Kahire’de kayıp çocukların peşinde: Keops Çıkmazı | Feride Şenol

Ağustos 13, 2026

Kahire’de kayıp çocukların peşinde: Keops Çıkmazı | Feride Şenol

Nehir Aydın Gökduman’ın yeni romanı Keops Çıkmazı, on bir yaş üstü okurlar için yazılmış bir macera-gerilim kitabı. Hikâye İstanbul’da başlıyor. Gazetecilik öğrencisi ve stajyer Eylül, en yakın arkadaşı Emir’in Kahire’de bir trafik kazasında ölmesiyle sarsılır. Emir’in gazetedeki masasına ve yarım kalan işine, yani kimsesiz çocuklarla ilgili araştırmasına o geçer. Emir’in bilgisayarında “Keops Çıkmazı” adlı bir kullanıcıdan gelen mesajları bulunca arkadaşının ölümünün sandığı kadar sıradan olmadığını düşünmeye başlar ve izini sürerek Kahire’ye gider.

Kitabın yazarı Nehir Aydın Gökduman uzun süredir çocuklar ve gençler için yazıyor; masal, öykü, roman gibi türlerde çok sayıda kitabı var. Çanakkale’de doğan yazar İstanbul’da yaşıyor, yurt içinde ve dışında okur buluşmalarına katılıyor. Yazdığı yerleri bizzat görme alışkanlığı Keops Çıkmazı’na da yansımış; kitabın ön sözünde anlattığına göre romanı tamamlayabilmek için Mısır’a iki kez gitmiş.

Kahire’de anlatı iki koldan yürüyor. Bir yanda roman neredeyse gerçek bir şehir turuna dönüşüyor (Tahrir Meydanı, Sakkara, Han el-Halili, Ölüler Şehri, Giza Platosu), öbür yanda yeraltında kurulmuş gizli bir düzene açılıyor: Keops Evreni. Eylül burada Rana ve Karim’le birlikte, kaybolan çocukların götürüldüğü Duygusuzlar Okulu’na sızıyor. Okulun öğretisi tek cümleye iniyor: yalnızca kendini sev. Çocukların duyguları bastırılıyor, adları ve geçmişleri unutturuluyor, güçlü olanın haklı olduğu belletiliyor. Kitabın kötülük tasavvuru da burada beliriyor; duygusuzlaşmanın kendisi kötülük olarak konuluyor karşımıza.

Romanın asıl derdi adının ardında duruyor. Keops Çıkmazı hem firavunun piramidini ve geçmişin zulmünü hem de bugünün karanlık düzenini imliyor. Yazarın kitabın sonundaki notunda açıkça yazdığı gibi mesele, giderek hissizleştiğini düşündüğümüz bir dünyada bizi biz yapan değerlerin ne olduğu. Kimsesiz çocukların sömürülmesi, teknolojiyle kurulan denetim, doğum gününü bile tek başına kutlamak zorunda kalmanın yalnızlığı… Kitap bütün bunları genç bir okurun anlayacağı bir açıklıkla ele alıyor ve yanıtını dostluk ile dayanışmada arıyor.

En güçlü yanı temposu ve mekânı. Bölümler kısa, çoğu yeni bir soru ya da tehlikeyle kapanıyor; türün okurunun beklediği sürükleyicilik var. Kahire tasvirleri de kâğıttan değil, yukarıda değinilen o birinci elden gözlem sayfalara siniyor. Özellikle yoksulların yaşadığı Ölüler Şehri ile dışarıya kapalı, yemeği kuryelerle kapısına gelen lüks Yeni Kahire arasındaki karşıtlık, kitabın en akılda kalıcı yerlerinden. Mehmet Akif Ersoy’un Kahire yıllarına yaslanması da hikâyeye tanıdık bir damar katıyor.

Keops Çıkmazı, macera kalıbını güncel bir kaygıyla, duyarsızlaşma korkusuyla dolduran, hızlı okunan bir gençlik romanı. Genç bir okurun hem Kahire’nin sokaklarında dolaşabileceği hem de kendine insanı insan yapanın ne olduğunu sorabileceği bir kitap arayan için işini görüyor.

Yorum yapın