Masthead header

Video: Abbas Kiarostami Röportajı

FavoriteLoadingOkuma listeme ekle

“Bir ağacı kök saldığı yerden ayırıp başka bir yere taşırsanız, ağaç meyve vermez olur. Verse de, kendi yerindeyken vereceği meyve kadar güzel olmaz. Bu, doğanın kanunudur. Bence, ülkemi terk etmiş olsaydım, aynen o ağaç gibi olurdum.”

1979 İran İslam Devrimi’nden sonra ülkesini terk etmeyen Kiarostami, aradan geçen 30 yıl zarfıda sayısız filme motor demenin yanı sıra, içinde şairi Füruğ Ferruhzad’ın da yer aldığı İran Yeni Dalgası’n günümüze taşıyan en büyük damar olmuştur. Kiarostami’nin bu anlamda, yani kuşaklar arası bağlantıyı hem de araya “İslam Devrimi” girdiği halde sağlamış olması, bir coğrafyanın sineması için değil bütün sanatsal üretimi için hayati olmuştur ve takdire şayandır.

İran Yeni Dalgası, Kiarostami’yle, 1997 yılında Cannes’da aldığı  Altın Palmiye’yle (Kirazın Tadı 1997) çıktığı zirveden hiç inmedi. Bu günlerde, o zirve Atlantik ötesine kol atmış, Kiarostami’nin “talebelerinden” Asghar Farhadi’yle Oscar’a kadar uzanmıştır. 

Kiarostami sadece bir sanat insanı değil aynı zamanda misyon insanıdır da. Ve bu insanlara, her dönemde, ihtiyacımız olmuştur. 

Kamerası hiç durmasın
Işığı hiç sönmesin.

Röportaj 1998 tarihli. İran’da sinemanın hangi şartlarda ve hangi düşüncelerle kotarıldığına çok iyi bir örnek olduğunu düşünüyoruz. Söylenenler hem kayıt altında tutulmaya hem de düşünülmeye değer.

Röportajı (Alt yazıyı) ingilizceden, ad ve emeklerini e-hayalet.net imzasında kodlayan iki güzel insan çevirdi. Kendilerine e-hayalet adına teşekkürlerimizi sunuyoruz. Mesleki tecrübe ve titizliklerini büyük bir alçak gönüllülükle bu işe ayırdılar. 

e-hayalet.net adına
Hasan Sever


 
 

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z