Yetmişinden Yedisine Margit Schreiner | Ali Bulunmaz

Nisan 17, 2026

Yetmişinden Yedisine Margit Schreiner | Ali Bulunmaz

Yaşamak mı, yoksa hatırlamak mı daha ağır? Bunlardan hangisi daha yorucu? İç içe geçmiş bu sorulara verilecek yanıtlar, olup bitenlere ve anılara göre değişecektir elbette. Geri dönüp bakmak ve geçmişi yorumlamak da bazı cevaplara götürebilir bizi. Margit Schreiner de tam olarak öyle yapıyor; kaleme aldığı otobiyografik romanlarda çocukluğuna ve gençliğine bakarak ailesini, arkadaşlarını ve o dönemlerin ruhunu anlatıyor.
Tuhaf dönemdeki çocuk
İlk romanı “Baba. Anne. Çocuk. Savaş İlanları”nda Schreiner, oyun ve yaşam arasında salınan yedisindeki Margit’le buluşturuyor bizi. Yazar, çocukluğuyla paralel bir takvim sunduğu metinde hem geçmişindeki dönüm noktalarının hem de dünyada olup bitenlerin bir dökümünü çıkarıyor.
1950’lere ve 1960’ların ilk yarısına denk gelen çocukluğunda Schreiner; bedeni, ailesi ve onu çevreleyenler ile birlikte yaşamı tanımaya başlıyor. Bu sırada ailesinin tuhaflıklarını hatırlıyor: “Aslında benim çocukluğumda, aile içinde kalmayan ne varsa hepsi utanç verici sayılırdı. Topluluk içinde hıçkırık tutması, mendil unutulduğu için burun çekmek, etekle bluzun uyumsuzluğu, kaçık çorap ve bunun gibi şeyler işte. Gözle görülür engeller, kekemelik, topallama, unutkanlık, demans, kambur özellikle utanç vericiydi. Ya da her türlü cinsel davranış. Ya da her türlü boşaltım. Ancak tüm bu utanç verici şeyler kimse görmeyince utanç verici olmuyordu. Annem çok kaşındıkları için evde bacaklarını kanatana dek tırmalıyordu. Yemekten sonra protezini ağzından çıkarıyor, daha yemek masasında otururken ağzını eliyle kapatıp protezi yalayarak temizlemeye koyuluyordu. Babam kışın bile yatak odasının açık penceresi önünde çıplak şınav çekmeyi sürdürüyordu çünkü oradaki pencere dışarıdan görünmüyordu.”

Yazının devamı için >>>

Yorum yapın