Masthead header

Manga ve kültürel direniş ilişkisi üzerine | Serkan Parlak

FavoriteLoadingOkuma listeme ekle

Kasım 2011’de İletişim Yayınları tarafından yayımlanan çok özel bir kitap Manga: Bir Kültürel Direniş Aracı.  “Mehmet Korkut Öztekin, manganın tarihine, takıntı, tepki ve beğenilerine odaklanarak, global başarısının nedenlerini irdeliyor. Heyecanlı, tutkusunu paylaşan, ehlivukuf, olduğunu gösteren sabırlı ve mesafeli bir dil kullanıyor. Bazen Japon tarihine, kimi zaman siber punk edebiyata ve diğer fantastik türlere değinen, hikâyeleri maharetle tartışan akıcı ve derin bir denge tutturuyor,” denmiş tanıtım metninde. 

Bir kültürel direniş aracı olarak Japon grafik romanı manganın incelenmesi yolculuğuna başlarken öncelikle Japon ulusunun kökenlerinden ve Japonya özelinde resim sanatının tarihinden özlü ve anlaşılır bir biçimde bahsetmek gerekiyor. Ek olarak Joseph S. Nye’in ” yumuşak güç” teorisinin dönüştürücü, ikna edici, işbirliğine sevk edici ve caydırıcı niteliğinin Japonya’nın uluslar arası ilişkilerde oynadığı kilit rolün de vurgulanması gerekli… Kitaba adını veren, biraz değiştirerek yazarsak “Manga, bir kültürel direniş aracıdır,” tezine ulaşmak için yazar öncelikle temel kavramları tanımlıyor. Yola kültür kavramıyla çıkıyoruz. Kültür kendisini oluşturan dört temel unsur olan değerler, normlar, kurumlar ve insan elinden çıkma nesneler (alametler) üzerinden tanımlanıyor. Kavramların alt sistemleri örneklerle açıklanıyor ve kilit kavram olan ” yumuşak güç” e bağlanıyor.

Politik değerleri tutarlı, ahlaki bir kültürel yapı aynı zamanda bir cazibe merkezi, meta olarak da pazarlanabilir bir değerdir. Kültür, yumuşak gücüne bağlı olarak ithal edilen her türlü yabancı metayı dönüştürüp geliştirerek kendisinin kılacak; ardından yeniden dışarı pazarlayacak kültürel, sanatsal, endüstriyel ve bilimsel refleksleri geliştirebilecektir. Özetle asimile olurken asimile eder, kendisini yeni durum ve dönemlere uyarlar, adapte eder. Hatta kendini yeniden icat eder, değişip gelişirken farklı kültürleri de etkiler. Japonya çağdaş dünyada yumuşak gücü en etkili kullanan kültürlerden biridir. Örnek olarak Star-Wars’a bakalım: Bilim-kurgu-fantezi filmi Star-Wars üçlemesi yaratıcısı G.Lucas tarafından bazı doneleri Uzak-Doğu Japon sanatından esinlenerek üretilmiştir. Star-Wars daha sonra Japon manga sanatçıları tarafından çizgi romana uyarlanır. Bir süre sonra Amerika’ya geri pazarlanır. Günümüzde Japon grafik anlayış ve estetiği çağdaş modanın belirleyicisi haline gelmiştir.

II. Dünya savaşı sonrası toptan yok oluş, Japon kültürünü kendi dinamikleri ve dış baskının da etkisiyle zihniyet, değerlerini, kurumlarını yeniden değerlendirmeye ve temize çekmeye itmiştir. Dinamik yeniden yapılanma süreci; ABD destekli ekonomik kalkınma programı kültür ve sanatta bir yandan varlığını sürdüren imparatorluk düzeninin üst yapısı olarak elit kültür, öte yandan endüstriden ilham alan yayılmacı bir kitle kültürü olarak görünür oldu. Manga bu kitle kültürünün bir yansıması olarak Japonya’da üretilen, ABD ve Avrupa’dan ithal edilen çizgi romanlara karşılık gelir. Üslupsal duruş, plastik kalite, çizgi romana özgü ardışıklık ilkelerinin kullanılış biçimi, görsel ve yazılı öyküleme süreci, konu seçimi, yöntem ve sonuca ulaşma tarzıyla öteki türlerden ayrılır, farklı bir biçimde adlandırılır. Sonsuz bir konu çeşitliliği arz ederek hemen hemen her yaş grubundan okuyucu tarafından tüketilir. Mangalar, Japon basın-yayın endüstrisinin en büyük parçasıdır.

Japonya’nın sahip olduğu yumuşak güç yığınının önemli bir parçası olan manga sektörünün, izlediği yöntemlerle global temaları grafik roman türleri içinde nasıl dönüştürdüğünü görmek; ayrıca kendi kültürünün yabancı kültür asimilasyonu altında erozyona uğradığından endişelenenler için Japonya’ya özgü yumuşak güç macerası, trans-ulusalcılık deneyimi aydınlatıcı, bilgilendirici ve eğlendirici bir yolculuk olabilir.

Kısa Manga tarihi adlı ikinci bölüme gelecek olursak; toplumsal olaylar, iç savaşlar, matbaanın Japon topraklarına gelişi, hızla gelişen basın-yayın endüstrisi ve bu olgunun sanatçıların üretimine etkisi, dışa kapalı Japonların Avrupa kültürleriyle ilk ilişkileri ve bu durumun dünyadaki yansımaları bu bölümün genel özetini oluşturuyor. Japonya’da resim,  matbaa teknolojisi ve yayıncılık, manganın doğuşu ve yükselişi bölümleriyle ilk bölümü sonlandırıyoruz. Sonuçta manga tarihi üzerine yapılan araştırmalarda varılan ortak kanıya göre; Meiji dönemi öncesi ve sonrasında Japon gündelik yaşamında ve sanatındaki üslupsal değişim, ardından II. Dünya Savaşı sonrası Amerikan işgali sırasında Amerikan güçlerinin Japon kültürü üzerindeki sosyo-psikolojik ve sosyo-kültürel etkileri, “manga” olgusunun gelişmesini ve şimdiki çağdaş anlamına kavuşmasını sağlayan tarihi süreçlerdir.

İkinci bölüm manga ve animelerde insan, teknoloji ve çevre tasvirleri başlığını taşıyor. Edebiyat tarihindeki ilk savaşçı robotlar yani mechaların yer aldığı 1898 tarihli Dünyalar Savaşı adlı metninde H.G.Wells, uzaylı tripodlarla dünyanın belki de en gelişmiş buharlı ve zırhlı savaş gemisi (ironclad) olan Thunderchild’ın kapışmasını anlatır. ABD’yle gerçekleşen ilk saldırmazlık ve ticari kapitülasyon anlaşmasının zeminini imparatorun yazlık sarayını bombalayarak sağlayan Kommodor Mattheu Perry’nin ironclad’leri muğlak ve kudretli teknolojik anlayışın sembolü olarak Japon kültüründe “Kara Gemiler” olarak anılır. Boşin İç Savaşının sonunda samurai sınıfı ve şogunluk kurumu kalkar, iki yüzyıldan beri sürdürülen rangaku (Batı araştırmaları) sonucunda edinilen deneyim ve birikimler tabana yayılmaya başlar, Japon endüstri devriminin temelleri atılır. Teknolojik ve toplumsal reformların varlığına duyulan inanç 20. yüzyılda Japonya’yı Doğu Asya ve Pasifik’te yayılmacı ve saldırgan siyasete ve bunun sonucunda da II. Dünya Savaşı’na sürükler. Savaş temalı mangalar 60’lı yıllarda çok etkilidir, aynı yıllarda cephede olup biteni anlatan yirmi sekiz farklı senki-Mono’nun yirmi üçü hava savaşlarıyla ilgili olup Japon çizgi roman tipolojisine göre uygun biçimde tasarlanan kahramanlar                      ( Japon pilotlar çocuksu ve narin,düşmanlar kısmen gerçekçi) teknolojik detayları son derece iyi betimlenmiş bir dünyada maceralarını yaşarlar. 1950’li yıllarda okuyucular ulusal onurlarını Osamu Tezuka’nın yarattığı Astro Boy karakterinin maceralarında yeniden yakalar. 1963 yılında animasyon serisine uyarlanan Tetsuwan Atomu, ayrıca insansı robotlar üzerine hazırlanmış ilk görsel yayın olma özelliğini taşır. 1956 yılında ise ilk süper robot mangası olan Gigantor yayımlanır. Astro Boy ve Gigantor ile parlayan “robot ve süper robot” furyası katlanarak büyür ve popülerleşir. 1972 tarihli diğer bir süper robot mangası Mazinger Z ya da Mazingo Zetto’dur. Robot öyküleri, bilimsel ve teknolojik temellere dayandırılarak kurgulanan bilim-kurgu hikayeleridir. Nitelik ve nicelik açısından sonsuz çeşitlilik gösteren bu türler Japon çizgi romanındaki en baskın temleri de oluştururlar. 1974 tarihinde gösterilmeye başlanan “Uzay Savaş Gemisi Yamato” dünya çapında Japon animasyon filmleri furyasını başlatan ilk televizyon serisidir. Gerçek Yamato, kardeş gemisi Musasi ile birlikte denizcilik tarihinde üretilen en büyük savaş gemisidir. Devasa gemiler Japon halkının ve imparatorluğunun gururu olup hatta Yamato Japonya’nın kendisiyle öylesine özdeşleşmiştir ki, 1944’ün nisan ayında gerçekleştirilen Ten-Go operasyonu sırasında batırılması, ülkenin nihai yenilgisinin ve savaşın artık tamamen kaybedilmiş olduğunun işareti olarak kabul edilir. Yamato terimi ayrıca Japon halkını tanımlamak için de kullanılır.

20. yüzyılda yöntem ve icat bilgisi anlamında kullanılan teknoloji terimi, 20. yüzyılla birlikte içinde saklı olan “Hız kuvvettir!” sloganını açığa çıkarır. Hız arttıkça kendine özgü bir varoluş ortamı meydana getirir, ihtiyaç ve alışkanlıklar yeniden tanımlanmaya başlanır, yolculuklar değişir, mekânlar yeni eklentilerle geliştirilir, her türlü bilgi ve veriye daha kısa sürede ulaşılır. Bu köklü dönüşüm bireye kendisini özgürce yaratmak, yok etmek ve tekrar tekrar yeni baştan inşa etmek fantazyası sunar. Bizi kuşatan ve sarmalayan şeylerle; giysilerimiz ve arabalarımızla kısa zamanda kendimizi nasıl özdeşleştirdiğimizin farkına varmak oldukça şaşırtıcı bir deneyimdir.

Devamında gelen bütün bölümlerle birlikte mangaya ilgi duyan hemen her türden okurun ilgi duyacağı bir başucu kitabı var elimizde, devamı kitapların da bir an önce yayımlanması dileğiyle…

Serkan Parlak – edebiyathaber.net (11 Eylül 2019)

Bunlar da ilginizi çekebilir:

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z