Masthead header

“Uygarlığı Değiştiren 100 Kedi”: Tarihte sözü en çok geçen kediler

Tek bir kedinin uygarlığı değiştirmeye gücünün yetmeyeceğini düşünüyorsanız, koca bir canlı türünü tek başına yok eden Tibbles‘ı duymamışsınız demektir. Ya da Pakistan ile Abd arasında diplomatik bir tartışmayı tetikleyen Ahmedabad adlı kedi yavrusunu. Ya da bir tutam tüyüyle bir katilin yakalanmasını sağlayan Kartopu adlı Kanada kedisini.

Bunlar, “Uygarlığı Değiştiren 100 Kedi“den yalnızca üçü. Bilim, tarih ve sanata ve daha birçok alana katkıda bulunan kedilere selam duran kitap, büyük edebiyat yapıtlarına esin kaynağı olanlardan tutun da, polise telefon ederek sahibinin hayatını kurtaranlara kadar, kedilerin zekâsını ve cesaretini gözler önüne seren birçok örneği barındırıyor.

Bütün bu kedicikler tarihi az çok değiştirdiler. Bunu umursamamaları, hatta yaptıklarının farkında bile olmamaları, çok daha basit bir işi becerince yaygara koparan insanlara örnek olmalı.

Kitaptaki kedilerden “Kartopu”nun katili yakalatma serüveni:

Douglas Beamish bir cinayet işlemiş, ama kaçıp kurtulacağını sanmıştı. Kaçabilirdi de, eğer kedisi cinayet kanıtını sağlamasaydı…

Yıl 1994′tü. Prens Edward Adası’ndaki Kanadalı yetkililer Shirley Duguay’i derin kazılmamış bir mezarda buldular. Kraliyet Kanada Atlı Polisi cinayet mahalline çağrıldı. Uzmanlar plastik bir torbaya tıkılıp cesetle birlikte gömülmüş kanlı bir deri ceket üzerinde özellikle duruyorlardı. Ne yazık ki kan kurbana aitti, yani DNA karşılaştırması yararsız olacaktı. Ancak adli tıp uzmanlarının ceketin üzerinde buldukları yirmi yedi beyaz tüyün bir kediye ait olduğu anlaşıldı. Atlı Polis, cinayet kurbanı Duguay’in ayrı yaşadığı nikâhsız eşi Beamish’ın mezardan çok da uzak olmayan bir bölgede ana babasıyla beraber yaşadığını hatırlayıverdi. Üstelik ailenin Kartopu adında bir de beyaz kedisi vardı.

Atlı Polis, Kartopu’ndan kan örneği aldı. Cinayet mahallinde bulunan tüylerle DNA karşılaştırması yapmayı umuyordu. Ama bir sorun ortaya çıktı: Kimse böyle bir araştırma yapmamıştı o güne kadar. Her yere telefon yağdıran yetkililer sonunda şu gezegende kendilerine yardım edebilecek kişileri saptamayı başardılar. Maryland’deki Frederick şehrinde Ulusal Kanser Enstitüsü Genom Çeşitliliği Laboratuvarı’nda çalışan bir araştırmacı ekibi, kedi genomları haritası geliştirmeye çalışıyordu.

Bu akademisyenler böyle bir cinayet soruşturmasına hiç katılmamışlardı. Onları işbirliğine ikna etmek kolay olmadı. Ama bir kez işe koyulduklarında, cekette bulunan tüylerin genetik kodunu ayırmaları fazla uzun sürmedi, Kartopu’ndan alınan kan örneğiyle de hemen eşleştiriverdiler. Artık kanıt hazırdı: teknolojiyi geliştirmiş olan uzmanlar tanıklık edince Beamish cinayet suçuyla mahkûm edilip hapishaneye gönderildi. Bu dava, kedi DNA’sının şüphelilerin suç mahallinde bulunduklarını kanıtlamak için kullanılmasına emsal teşkil etti. Daha sonra, ABD Adalet Bakanlığı’nın hibe ettiği 265.000 dolarla Ulusal Kedigiller Genetik Veritabanı oluşturuldu. Böylece, adlı tıp laboratuvarlarının, suç mahallerinde bulunan tüylerin belirli kedilere ait olup olmadığını saptayabilmesini sağlayan teknoloji geliştirilmiş oldu. Kartopu sayesinde suçluları (yaklaşık üçte birinin kedisi vardır) artık tüylü dostları ele veriyor.

edebiyathaber.net (14 Ocak 2013)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r