Masthead header

Yazarın Odası: Polat Özlüoğlu | Meltem Dağcı

Edebiyatçıların yaşamlarını, yazdıkları mekânları, son zamanlarda okuduğu kitapları bu defa yakınlarının gözünden mercek altına almaya çalıştık. Yazar Polat Özlüoğlu’nu, kardeşi Leyla Özlüoğlu ile konuştuk.

Yazılarını nerede yazar? Yazarken denk geldiğinizde o an yaşadığınız ilginç bir anınız oldu mu?

Aslında öykülerini pandemiye kadar çoğunlukla dışarıda yazan birisidir. Kitapçı arkadaşlarında, kitap kafelerde, tanıdık arkadaşlarının mekânlarında oturup yazmayı sever. Etrafındaki kalabalıktan, gürültüden, keşmekeşken hiç etkilenmez. Kulağında her zaman müzik vardır. Kulaklığını taktıktan sonra hiçbir şey onu öyküsünden alıkoyamaz. Genellikle defterinin başına geçtikten sonra bitirmeden o masadan kalkmaz. Yani ham hali ile öyküye başladığında son noktayı koymadan yerinden kıpırdamaz. Bu yüzden bazen bulunduğu mekânı sahibiyle kapatıp çıktığı olur. Ama bunun dışında öykünün düzeltmelerini, kendi deyimiyle işçiliğini evde yapmayı sever. Bilgisayara geçirir, çıktı alır ve üzerinde çalışmalarına evde başlar. Yazısı oldukça okunaksızdır bazen ben temize geçerdim. Çünkü kendi bile okuyamazdı yazdıklarını.

Kardeşinizle yazı/okuma üzerine neler paylaşırsınız?

Önceleri ilk okuru ben olurdum. Öyküyü beğenip beğenmediğimi belli eden kısa notlar eklerdim bir kelimelik şeyler. O bu notlarla nasıl bir yolda olduğunu hissederdi. Neyse ki her öyküsü çok güçlüdür ve bambaşka bir duygu yoğunluğu yaşatır, bambaşka bir pencere açar okurken, bilinmeyen dünyalara yürürsünüz onun cümleleri ile. Uzun zamandır iş yoğunluğumuz dolayısı ile artık çok fazla ilk halini okuyamıyorum öykülerinin ama o gelip kısaca anlatıyor yazdıklarını heyecanla. Bu çok başka bir duygu, bir öyküyü yazarından dinlemek, ayrıcalıklı bir an benim için. Şanslı hissediyorum kendimi.

Yazdıklarıyla ilgili sizden ne tür fikir/ öneri alır?

Öneri değil ama hoşuma gidip gitmediğini merak eder. Duyguyu yakalayıp yakalayamadığını öğrenmek ister. Bittiğine inandığı bir öyküye daha sonra müdahale etmez, kolay kolay değiştirmez, genel atmosferini bozmaz.

Yazı yazarken vazgeçemediği ritüelleri nelerdir?

Yazarken mutlaka müzik dinler. Genelde slow diyebileceğimiz, yavaş, hafif şeyler çalar. Seksenler ya da doksanlara ait blues, soul, jazz ya da yabancı pop klasiklerini ya da sadece solo piyano ya da keman parçaları dinlemeyi sever. Hatta bu ara film müzikleri dinliyor. İn The Mood For Love filminin müziklerine takıldı mesela. Bunun dışında en büyük ritüeli hala deftere yazmasıdır. İnce çizgili defterler alıp biriktirmeyi sever. Bir sürü defteri vardır.  Deftersiz, kalemsiz dışarı asla çıkmaz.

Son olarak, elinde en son gördüğünüz kitapları öğrenebilir miyiz?

Joseph Andras’ın Yaralı Dostlarımıza (İthaki Yayınları), Marguerite Duras’ın Aşka Tatil Yok (Hürriyet Yayınları) ve Anita Brookner’ın Yanlış İlişkiler (Telos Yayınları) kitapları var. Sahaf gezmeyi seven birisi olduğu için elinde ilginç kitaplarla eve gelir çoğunlukla.

edebiyathaber.net (22 Eylül 2022)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r