
“The Circle” romanıyla teknoloji dünyasının karanlık yüzünü ele alan Amerikalı yazar Dave Eggers, yapay zekânın yaratıcılık üzerindeki etkilerine ilişkin sert uyarılarda bulundu. Eggers’a göre asıl tehlike makinelerin yazı yazabilmesi değil; insanların zamanla kendi düşünme ve anlatma becerilerini kaybetmesi.
The Guardian’a konuşan Eggers, yeni romanı Contrapposto vesilesiyle yapay zekâ, eğitim sistemi ve teknoloji şirketlerinin kültüre yaklaşımına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Yapay zekânın özellikle okullarda normalleştirilmesini eleştiren Eggers, öğrencilerin düşünme ve yazma becerilerini geliştirmek yerine bu süreçleri algoritmalara devretmeye teşvik edildiğini söyledi. Yazara göre bu durum, yalnızca edebiyatı değil, eleştirel düşünme yetisini de zayıflatma riski taşıyor.
“Yazmak, düşünmenin ta kendisidir”
Eggers, yazının yalnızca ortaya çıkan metinden ibaret olmadığını, asıl değerinin insanın düşünme sürecini şekillendirmesinde yattığını belirtti.
“Düşünmek zor bir iştir. Yazmak da öyle. Ama tam da bu yüzden değerlidir” diyen yazar, bu süreci yapay zekâya devretmenin insanların zihinsel becerilerini körelteceğini savundu.
Yeni romanında insan emeğine odaklanıyor
Eggers’ın yeni romanı Contrapposto, iki sanatçının hayatları boyunca süren ilişkisini ve sanatın doğasını ele alıyor. Roman, yetenek, eğitim, ustalık ve başarısızlık gibi kavramlar üzerinden insanın yaratıcı yolculuğunu sorguluyor.
Yazar, teknoloji çağında giderek unutulan şeylerden birinin “yavaş üretim” olduğunu düşünüyor. Elle çizim yapmak, uzun süre çalışmak ve tekrar tekrar denemek onun için yaratıcı sürecin vazgeçilmez parçaları.
Eggers bu nedenle günlük hayatında da dijital dünyadan uzak durmaya çalışıyor. San Francisco Körfezi’nde bir teknede yazan yazar, dikkat dağıtıcı teknolojilerden uzak bir çalışma ortamı yaratmayı tercih ediyor. Eggers, kitaplarının ilk taslaklarını hâlâ kalem ve kâğıtla yazdığını, daha sonra bunları 1998 model ve internete hiç bağlanmamış bir Macintosh bilgisayara aktardığını ifade ediyor. Akıllı telefon yerine kapaklı telefon kullanan yazar, dikkatini koruyabilmek için zaman zaman San Francisco Körfezi’ndeki teknesinde çalıştığını da söyledi.
Teknoloji şirketlerine telif eleştirisi
Eggers ile eşi, yazar Vendela Vida, eserlerinin izin alınmadan yapay zekâ modellerinin eğitilmesinde kullanıldığı gerekçesiyle Anthropic’e karşı açılan toplu davalara destek veren isimler arasında yer alıyor.
Yazar, büyük teknoloji şirketlerinin kitapları kültürel ve sanatsal eserler olarak değil, “işlenebilir veri” olarak gördüğünü belirterek, bunun yaratıcı emeğe bakışın tehlikeli biçimde değiştiğini gösterdiğini söyledi.
“İnsan üretiminin değeri yeniden anlaşılacak”
Eggers’in kurucuları arasında bulunduğu çocuklara yönelik yaratıcı yazarlık merkezlerinde ekranlardan çok daktilolar, kâğıtlar ve fiziksel üretim araçları kullanılıyor. Yazara göre çocuklar, kendilerine fırsat verildiğinde dijital araçlardan ziyade gerçek insanlarla etkileşim kurmayı ve somut üretim yapmayı tercih ediyor.
Yapay zekânın yükselişine rağmen bunun uzun vadede ters bir kültürel etki yaratacağını düşünen Eggers, insanların yeniden insan eliyle üretilmiş sanat eserlerine, kitaplara ve düşünsel emeğe daha fazla değer vereceğine inanıyor.
Roman hakkında:
Amerikan bozkırlarında doğan Cricket Dibb, ilkokul yıllarında resim çizebildiğini fark edene kadar hayatında belirgin bir yönü ya da büyük bir amacı olmayan bir çocuktur. Kısa süre sonra kendisinden bir yaş büyük Olympia Argyros ile tanışır. Olympia büyüleyici, zeki ve dünyayı Cricket’ten çok daha iyi tanıyan biridir. Onun yeteneğini fark eder ve popüler bir oyun alanını son derece kaba ve kışkırtıcı bir biçimde tahrif etmesi için onu ikna eder. Cricket, ona duyduğu aşkın etkisiyle bunu isteyerek yapar ve böylece Cricket ile Olympia arasında altmış beş yıl sürecek bir bağ başlar.
Bu bağ; dostluğu, ortaklığı ve aşk ilişkisini kapsayan uzun bir yolculuğa dönüşür. Birlikte sanat okuluna giderler — ki bu deneyimin ne kadar değerli olduğu tartışmalıdır — ve ardından sonraki elli yıl boyunca sanat dünyasında, kimi zaman birlikte kimi zaman ayrı ayrı yol alırlar.
Contrapposto, müttefikler, sanat ve sanatçı olmanın ne anlama geldiği üzerine hem dokunaklı hem de son derece eğlenceli bir roman.


















