seslere kulak ver. Bazı günler aslan ol, dünyadaki haksızlıklara karşı kükre. Bazı günler maymun ol. Anın tadını çıkar. Bazı günler bal gibi tatlı bir kalple sevgi dolu bir ayı ol. Bazı günler kaplumbağa ol, dünyanın gürültüsü kabuğundan içeri girmesin…”tarzındaki öğütler içeren kısımlarıyla başka başka hayvanlardan örnekler vererek çocuğuna hayatı öğrettiği sıcacık bir hikâye

2) İYİ YÜREKLİ DEV MEMO- JULİA DONALDSON (TÜRKİYE İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)

Sayısız kez okuduğumuz o şahane kahramanımız benim için yeni küçük prens Memo, kentin en pasaklı devi. Bir gün yeni bir dükkân görüyor. İçeriye girip kendisine güzel kıyafetler alıyor. İşte şimdi kentin en yakışıklı devi oldum derken karşısına çıkan dertli hayvanlara bir bir kıyafetlerini veriyor. Boynu üşüyen zürafaya kravatını, Yelkeni parçalanan keçiye gömleğini, evleri yanan farelere ayakkabısını, uyku tulumu su birikintisine düşen tilkiye çorabını, bataklığa giren köpeğe kemerini bırakıyor. Bir de bakıyor ki yakışıklılığından eser kalmamış hiçbir kıyafeti yok. Yolda eski kıyafetlerini buluyor ve onları giyiyor. Kapısının önüne geldiğinde yardım ettiği hayvanları görüyor. Hayvanlar ona kocaman bir hediye paketi hazırlamışlar. Kutunun içerisinden de çok duygusal bir not ve taç çıkıyor. Kentin en iyi yürekli devi…

3)UTANGAÇ AYI MONTİ- DUNCAN BEEDIE  (TÜRKİYE İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)

Kahramanımız ayı Monti gözlerini bir yere dikti mi bakardı durmadan bakardı. Bakmaktan gözleri büyürdü. Bir sabah kahvaltı yapan uğur böceği ailesini gördü. Gözlerini bu neşeli aileye dikti. Baba uğur böceği rahatsız oldu. Toplanıp başka bir yere gittiler. Ayı Monti de ormana yöneldi. Ağacın tepesine tırmandı ve kuş ailesine dik dik baktı. Anne kuş Monti’yi ağaçtan indirdi. Bir porsuk yuvası bulan Monti kafasını yuvadan içeri soktu. Burnunu Porsuğa çarptı. Ardından oradan uzaklaştı bir kütük buldu üstüne çöktü. Derin düşüncelere dalıp su birikintisindeki kurbağa ile göz göze geldiler. Kurbağa aynı Montiye onun gibi dik dik baktı. Monti söyleyecek sözü olmadığında, utandığında böyle bakıyordu. Suda ona mutlu mutlu bakan bir ayı gördüğünde çok mutlu oldu. Suda gördüğü şey yansımasıydı. Diğer günler uğur böceği ailesini ve porsuğu gördüğünde artık dik dik bakmıyordu. Üstelik yeni bir arkadaş edinmişti. Bu yeni arkadaşının Monti’den aşağı kalır bir yanı da yoktu. O da onun gibi dik dik bakıyordu. Suda çıkan yansımasıyla arkadaş olan Montiye selamlar…

4) FREDERİCK- LEO LİONNİ (ELMA ÇOCUK)

Hikâyemizde çalışkan bir tarla fare ailesi var. Kış ayı yaklaştığında mısır, fındık ve buğday toplamaya başlıyorlar. Hepsi gece gündüz çalışırken Frederick hiçbir iş yapmıyordu. Aile bireyleri neden çalışmadığını sorduklarında “Hiç çalışmaz olur muyum, soğuk karanlık günler için güneş ışını topluyorum.” Cevabını veriyordu. Onu çayıra bakarken gördüklerinde “ renk topladığını” söylüyordu. Uzun kış günleri için de kelime topluyordu. Bir de baktılar ki kış gelmiş. Mutlu bir aile olarak mısırları, meyveleri yediler. Kimsenin içinden konuşmak gelmiyordu. Bir an Frederick ‘in topladıkları akıllarına geldi. Frederick yumun gözlerinizi dedi. Şimdi size güneş ışınlarını gönderiyorum dedi ve fareciklerin içi ısındı. Zihinlerini renklere boyamak için de mavi menekşeleri, kırmızı gelincikleri anlattı. Son olaraj boğazını temizledi ve ailesine sahneden konuşur gibi konuştu. Sözü bittiğinde herkes onu alkışladı. Meğer sen şairmişsin dediler o da utanarak “biliyorum” dedi.

5) BEN SANDALYE DEĞİLİM!-ROSS BURACH (BEYAZ BALİBA YAYINLARI)

Küçük zürafanın ormandaki ilk günü gergedanın onu sandalye sanıp üzerine oturmasıyla başladı. Zürafanın bu yanlış anlaşılması düzeltmesi gerekiyordu. Ama tam o an maymun yüzüne muz fırlatınca ağzını açıp bir şey söyleyemedi. Beni görmüyorlar mı beneklerim var, kulaklarım var, gözlerim var ve kafamdaki şunlar her neyse… Derken kendisine benzeyen bir sandalye yaptı. Ama su aygırları gelip üzerlerine oturdu. Neyse ki bir insan onu fark edip evine götürdü. Hani en zeki tür insandı? İlk gördüğü hayvana bir sandalye olmadığını anlatmak isterken aç bir aslana denk geldi. Aslan da onu sandalye sanıp üzerine oturdu ve akşam yemeği olacak hayvanı beklemeye koyuldu. Tuvaleti gelen zürafa aslanla konuşunca aslan korkudan kaçıp gitti. Zürafada ertesi gün bütün bu olanları arkadaşlarına anlattı. Onun sandalye olmasına nasıl inandılar J  Özellikle heyacan uyandırıcı resimleri ile çocuklar bu kitabı çok sevecektir.

Yorum yapın