Masthead header

33. Ankara Film Festivali Festivali’nde heyecan sürüyor

33. Ankara Film Festivali devam ediyor. Festival dün 84 yaşındaki yönetmen Jerzy Skolimowski’nin yönettiği, bu yıl Cannes Film Festivali Jüri Özel Ödülü kazanan Aİ / EO ve festivalin konuğu olarak Ankara’ya gelen ve filminin ilk gösterimine katılan Bee Thiam Tan’ın filmi Tiong Bahru Sosyal Kulübü/ Tiong Bahru Social Club’ın gösterimiyle başladı. 

Ulusal Uzun Film Yarışması kapsamında Çiğdem Sezgin’in yönettiği “Suna”, Soner Caner imzalı “Mukavemet” ve Onur Ünlü’nün yönettiği “Bomboş” ilk kez Ankara seyircisi ile buluştu. 

Erkek egemen dünyada istediği şekilde yaşamaya çalışan, yersiz yurtsuz bir kadının hikâyesini konu edinen “Suna” filminin gösterimi sonrasında yönetmen Çiğdem Sezgin, başrol oyuncuları Nurcan Eren ve Tarık Pabuççuoğlu’nun katılımıyla söyleşi gerçekleşti. Çiğdem Sezgin, “Filmin öyküsünü kurmadan önce yalnız ve yoksul bir kadın karakter yaratmaya karar vermiştim. Suna öyle oluştu, kimsesiz ve hiçbir geliri olmayan bir kadın üzerine hikâye kurmaya karar vermiştim. Devamında Veysel diye bir karakter yarattım. Suna’yı Veysel’le evlendirdim ve sonrasında öykü kolayca örüldü,” dedi. 

Nurcan Eren, “Çiğdem hocam bir gün ‘Suna olur musun’ dedi, içim titredi. Bilirsiniz çok sevdiğiniz bir şeye heyecanlandığınızda. Sonra hazırlandık ama ben Suna’yı daha önceden okumuştum. Tekrar tekrar okudukça Çiğdem hocamın birkaç tane Suna’sı, bendeki Suna’lar, tanıdığım veya bende olan, o bütün Sunalar’ın toplamı olmuş oldu. Benim için çok heyecanlıydı,” derken Tarık Pabuççuoğlu, “Benim için çok büyük sürpriz oldu, çekimlere birkaç gün kala katıldım projeye. Oturup çalışma zamanımız olamadı. Çok severek bütün zorlukları aşarak keyifli de bir iş çıkarttık. Benim için bağımsız sinema aslında yeni, bambaşka bir oyunculuk, bambaşka bir yürek gerekiyor. İnanılmaz bir heyecan içerisindeyim,” diyerek duygularını aktardı. 

Tek plan çekilen, bir çift ve kapılarına dayanan eski sevgili arasında yaşananları anlattığı, tek bir gecede geçen psikolojik drama türündeki “Mukavemet” sonrası yönetmen Soner Caner, “Bu filmdeki konu 3. sayfa haberiydi aslında. Bu tip 3. sayfa haberleri gündemimizden çıkıyor ya hani, bir bodrum katta, birisi bir nedenden dolayı kadın veya erkek farketmez, ortaya çıkan şiddeti yazıldığı zaman unutuyoruz. Filmlerde biraz daha alt metinler altında anlatılabiliyor. Bu tarz durumlarla yüzleşmek gerektiğine inandım ben. Tek plan çekmekteki öncelikli amacım; aslında bu o kadar 3 kelimeyle geçecek bir haber değil, bunun ne kadar korkunç bir şey olduğunu, erkeğin kendiyle yüzleşmesini, izleyiciyi öfke ya da şiddet meyilli durumun sonuçlarıyla yüzleştirmekti. Seyirciyi bir şekilde oradan çıkartmamak için tercih ettim. Selahattin ve Ece’ye rolü kabul ettirdikten sonra 45 gün prova aldık. Filmi 7 kez çektik. 6. günkü çekimimiz bu izlediğiniz film oldu,” dedi

Ulusal Uzun Yarışma filmlerinden Serkan Keskin ve Settar Tanrıöğen‘in başrollerini paylaştığı, Hazar Ergüçlü’nün ise konuk oyuncu olarak yer aldığı, Kıbrıs’ta geçen bir cinayet komedisini konu edinen Onur Ünlü imzalı “Bomboş” gösterimi de izleyicilerin yoğun ilgisiyle gerçekleşti.

Özel Gösterimler – Yakın Tarih bölümü kapsamında ise Aslı Esma Karaca’nın yönettiği “Beyaz Motosiklet” filminin gösterimi yapıldı. 1968’de üniversiteye başlayan ve öğrenci hareketlerine katılan, dönemin öğrenci liderlerinin yanında mücadele eden Tayfur Cinemre’nin motosikleti ile ODTÜ’den başlayıp, işkencehaneye, hapishaneye, arkadaşlarının katledilmesine tanıklığına giden yolculuğunu anlattığı belgeselin söyleşisinde Aslı Esma Karaca; “Çocukluğumdan beri bu hikâyenin peşindeyim, kaçıncı izleyişimizdir bilmiyorum ama her izlediğimde kalbimin aynı şekilde acıdığı bir şey benimki. Bizim aslında yapmaya çalıştığımız şey anlatmak, anlatmak, anlatmak… Bu tandansta olanlar biliyoruz bu belgeselde anlatılanları ama festivalin şöyle bir önemi var ki; bilen bilmeyen her türden insana ulaşabilmek, özellikle gençlere ulaşabilmek. Bu çok önemli bizim için,” dedi.

Festivalde Maryna Er Gorbach imzalı “Klondike”, Ali Kemal Güven’in yönetmenliğindeki “Çilingir Sofrası” ve Ziya Demirel’in yönettiği “Ela ile Hilmi ve Ali” filmleri ikinci gösterimlerinde ekiplerinin katılımıyla Ankara izleyicisi ile bir kez daha buluştu.

Festivalin konuğu olarak Ankara’da bulunan Signe Baumane mükemmel aşkı bulmaya çalışarak büyüyen Zelma’nın hikâyesini anlatan, Tribeca Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan son filmi Evlilik Meselem / My Love Affair With Marriage ve kısa filmlerinden oluşan retrospektifi ile izleyicilerle buluştu. Signe Baumane, Evlilik Meselem filmi sonrasında gerçekleşen söyleşi öncesi salondaki izleyicilere filmle ilgili sorular sorarak, doğru cevap verenlere kendi yaptığı özel çizimlerinden hediye etti. Baumane söyleşide filmini; “Duygularla ve ilişkilerle ilgili bir film bu. Zelma’yı seyircilerin yorumlamasını isterim. Zelma, film boyunca bir dönüşüm geçiriyor ve cinsiyet stereotiplerine tepki duyuyor. Filmde daha sonra görüyoruz ki Zelma kendini kabul etmeye başladıkça, herkesi kabul ediyor. Zaten filmin bence asıl mesajı kabullenmek ve tolerans göstermek. Benim hayatımdan esinlendim elbette filmde, ama tamamen değil. Zelma’nın kendini keşfetme süreci benimkinden çok farklı,” diye açıkladı.

Festivalde izleyiciyle buluşan günün diğer filmleri ise ise Jero Yun imzası taşıyan Boksör / Fighter ile Bridgette Boulliot ve Oan Kim’in birlikte yönetmen koltuğunda yer aldıkları Su Damlaları Boyayan Adam / The Man Who Paimts Water Drops oldu.

Festivalde Bugün (8 Kasım Salı) 

Festivalde bugün Ulusal Uzun Film Yarışması’nda yer alan İsmet Kurtuluş ve Kaan Arıcı’nın birlikte yönettikleri “LCV (Lütfen Cevap Veriniz)” ve Emin Alper’in “Kurak Günler” filmleri ekiplerinin katılımıyla izleyiciyle buluşacak.

Soner Caner’in yönettiği “Mukavemet”, Onur Ünlü imzalı “Bomboş” ve Çiğdem Sezgin yönetmenliğindeki “Suna”nın ikinci gösterimleriyle izleyiciyle buluşacağı festivalde Jacques Tati anısına Oyun Vakti / Playtime; Pasolini anısına Medea, KINO 22 filmlerinden Andreas Kleinert imzalı, 2022 Alman Film Ödülleri’nden En İyi Film başta olmak üzere dokuz ödülle dönen Sevgili Thomas / Dear Thomas; Marie Kreutzer’in Avusturya’nın Oscar adayı olan, 2022 Cannes Film Festivali Belirli Bir Bakış bölümünde prömiyerini yapan filmi Korsaj / Corsage; Bir Seçki Güney Kore bölümü filmlerinden Joon-ik Lee’nin yönettiği Balık Kitabı / The Book of Fish ve Jero Yun imzalı Boksör / Fighter filmleri beyazperdede olacak diğer yapımlar.

Festivalde bugün 1990 yılında başladığı sinema yazarlığı serüvenine Türkiye’nin önemli gazete, internet sitesi ve dergilerinde devam eden, televizyon için sinema ve kültür sanat programları hazırlayan, danışmanlık yapan sinema yazarı Murat Özer bir panel ile anılacak.

Aylin Nazlıaka, Esin Küçüktepepınar ve Murat Erşahin’in konuşmacı olarak yer alacağı Olkan Özyurt moderatörlüğündeki Murat Özer Anısına paneli bugün saat 19.00’da Büyülü Fener Sineması Kızılay Salon 3’te düzenlenecek. Panelin ardından Bruno Dumont’un 2016 yapımı filmi, Cicim / Slack Bay gösterilecek. Fransa’nın kuzey batısında 1910 yılının yaz mevsiminde geçen, polis bir dizi kayıp vakası araştırırken, iki ailenin karşı karşıya gelmesini anlatan filmin en önemli özelliklerinden biri de müzikleriyle ön plana çıkıyor olması. Murat Özer’in pek çok sanat dalıyla olduğu gibi müzikle de iç içe bir sinema yazarı olması bu filmin seçilmesinde önemli bir rol oynuyor.

Festivalde bugün ayrıca Kızılay Büyülü Fener Sineması 4. Salon’da saat 16.30’da Meryem Yavuz, Murat, Levent Öztürk ve Necmi Deniz Akıncı’nın katılacağı Geleceği Görmek adlı bir panel düzenlenecek.

edebiyathaber.net (8 Kasım 2022)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r