
Aşağıdaki metin, bir sosyal hizmet uzmanının mesleki deneyim ve edebi birikiminden beslenen, bütünüyle kurgusal bir çalışmadır. Doğu Yücel’in Trol adlı romanından esinle oluşturulmuştur.
1.) Görüşme Nedeni
Görüşme, müracaatçı Kaan Balaban’ın geçirmiş olduğu trafik kazası sonrası hastanemizde yatışı üzerine planlanmıştır. K.B.’nin sistemli lince uğraması sonucunda, yasadışı madde kullanımı nedeniyle seyir halinde bulunduğu araçla kaza yapmış, acil servis ekipleri tarafınca hastanemize getirilmiştir. Görüşmenin amacı tıbbi tetkik ve müdahalelerin tamamlanması ardından müracaatçının mevcut psikososyal durumunu saptamaktır.
K.B.hastanemize bilinci kapalı bir şekilde gelmiş olup, yaşadığı kaza gereği 3 gün boyunca uyutulmuştur. K.B.kazanın etkisinden kaynaklı ciddi kırıklara sahip olup, hastanemizde uzun bir süre yatış almıştır. Hastanemizde yatış aldığı ilk zamanlar K.B. konuşamaz durumdadır. Görüşme K.B.’nin hastanemizde yatışının 9. gününde gerçekleşmiştir.
Müracaatçının kaza öncesi dönemine dair yapılan ön incelemede, kamuoyunda tanınan bir figür olması nedeniyle maruz kaldığı yoğun ve sistemli dijital linç kampanyasının müracaatçı K.B.’nin ruhsal dengesi üzerinde yıkıcı bir etki yarattığı anlaşılmıştır. Özellikle “Kel Örümcek” lakaplı bir internet kullanıcısı tarafından başlatılan bu saldırılar, K.B.’nin mesleki itibarını ve benlik saygısını hedef almaktadır. Müracaatçı bu süreçle başa çıkmakta zorlanmıştır. Kazanın gerçekleştiği andaki duygu durumu ve madde kullanım eğiliminin, bu sistematik baskı mekanizmasıyla doğrudan ilişkili olduğu düşünülmektedir.
2.) Güncel Durum
Görüşme sırasında K.B’nin kullandığı kelimelerin kontrolsüzlüğü ve yüksek ses tonu yaşadıklarına dair büyük bir öfkesi olduğu anlaşılmaktadır. Fiziksel olarak yaşadığı kazadan kaynaklı hareket kabiliyeti kısıtlı durumdadır. Müracaatçı temel ihtiyaçlarını karşılamada, bir yerden bir yere hareket etme ve beslenme gibi hususlarda destek almaktadır.
Sorulara verdiği yanıtlardan iletişim kurmaya açık olduğu gözlenmektedir. Kendisinin ailesinin geçmişinden kaynaklı “nepo baby” (Nepo Baby: Ailesinin ünlü, zengin veya nüfuzlu olmasından sebebiyle kolaylıkla kariyer yapan kişilere verilen isim.) olarak damgalanması, K.B’nin özdeğer duygusunu derinden zedelemiş ve toplum tarafından kendi bireysel çabasının ve başarılarının yok sayıldığı inancını pekiştirmiştir. Bu damgalanma süreci, K.B’de yoğun bir haksızlığa uğramışlık hissi yaratmakta olup, mevcut öfkesinin ve dış dünyaya karşı geliştirdiği aşırı savunmacı tutumun temel dinamiklerini oluşturmaktadır.
K.B yaşadıklarını anlatırken, anlatımını “ailesinden kaynaklı hayatı kolay yaşadığını kabul ettiğini ancak bugün sahip olduğu konuma kendi çabası, yeteneği ve emeği ile geldiği bundan dolayı yaşadığı sistemli linci haketmediği inancı” üzerine kurmaktadır. Yaşadığı lincin kaynağının “Kel Örümcek” olduğunu, kendisinin sosyal medyada ilgili paylaşımları yaparken herhangi bir kimseyi hedef almadığını ve sadece kendini ifade etmek istediğini beyan etmiştir.
K.B’nin şöhret dünyasındaki yüzeysel ilişkileri dışında, gerçek anlamda tutunabileceği tek kişinin partneri “Asya” olduğunu ancak onunla da yaşadıklarından kaynaklı mesnetsiz düşünceleri nedeniyle görüşmediklerini, ailesine ise başından geçenleri anlatmak istemediğini, bu nedenlerden şu anda tutunabileceği işlevsel hiçbir sosyal destek sisteminin bulunmaması, onu sosyal izolasyona maruz bırakmıştır. Hayran kitlelerinin ve sahte kalabalıkların yarattığı illüzyon dağıldığında ortaya çıkan bu mutlak yalnızlık, maruz kaldığı dijital linçle birleşince, biriken içsel öfkesinin önce “Kel Örümcek” ve kendini sistemli bir şekilde linç eden diğer trollere yönelmesine neden olmuştur.
Müracaatçının yaşadığı bu derin yalıtılmışlık hissi ve zedelenen özdeğer duygusu, kendisini gerçeklikten kaçmak ve yaşadığı travmayı uyuşturmak adına yasadışı madde kullanımına itmiştir. Nihayetinde tüm bu süreç, hem maruz kaldığı sanal mahkemelerin yarattığı toplumsal şiddetin bir yansıması hem de içine sürüklendiği yalnızlığın, kendi fiziksel bütünlüğünü tehlikeye atan kontrolsüz bir döngüye dönüşmesinin sonucudur.
3.) Vaka Öyküsü
Müracaatçı K.B., profesyonel olarak oyunculuk mesleğini icra ettiğini tarafımıza aktarmıştır. Yönetmen Erhan Balaban ve kostüm tasarımcısı Nilüfer Balaban’ın çocuğu olarak sanatla iç içe bir aile dinamiğinde büyüdüğünü belirten müracaatçı, mesleki kariyerine henüz sekiz yaşındayken “Aile Ağacı” isimli televizyon dizisiyle adım attığını bildirmiştir.
İlerleyen süreçte çok sayıda farklı projede rol aldığını ve kariyerindeki bu yükselişi 23 yaşında kazandığı Afife Tiyatro Ödülü ile taçlandırdığını ifade etmiştir. Müracaatçı, çocukluk yıllarında başlayan ve uzun yıllara yayılan bu profesyonel sanat geçmişinde, maruz kaldığı son sistemli linç kampanyasına kadar sektörde köklü ve saygın bir konuma sahip olduğunu
tarafımıza beyan etmiştir.
Müracaatçı K.B., profesyonel yaşamının merkezinde yer alan ve dokuz sezon boyunca canlandırdığı “Ilgaz Tan” karakterinin üzerinde yarattığı kimlik baskısını tarafımıza aktarmıştır. Bu rolün getirdiği “romantik ve kusursuz adam” imajının zamanla bir hapishaneye dönüştüğünü ve bu durumun özbenliğine yabancılaşmasına yol açtığını ifade etmiştir. Ayrıca, ailesinin nüfuzu nedeniyle sektörde “nepo baby” olarak yaftalanmasının ve eski eşi Sanem’in yeteneğine yönelik küçümseyici tavırlarının, kendisinde derin bir haksızlığa uğramışlık hissi ve narsisistik yaralanma yarattığını belirtmiştir.
Krizin başlangıç sürecine dair müracaatçı, “Aşkın Gölgesi” dizisindeki morg sahnesinin “Kel Örümcek” mahlaslı anonim bir hesap tarafından dijital mecralarda alaya alınmasıyla kontrolünü yitirmeye başladığını bildirmiştir. Menajeri Gülin’in tüm profesyonel uyarılarına rağmen sosyal medyada fevri bir yanıt vererek süreci körüklediğini, bu hamlesinin ardından başlayan sistemli linç kampanyası nedeniyle evindeki internet kablolarını kesecek kadar ağır bir anksiyete içine girdiğini tarafımıza aktarmıştır. Sektördeki itibar kaybıyla birlikte diziden çıkarıldığını ve yerine eski eşinin yeni sevgilisi Kerem’in getirilmesinin, yaşadığı dışlanmışlık duygusunu ve öfkeyi en üst seviyeye taşıdığını ifade etmiştir.
İyileşme umuduyla başladığı “Çıkmaz Sokak” projesinde de trollerin hedefi olmaya devam ettiğini belirten müracaatçı, bu süreçte tiyatro partneri Meltem’in trollerin “tanıdık biri” olduğuna dair telkinleriyle ağır bir şüphe döngüsüne girdiğini bildirmiştir. Bu paranoid düşüncelerin etkisiyle, kendisine en büyük sosyal desteği sunan sevgilisi Asya’dan bile şüphelenmeye başladığını ve bu güvensizlik ortamı sebebiyle Asya’nın evi terk etmesiyle mutlak bir yalnızlığa sürüklendiğini tarafımıza iletmiştir. Bu mutlak yalıtılmışlık halinin, kendisini tamamen “Kel Örümcek” isimli anonim düşmanını bulmaya ve ondan intikam almaya odaklı saplantılı bir ruh haline soktuğunu beyan etmiştir.
Olayların tırmanma noktasında K.B., bir ajan titizliğiyle izini sürdüğü trol ile yüzleşmek için bir buluşma ayarladığını ancak bunun bir ateşkes değil, planlı bir intikam tuzağı olduğunu anladığını belirtmiştir. Görüşme esnasında trolün kahvesine gizlice müshil attığını, ardından katıldığı eski rol arkadaşı “Adil Baba” lakaplı oyuncunun cenaze töreninde bu maddenin etkisiyle mezarlığın tenha bir köşesinde ihtiyacını gidermek zorunda kaldığını ifade etmiştir. Bu mahrem ve savunmasız anının trol tarafından gizlice videoya çekilip viral hale getirilmesinin, toplum önündeki tüm onurunu ve insani saygınlığını saniyeler içinde yerle bir ettiğini tarafımıza aktarmıştır.
Son aşamada müracaatçı, bu küresel çaptaki aşağılanma ve dijital travmayla başa çıkabilmek adına evindeki tüm iletişim araçlarını parçaladığını ve gerçeklikten tamamen kopma arzusuyla hareket ettiğini bildirmiştir. Zihnini uyuşturmak ve yaşadığı derin acıyı dindirmek amacıyla, geçmişte Asya ile gittikleri “Tamu” isimli mekanda halüsinojen (mantar) madde kullandığını ifade etmiştir. Maddenin etkisi altındayken gerçeklik algısının tamamen yitimiyle ve içine itildiği sahte dünyadan uzaklaşma dürtüsüyle direksiyon başına geçtiğini, evine dönmeye çalıştığı esnada meydana gelen kazanın kasti bir eylem değil, bu bütüncül psikososyal çöküşün trajik bir sonucu olduğunu tarafımıza beyan etmiştir.
4.) Sonuç ve Müdahale Planı
Sonuç
Müracaatçı K.B.’nin tarafımıza aktardığı öykü değerlendirildiğinde; yaşanan krizin, gösteri dünyasının ve dijital zorbalığın yarattığı çok katmanlı bir travma olduğu görülmektedir. Onaylanma odaklı kimliği sarsıldığında, müracaatçının tutunabileceği işlevsel bir sosyal destek sisteminin bulunmadığı açıkça ortaya çıkmıştır. Sektörden dışlanması ve
yakın çevresindeki güven bağlarının kopmasıyla derinleşen bu yalnızlık, K.B.’yi gerçeklikten kopararak sanal bir düşmana karşı saplantılı ve yıpratıcı bir mücadeleye sürüklemiştir.
Nihayetinde müracaatçının geçirdiği trafik kazası kasti bir eylem değil; maruz kaldığı ağır itibar kaybı, mahremiyet ihlali ve çaresizliğin trajik bir sonucudur. Zihinsel yorgunluğunu uyuşturmak için başvurduğu yasadışı madde, içine itildiği çözümsüzlüğün bir dışavurumudur. K.B.’nin iyileşme süreci sadece bedensel tedavisini değil; zedelenen özdeğerinin
onarılmasını ve gerçek dünyayla yeniden sağlıklı bağlar kurmasını hedefleyen uzun soluklu bir psikososyal rehabilitasyonu zorunlu kılmaktadır.
Müdahale Planı
Müracaatçı K.B.’nin tıbbi tedavi süreciyle eş zamanlı olarak, yaşadığı ağır dijital travmanın etkilerini azaltmak amacıyla psikiyatri servisiyle iş birliği içerisinde bir takip programı başlatılacaktır. Bu kapsamda, müracaatçının yaşadığı anksiyeteyi yönetebilmesi ve yasadışı madde kullanımına yönelten psikolojik boşluğu doldurabilmesi için bağımlılık riskine
karşı önleyici danışmanlık hizmeti sunulacaktır.
İkinci aşamada, müracaatçının zedelenen özdeğerini onarmak ve linç kültürünün yarattığı sosyal fobiyi aşmak amacıyla travma odaklı bireysel terapi süreci planlanmaktadır. Bu süreçte, K.B.’nin dış dünyaya karşı geliştirdiği paranoid şüpheleri gidermek ve başta ailesi ve yakın çevresi olmak üzere işlevsel sosyal destek sistemlerini yeniden inşa etmek temel
öncelik olacaktır.


















