Masthead header

Ağaca Tüneyen Sweeny | Onur Uludoğan

FavoriteLoadingOkuma listeme ekle

Agaca-Tuneyen-Sweeny_178716_1I

Ulysses (James Joyce), Kayıp Zamanın İzinde (Marcel Proust), Niteliksiz Adam (Robert Musil), Üçleme (Samuel Beckett), Çıplak Şölen, Nova Üçlemesi (William S. Burroughs), Tristram Shandy (Laurence Sterne), Şemsiye (Will Self), Dalgalar, Deniz Feneri (Virginia Woolf), Yaşam Kullanma Kılavuzu (Georges Perec), Vergilius’un Ölümü (Hermann Broch), Kapanda Üç Kaplan (Guillermo Cabrera Infante), Ford Mach I (Sevim Burak), Tutunamayanlar (Oğuz Atay), Gece, Kısmet Büfesi (Bilge Karasu)…

Yukarıda ilk anda aklıma gelenleri sıraladığım kitaplar hiç kuşku yok ki edebiyat tarihinde son derece önemli yere sahip kitapların bir bölümünü oluşturuyorlar. Bu eserleri kabaca kategorize edecek olursak iki temel ortak özelliklerinden bahsedebiliriz:

Hiç kuşku yok ki yukarıda adı geçen eserler öncü olarak adlandırılabilecek kitaplardır ve son derece yüksek bir edebi beğeniye seslenirler.

Bu eserleri, okurlara meydan okumayla karışık yapılmış bir oyun çağrısı olarak da görebiliriz.

Biz okurlar, yazarlarının kimi zaman yıllarını vererek ortaya çıkardıkları eserlerle yaptıkları bu çağrıya kulak verir okuma serüvenine dâhil olmaya çalışırız. Bu çabamızda bazen başarılı oluruz bazen de yenilgiyi kabul eder karşılaşmayı ileri bir tarihe erteleriz.

Ancak kesin olan bir şey varsa, bu dev eserlerden herhangi birisini hakkını vererek okumayı başardığımızda aldığımız hazza bir de zafer duygusu eklenmektedir. 

II 

Geçtiğimiz aylarda yukarıdaki paragrafta bahsedilenler kadar zorlu olmasa da edebiyat tarihinde bu eserlerle birlikte değerlendirilen bir kitap, Ağaca Tüneyen Sweeny, Everest Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı.

Everest Yayınları Mart 2011’de Flann O’Brien’ın Üçüncü Polis isimli romanını, Ocak 2012’de de Dalkey Arşivi’ni biz okurlarla buluşturmuştu.

Her üç kitap da doktora tezini Flann O’Brien üzerine yazmakta olan akademisyen Gülden Hatipoğlu tarafından çevrildi. 

III 

Ağaca Tüneyen Sweeny, aslında Flann O’Brien’ın ilk romanı. Kitabın ilk baskısı 13 Mart 1939 tarihinde yapılmış.[1]

Kitabın bu tarihte yapılan ilk baskısının pek ses getirdiğini söyleyemeyiz. Bu durumun ilk nedeni, ilginin, Ağaca Tüneyen Sweeny ile hemen hemen aynı tarihlerde yayımlanan Finnegans Wake üzerinde yoğunlaşmasıdır. İkinci neden ise Alman ordularının 1941’de Londra’yı bombalaması ve bu bombalama sırasında O’Brien’ın yayıncısı konumundaki Longman Yayınevi’nin binasının da zarar görmesidir. Yayınevine ait binada bulunan tüm Ağaca Tüneyen Sweeny kopyaları bu sırada yok olur.

Bu tahribatın ardından kitabın ikinci baskısı ancak yirmi yıl sonra yapılabilecektir.

O’Brien bu talihsizlikle kendi üslubunca dalga geçmeyi ihmal etmez ve Hitler’in kitabını okuduğunu ve kitaptan nefret ettiği için İkinci Dünya Savaşı’nı başlattığını söyler. 

IV 

Flann-OAğaca Tüneyen Sweeny, matruşka bebekleri gibi iç içe geçirilmiş romanlar bütünü olarak tanımlanabilir. Romanın konusunu bir çırpıda özetlemek bir hayli zor. Bu noktada kitabın arka kapak yazısının bir bölümünden yardım alabiliriz:

“İrlanda kültürü hakkında alabildiğine komik bir parodi olarak da okunan Ağaca Tüneyen Sweeny (At Swim-Two-Birds), pinti amcasıyla birlikte Dublin’de yaşayan miskin ve derbeder bir üniversite öğrencisinin öyküsünü anlatıyor. Dublin sokaklarında aylaklık eden, fırsat buldukça kafa çeken, ahbaplarıyla felsefi ve edebi konularda sohbet etmeyi seven bu genç, vaktinin çoğunu yatağında okumakla ya da romanını yazmakla geçirir. Yazmakta olduğu romanda, kendisi gibi yatağına düşkün, tuhaf mı tuhaf bir yazar olan başkarakter Trellis de bir roman yazmaktadır. Trellis’in yarattığı ve diğer yazarlardan ödünç aldığı kurgu karakterler zaman içinde kontrolden çıkıp başkaldırarak kötü yazarlığının bedelini ona fena ödetirler…”

Arka kapak yazısında da söylendiği gibi Ağaca Tüneyen Sweeny’de öykü, katmanlar halinde anlatılmıştır ve yazar tarafından biz okurlara kimi ipuçları açıkça verilse de okurken yapılacak ufak dalgınlıklar kitabın hangi katmanında olduğumuzu unutmamıza neden olacaktır.

Burada, kitabın Türkçe baskısına detaylı bir önsöz yazan Armağan Ekici’nin bize verdiği üç maddelik ipucunu da buraya almayı faydalı buluyorum: 

1.)    Kitabı okurken hangi karakteri kimin yarattığına dikkat edin.  Örneğin, Eski Ahit gibi konuşursak Brian O’Nolan Flann O’Brien’ı yarattı; Flann O’Brien Ağaca Tüneyen Sweeny’nin anlatıcısını yarattı; Anlatıcı Trellis’i yarattı; Trellis, Furriskey’yi yarattı…

2.)    Hangi anlatı seviyesinde olduğunuza, anlatıcının kim olduğuna dikkat edin; örneğin kitabın anlatıcısının hatıralarını, anlatıcının yazdığı kitaptan bölümleri, ya da bu kitabın içindeki kitabın kahramanlarının anlattığı bir hikâyeyi okuyor olabilirsiniz.

3.)    Kitabın sonunda, kendinize şunu da sorabilirsiniz: Trellis’in “yeşil kitap”ından toplam kaç kelime okudum? 

V 

Armağan Ekici’nin yazdığı önsöz, Flann Obrien ve kitapları hakkında, okura yardımcı olacak birçok ipucu içermesine rağmen Üçüncü Polis hakkında sürpriz bozan önemli bir detaydan bahsediyor. Bu nedenle Üçüncü Polis’i henüz okumamış olan okurlar bu önsöze biraz daha dikkatli yaklaşmalılar.

Ekici, kitapların Türkçede yayımlanma sırasına bağlı olarak Ağaca Tüneyen Sweeny’yi okuyanların daha önce Üçüncü Polis’i zaten okumuş olduklarını düşünerek bu önsözü yazmış olabilir. Aslında Armağan Ekici’nin bu ön kabulünü bir öneri olarak değerlendirebiliriz:

Daha önce Flann O’Brien’la tanışmamış olanların, Üçüncü Polis’in ardından okumaya Dalkey Arşivi ya da Ağaca Tüneyen Sweeny ile devam etmeleri “bana göre” okuma zevkini önemli ölçüde artıracaktır.

Ağaca Tüneyen Sweeny’nin orijinal ismi, kitabın arka kapak yazısında da belirtildiği gibi, “At Swim-Two-Birds”. Bu isimle, kitabın Türkçe baskısında kullanılan ismin birbiriyle ilgisi olmadığını İngilizce bilmeyen okurlar bile fark edeceklerdir.

Kitabın Türkçe baskısı için yapılan isim tercihinin açıklaması, kitabın çevirmeni Gülden Hatipoğlu tarafından oldukça ikna edici bir biçimde yine kitabın ilk sayfalarında uzun uzun yapılmış. 

VI 

Ağaca Tüneyen Sweeny ile birlikte O’Brien’ın yazmış olduğu beş romandan üç tanesi son derece özenli çevirilerle dilimize kazandırılmış oldu. Dileriz, Gülden Hatipoğlu ve Everest Yayınları’nın bu işbirliği devam eder de İrlanda Edebiyatı’nın bu önemli yazarının diğer romanlarını da okuma fırsatımız olur.


[1] Yazının devamında vereceğim bilgileri Üçüncü Polis’e Gülden Hatipoğlu tarafından yazılan önsözden derledim. (s. i-xiii)

Onur Uludoğan – edebiyathaber.net (13 Kasım 2014)

Bunlar da ilginizi çekebilir:

  • SELGİN GB - 14/11/2014 - 11:17

    Keşke bu yazıda, kitabın daha ilk cümlesinden başlayan çeviri hatalarından, çevirmenin çiğnemek ile geviş getirmek arasında en azından ikisinin farklı canlı türlerine has özellikleri olduğundan bile haberdar olmadığından da bahsetseydiniz.
    Hadi, diyelim ki, motomot bir çeviriden kaçınıldı… insan geviş getirmez! ama lokmayı ağzında uzun süre çevirebilir ve bence yazar sadece “çiğnemek”i kasdetmişti(bir şekilde orjinal metni bulup karşılaştırdım ve sonrası zaten azap vericiydi, okuduğum her garip cümlede açıp orjinal metne bakma ihtiyacı hissettim).
    İlerleyen sayfalarda da çeviride anlatım bozukluğuna varacak derecede hatalar olması okumayı hem güçleştiriyor hem de tatsızlaştırıyordu. Bir de buna çeviri ile ilgili girişte editörün ve çevirmenin yazdıklarının eklenmesi iyice trajikomik bir durum ortaya çıkarmıştı.
    Zaten mevcut edebiyatımız her gün biraz daha yozlaşırken bir de çevirmenlerin eliyle buna dünya edebiyatından okurların önüne getirilenler eklenmesi kabul edilebilir değil.
    Neticede belki de her eser Türkçe’ye çevrilmek zorunda olmayabilir. Çevirisini yazar ve eserleri üzerine tez yazan biri yapıyor olsa da belki de bir daha düşünmek gerekir.
    Saygılarımla,cevaplakapat

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r
O k u m a   L i s t e n i z