Masthead header

Marketleştirilen “öykü” mü? | Feridun Andaç

FavoriteLoadingOkuma listeme ekle

feridun andac 10.tifDoğrusu sevindirici bir durum!

Öykü her yerde…

Ülkeye yayıldı, hatta sınırları bile aştı! Yakında marketlerde de karşımıza öykü paketleri çıkabilir!

Hemen şaşırmayın!

Bu iyi mi iyi! Demek ki herkesin anlatacak bir hikâyesi var. Üstelik Dostoyevski’yi okumuş çoğu, Çehov’u baş tacı etmiş, Sait Faik’le yatıp kalkmış, Raymond Carver’la güne başlıyor Katherine Mansfield’le bitiriyor, Maupassant’ı eskimiş deyip ötelemiyor…

Yer gök öykülerle, öykücülerle…

Giderek yazan/anlatan bir toplum olma arzusu taşıdığımız kesin. Ama bir şey var bu ülkede; çoğalan her şey değer yitimine uğruyor hemen.

İşte bu orantısız çoğalma, eşitsiz gelişmeden korkarım. Hayatımızın her alanını sığlaştıran da budur.

Neden mi?

Her işte, uğraşta olduğu gibi bunun da simsarlarının çoğalma ihtimali ürkütür beni.

Mesleğim eğitimcilik.

İnsan eğitiminin yolunu/yordamını iyi kötü bilirim. Üstelik yazıya/okumaya kırk yılı aşkın zamanını vermiş biriyim. Yaşadığımız erozyonu az çok görebiliyorum.

Okullardaki edebiyat/sanat eğitiminin yetersizliğini biliyoruz.

Bundan olacak ki, birer kurtarıcı gibi herkes her yerde. Yalnız edebiyatın değil, birçok şeyin şirazesi kaçtı; çoğu şey pusulasını yitirdi.

Benim eşitsiz gelişme dediğim de işte bu.

Okumadan yazmak nasıl olabiliyor?

“Yazmam için okumam şart mı,” sorularını duydukça; ve bu kişiler paralar dökerek şurada burada öykülerini kitaplaştırıp bir yerlerde boy gösterdikçe pusulayı aramak boşuna çaba!

Karşıma çıkan genç/yetişkin insanlara bakıyorum çoğu pop-yazar’larla/yazıcılarla düşüp kalkıyor. Biraz konuşunca anlıyorsunuz kolaycılıklarının nedenini. Okuma eğitiminden geçmemiş çoğu. Edebiyat ise çok uzaklarında.

Yazmak için bir neden arayışından çok, bir yerlerde görünmek için neden yaratma derdinde çoğu.

Giderek söz inandırıcılığını yitirmeye başladı bizde. Görünmeden yazmak yerine görüntülenerek yazmayı seçiyor zamane yazıcıları. Elbette bundan en çok da paye alan roman yazanlar, öykü festivallerinde boy gösterenler.

Yazdıkları üzerine edebi yargı bekleyenlerin hezeyanı ise pıtrak gibi sarmış her yanı. Bu çıkışsız yolda, pusulasını yitiren edebiyatın pusarık havasında festivallerde ağırlanan “öykü” ne kadar nefes alıyor bilemem! Ama bildiğim bir şey var ki; kötü öyküler yazılıyor kaç mevsimdir. Öte yandan ise roman için bir basamak derdinde çoğu kalemşör. Yazıdan para, paradan yazıyı çıkarıyorlar. Kimsenin umurunda değil ne söylendiği. Toplummuş, insanmış, savaşmış, göçmüş, mülteciymiş, iç savaşmış, cinnetmiş, suçmuş, öfkeymiş…

Oysa biliriz ki; öykünün tam zamanı. İnsanı ve toplumu anlatmak için; insan ruhunun derinliklerine inerek yaşadığımız sanrılı dönemin kılcal damarlarına işleyerek, insanı anlamak/anlatmak için öykü kendi eşiğini geçecekleri bekliyor.

Edebiyatın tam da politik ve toplumsal olması gerektiği bir zamanda, öyküyü bir festivalden diğerine taşıyoruz.

Görsel çağdayız ya, öyleyse görünmek gerek bir yerlerde. Yükseldikçe alçalan bir toplumun yaşadığı değer yitimi ne yazık ki öyküyü de içine almış durumda. Dili umursamadan, toplumu tanımadan, insana doğru yürümeden yazı-çizi oyununda herkes. Acı soslu parlatılmış sözcükler, tavırsız/bakış açısız söylenip durmalar…

“Yazdım, öykü oldu; göründüm, öykücü oldum,” demek de yetmiyor ne yazık ki!

Yakın zamanlarda marketlerde öykü konservesi bulursanız hiç şaşmayın sevgili okurum!

Feridun Andaç – edebiyathaber.net (16 Şubat 2016)

Bunlar da ilginizi çekebilir:

  • saadet - 20/02/2016 - 20:08

    Ferudun Bey, bırakınız yazsınlar çok okuyan yazanı olan bir toplumdan zarar gelir mi hiç? Keşke bu ülkede sorunumuz her önüne gelenin öykü yazması olsa. Sizlerin teşvik edici olmanız gerekir bizim gibi bir ülkede. Sonra oturur eleştiririz su akar edebiyatta yolunu bulur. Ayrıca pıtrak gibi çıkan yeni öykücülerimiz gençlerimiz ne kadar zorlanıyorlar seslenmek için.Sizler onların elinden tutun görmezden gelmeyin yeter ki….cevaplakapat

  • Çilem E. Türker - 09/03/2016 - 15:22

    Hocam, çok güzel yazı. Elinize, emeğinize sağlık.
    Popüler olma hevesine değinmişsiniz.
    Kitabını parayla bastıranlar, festivallerde bot gösterenler.
    Ancak bu insanlar, türlü sebepten, zaten bir nevi “çaresiz” değil mi?
    Sizden, (bir yazardan), yersiz olsa bile, asıl piyasanın haksız yere parlattıklarından sözetmenizi beklerdim.
    İletişim, Can, YKY ve bunların yavruladığı “genç öykücü yuvası” yayınevleri, bunların kitaplarını yayımladığı “yazmasa olur” yazarları niçin dile getirmiyorsunuz? Biri, nolur, bunları söylesin artık…
    Sine Ergün, Sezer Ateş Ayvaz, Şenay Eroğlu, Nihan Eren, Yalçın Tosun, Türker Ayyıldız, Bora Abdo, Pınar Öğünç, Nazlı Karabıyıkoğlu, Kadire Bozkurt… Nice, nice isim sayılır.
    Bu isimler yazsa, yazmasa ne olur? Geçmişimizin tekrarı, üstelik geçmişimizi aşağı çekiyorlar. Hayal gücü yok, insan bilgisi sığ ve kulaktan dolma, estetiğe hiç değinemiyorum.
    Düşüncemi paylaşmak istedim sadece.
    Sayılmasa bile, biri söylesin istedim.cevaplakapat

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z