Geç kalınan bir keşif: Aurora Venturini’nin Kuzenler’i Türkçede

Eylül 3, 2026

Geç kalınan bir keşif: Aurora Venturini’nin Kuzenler’i Türkçede

Aurora Venturini’nin Kuzenler adlı romanı Siren Yayınları tarafından Seda Ersavcı çevirisiyle yayımlandı.

Tanıtım bülteninden:

Toplumun “kusurlu” bulduğu bir genç kadın, kendine ait bir dil kurup ailesini anlatmaya başlıyor. Aurora Venturini’nin gerçekçi bir açıklıkla yazdığı Kuzenler, aileye, kadın bedenine, sınıfa, sanata ve normallik fikrine acımasız bir mizahla bakıyor. 

Aurora Venturini yeni bir yazar değildi. Onlarca kitap yazmış, uzunca bir edebiyat hayatını geride bırakmıştı. Ancak geniş okur kitlesinin onu keşfetmesi için 85 yaşına gelmesi gerekti.

2007 yılında Página/12’nin düzenlediği ilk roman yarışmasına gönderilen daktiloyla yazılmış bir dosya, ön jüri üyelerinden Mariana Enriquez’in eline geçti. Enriquez’in daha sonra anlatacağı üzere metin, daha ilk sayfalarından alışılmış edebi ölçülerin dışındaydı: sıra dışı bir sözdizimi, geleneksel noktalama anlayışını reddeden bir anlatıcı, aile hayatının en karanlık ayrıntılarını saklamayan, olduğu gibi sayfalara saçan bir ses. Enriquez, bu sese hayran kaldı. 

Dosyanın adı Kuzenler’di. Yazarı, yarışmaya kimliğini gizleyerek katılan uzun yıllar sürgün yaşamış bir kadındı: Aurora Venturini.

Aurora Venturini, bu romanla yarışmayı kazandı ve bu olay Arjantin edebiyatının en sıra dışı yeniden keşiflerinden biri olarak tarihe geçti. 85 yaşındaki yazar, ilk romanı olmayan Kuzenler ile bir fenomen haline geldi.

Kuzenler’in anlatıcısı ve ana kahramanı Yuna adlı bir genç kadın… Sözcüklerle arası iyi olmayan, kendini ifade edebilmek için sözlüğe başvuran, dilin kuralları ile sürekli mücadele eden biri. Ancak roman ilerledikçe başlangıçta bir “kusur” gibi görünen bu dil, Yuna’nın en büyük gücüne dönüşüyor. Yuna yalnızca kendi hikâyesini anlatmayı öğrenmiyor; kendisini, ailesini ve çevresindeki sözde “normal” dünyayı kimsenin yapamadığı kadar keskin biçimde görmeye başlıyor.

Yuna’nın çevresindeki kadınlar da toplumun normlarına pek uymuyor. Kız kardeşi, kuzenleri, anneler, teyzeler. Venturini onların bedenlerini, arzularını, öfkelerini, bencilliklerini ve kırılganlıklarını idealize etmeden anlatıyor. Erkeklerin çoğunlukla terk ettiği ya da şiddetle girdiği bu kadınlar dünyası, bir dayanışma ütopyası olmaktan uzak. Kuzenler, kadın karakterlerinden “iyi,” “güçlü” ya da “örnek” olmalarını istemiyor.

Venturini soruyor: Bir insanı “normal” ya da “anormal” yapan nedir?

Yazar bu soruyu ağır bir toplumsal tez haline getirmektense grotesk ve kara mizaha yaslanıyor. Kuzenler’de istismar, ölüm, yoksulluk, cinsellik ve aile içi şiddet son derece karanlık bir dünyanın parçaları olarak karşımıza çıkıyor, ancak roman aynı zamanda şaşırtıcı ölçüde komik. Venturini’nin edebi gücü tam da bu rahatsız edici bölgede ortaya çıkıyor: trajediyle komedi, merhametle acımasızlık, güzellikle grotesk sürekli birbirine karışıyor.

Yuna için bir başka anlatım dili daha var: resim.

Kahramanımız, sözcüklerle kuramadığı dünyayı tuval üzerinde kurabiliyor. Sanat, onun için romantik anlamda bir “iyileşme” vesilesi değil; ailesinin, ait olduğu sınıfın ve ona biçilen rolün dışına çıkabilmesi için bir olanak. 

Aurora Venturini klasik aile romanının güvenli alanlarını dağıtıyor; kadın büyüme hikâyesini, aile melodramını ve toplumsal normları groteskin içinden yeniden yazıyor. 

Normal olmak kimin fikriydi?Aurora Venturini’nin Kuzenler’i, Seda Ersavcı’nın çevirisiyle şimdi Türkçede.

Yorum yapın