Masthead header

Aytül Akal, Elif Açın Doğar’la çocuk kitapları ve editörlük üzerine söyleşti

FavoriteLoadingOkuma listeme ekle

Yurtdışındaki yayıncılarda her edebiyat türü için ayrı editörlerin görev aldığını öteden beri duyardık. Editörlük kavramı son yıllarda bizim dilimize de yerleştiği gibi, kitapların künyelerinde de yer buldu.

Sahi, kimdir editör? Yazan yazar, yayınlayan da yayıncıyken, editörlerin işi ne? Sorduk, anlattılar.

Konuğumuz, Morpa Yayınları’nın Editörü, Elif Açın Doğar.

Editörlük nereden geldi aklınıza? Bir ideal miydi?

“Kitap kurdu” tanımının annem için söylenmiş olduğunu düşünmüşümdür hep.  Evimizin her yanı kitaplarla doluydu. Okumayı dört yaşında öğrendim ve okumak hayatımdaki en önemli eylem oldu her zaman. Karşılaştırmalı Edebiyat bölümünde okurken, sevgili hocam Gülsüm Cengiz’in yönlendirmesiyle Morpa Kültür Yayınları’yla tanıştım, staja başladığım bu yerde editör oldum. Editörlük bir ideal miydi diye hiç düşünmedim ama okumayı hep sevdim, okuduklarıma elimden geldiğince katkı sağlamak beni çok mutlu ediyor.

Dildeki etkinliğinizi nerede kazandınız?

Okuma eylemini gerçekleştirirken okuduklarımı zihnimde canlandırdığımda eksik kalanları fark etmekle başladım metinleri değiştirmeye. Okumak her ne kadar pasif bir süreç gibi görünse de aynı zamanda çok yaratıcı bir süreçtir de. Daha çok okumak, daha çok düşünmek zamanla işiniz olmaya başlıyor.    İnsan yaptığı işin en iyisi olması için çalışır elbet ama dilde kesin bir yetkinliğe sahibim diyemem.

Yazarlık atölyeleri gibi editörlük atölyeleri de var mı?

Yazarlık atölyelerinin gün geçtikçe çoğaldığı ülkemizde bu atölyelerin etkileri hakkında olumlu bir görüşe sahip değilim, editörlük atölyeleri de ne yazık ki bu ön kabul oluşturuyor benim için, işin içinde olmadan birden bire ve sınırlı bir zaman diliminde yapılan çalışmalarla amaçlanan hedefe ulaşmak bence biraz zor.

Size gelen metinlerde değişiklik ya da düzeltme istediğinizde yazarların tepkisi ne olur? Önerilerinizi uygulamak yerine dosyasını alıp giden oldu mu hiç?           

Yazmanın zorlu bir süreç olduğunu düşünüyorum ve bu üretimi gerçekleştirenlere gerçekten de saygı duyuyorum ama kimi zaman bu insanların egoları inanılmaz şişkin oluyor ve yapılması gereken değişiklikleri her ne kadar gerekçeleriyle açıklasanız da onlar kutsal saydıkları eserlerinde bir değişiklik yapmak istemiyor. Bu gibi zorluklarla karşılaştım ama şimdiye kadar dosyasını alıp giden olmadı.

Siz önerdiniz, düzeltti ama olmadı, tekrar uyardınız düzeltti, olmadı… Kaç kez gider gelir bir dosya yazarla aranızda? Yayımlamaktan sonradan vazgeçtiğiniz dosya olur mu?

Yazmak gerçekten de sabır isteyen bir iş. İnsan yazdıklarını yayımlatmak istiyor, kendine göre nedenleri oluyor bunun için; paylaşmak, yararlı olmak ya da maddi kazanç sağlamak gibi. Her şeyden önemlisi insan, yazdıklarının salt doğru olduğunu düşündüğü için yazar, siz bu aksaklıkları düzeltmek istediğinizde anlamsız bir inatla karşılaşabilirsiniz. Nitekim ben de bu durumları yaşadım, yayımlamaktan son anda vazgeçtiğim bir dosya olmadı ama çok sorunlu bir dosyayı daha ilk incelememden sonra kabul etmemem gerektiğini bana tecrübe ettiren çok dosya oldu.

Çevirilerde, kitabın orijinalini de okuyor musunuz? Çeviri kitaplar üzerinde editoryal çalışma yaparken en zorlandığınız konular…

Bildiğim bir dildeyse kitabın orijinalini okumak tercih ettiğim bir yol oluyor. Bana göre çeviri çok tartışmalı bir konu. Çevirmenin, kaynak metindeki içeriği doğru yorumlaması ve hedef dile o dildeki nesnelliğe göre en doğru şekilde aktarması gerektiği görüşünü savunuyorum. Çocuk kitapları üzerine çalıştığımdan karşılaştığım en büyük zorluk çocuğa görelik ilkesinin göz ardı edildiği çeviri metinler. Doğru kelimelerin seçilememesi de sıklıkla karşılaştığım problemlerin arasında yer alıyor.

Sizce bir editör her alanda editörlük yapabilir mi? Ya da şiir editörü, öykü editörü gibi ayrımlar mı olmalı? Hatta çeviri editörlüğü  ile telif dosya üzerinde çalışmak da çok farklı değil mi?

Bana göre, basılı yayın, görsel medya, İnternet yayıncılığı gibi birbirinden keskin biçimde ayrılan alanlar var, bu alanlarda bile editör ayrımı yapılmıyor ne yazık ki. Şiir, öykü, çeviri editörlüğü de birbirinden çok farklı olmasına rağmen ayrı alanlar olarak algılanmıyor.

Önünüze gelen bir dosyanın, başka bir kitaptan ayarsız esinlenme ya da alıntıyla dolu olup olmadığını nasıl belirliyorsunuz? Diyelim ki esinlenilen orijinal kitabı okumadınız, bilmiyorsunuz…

Bir dosyayı değerlendirmeye başladığımda olmazsa olmaz ölçütler var elbet bunların başında da tutarlı bir anlatım geliyor. Alıntıyla dolu bir dosyada tutarsızlıklar belirginleşebiliyor. Tutarsızlık ya da çelişkilerin çok olduğu, üslup farklılıklarına rastlanan bir dosyadan kötü kokular yükseliyor demektir.

İyi bir editör olmanın sizce olmazsa olmaz üç ölçütü…

Okumak, düşünmek ve sabırlı olmak.

Bir kitabın ilgi çekeceğine veya tutmayacağına nasıl karar veriyorsunuz?

 Bir kitabın tutup tutmayacağının belirleyici ölçütlerinin başında bence o kitap için yapılan reklam kampanyaları ve pazarlama stratejileri geliyor. Bir de tabii yazarın sözcükleri ne kadar kucaklayabildiği.

İşinizde karşılaştığınız zorluklardan birkaçı…

Araştırmak, okumak ve yazmak için yeterli zamanım olmaması karşılaştığım zorluklardan birkaçı…

Editörlükle ilgili başınızdan geçen ilginç bir olay…

Yazdığı öykülerin eksik yönlerini ona söyleyip örnek olarak düzeltme yaptıktan sonra, öykülerini ondan daha iyi yazdığımı düşünen ve kitabını tamamlaması için birkaç öyküye daha ihtiyacı olduğunu, bu öyküleri de ben yazarsam bitirdikten sonra yazar olarak da onun adını yazmamı isteyen bir yazarla yaşadığım bu olay gerçekten de ilginçti…

Ülkemizde editörlük kurumu hangi aşamada? Sizce yeterli mi?

Dünyada editörlük çeşitli aşamalara ayrılmış durumda, ülkemizde ise benim gördüğüm editörlük anlayışı düzeltme yapan kişi yani içerikteki yazım yanlışlarını düzelten kişi olmaktan ibaret ve uygulama da ne yazık ki bu şekilde. İçerik ve proje bazlı değil de biçimsel ve taşeron bir enstrüman olarak değerlendirilen editörün  ve editörlüğün de gerektiği gibi gerçekleşmemesi çok şaşırtıcı değil sanırım.

Kendi özel zevkiniz için de okumaya zaman ayırabiliyor musunuz?

Elimden geldiğince bunun için uğraşıyorum ama çoğu zaman bunu yapamıyorum. Kitap almaktan hiçbir zaman vazgeçmiyorum ve bu durumda evim okunması gereken kitaplarla doluyor. Bir gün birikmiş kitaplarımı okumak için daha fazla zamanım olmasını umuyorum.

Kimi kitaplarda sinema dili ağırlıklı olabiliyor. Kitabı okurken “Bundan iyi film olur,” deyip sonradan sinemaya uyarlandığına tanık olduğunuz kitaplar var mı?

Anlatım yönünden film tadında ilerleyen, filmi yapılsa da izlesek dediğim kitaplar var örneğin Dan Brown’un kitapları; Da Vinci’nin Şifresi ve Melekler ve Şeytanlar. Kitapların başkahramanı Robert Langdon’ı Tom Hanks’in canlandırması tam da benim kitapları okurken kafamda canlandırdığım karakterle örtüşüyordu, bana göre ikisi de iyi uyarlamalar. Harry Potter, Yüzüklerin Efendisi, Narnia Günlükleri serilerinin uyarlamalarını da başarılı buluyorum.

Siz de yazıyor musunuz?  Sizin metinlerinizin editörlüğünü kim yapsın isterdiniz?

Kişisel zevkim için okumaya çok az vakit ayırabildiğimi söylemiştim, yazmak içinse vaktim yok gibi. Bir yandan da bir gün yazabilmeyi çok istiyorum sanki okuduklarımın ardından her defasında kendi kitabımı yazıyorum. Bir gün bunları kâğıda dökebilmek çok güzel olur. Bunu başarabildiğim zaman editörlüğümü sevgili hocam Gülsüm Cengiz’in yapmasını isterim.

En çok hangi kitabın editörü siz olmak isterdiniz?

Okumaktan asla vazgeçemediğim bazı kitaplar var, bunların başında Vasconcelos’un Şeker Portakalı, Edmondo De Amicis’in Çocuk Kalbi ve Exupery’nin Küçük Prens‘i. Bu kitapların editörü olmayı çok isterdim.

Geçenlerde gazetede beni çok heyecanlandıran bir haber okudum, Küçük Prens‘in hiç yayımlanmamış iki sayfası bulunmuş. Bu sayfalar, Exupery’nin el yazmalarını içeren özel bir koleksiyonun Fransız müzayede evi Artcurial tarafından edinilmesiyle ortaya çıkmış. Bu haberin devamında neler olacağını merakla bekliyorum.

Aytül Akal – Cumhuriyet Kitap (2 Ağustos 2012)

edebiyathaber.net (8 Ağustos 2012)

Bunlar da ilginizi çekebilir:

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z