
Barbara Comyns’in kitapları ard arda Türkçeye çevriliyor. Şubatta Veterinerin Kızı yayınlanmıştı. Geçtiğimiz günlerde de Ardıç Ağacı ve Bay Fox çıktı. Anlaşılan Everest Yayınları hızla Barbara Comyns külliyatını tamamlamaya doğru ilerliyor.
Barbara Comyns adını ilk kez duyuyorum. Bu benim cahiliğimdir, diyecektim ama bütün dünya için de geçerliymiş bu durum. Barbara Irene Veronica Comyns Carr 1907 doğumlu bir İngiliz yazarı. Aynı zamanda ressammış. Sanat eğitimi almış. Resimleri 1934’de ünlü London Group topluluğuyla birlikte sergilenmiş. Geçimini sağlamak için hayatı boyunca modellik, reklamcılık, daktiloculuk gibi işlerin yanı sıra antika mobilya, piyano ve eski araba alım satımı yapmış, kaniş köpeği yetiştiriciliği ve eski evleri restore edip kiralama gibi sıra dışı işlerle uğraşmış.
İkinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle birlikte maddi sıkıntıları artmış ve Hertfordshire’daki bir kır evinde aşçılık yapmaya başlayan Comyns, burada çocukluğuna dair bir dizi kısa öykü kaleme almış. Bir arkadaşı onun Hertfordshire’da yazdığı taslağı görmüş ve yayınlaması için teşvik etmiş. Bir dergide parça parça yayınlanan öykülerin kitap olarak yayıncısı da Graham Green olmuş. İlk romanı Sisters by a River 1947’de yayımlanmış. Barbara Comyns’in verimli bir yazarlık yaşamı olmuş, 11 romanı ve öyküleri yayınlanmış. Green onu, “çılgın ama ilginç bir romancı” diye tanımlamış. Editör – yazar ilişkileri bitse de Graham Green, Comyns’in kitaplarının yayınevlerinden çıkması için her zaman destek olmuş. Comyns ,14 Temmuz 1992’de, 84 yaşında ölmüş.
Barbara Comyns, İngiliz edebiyatında uzun süre gözlerden uzak kalmış, bugün ise kitaplarının yeniden basımları sayesinde tekrar keşfedilen bir romancı olarak tanımlanıyor. Bay Fox, 1987’de yayınlanmış olsa da 1980’lerin romanı değil. Taradığım kaynaklar romanın 1940’larda yazıldığı ve yayımlanmak üzere yıllarca beklediği konusunda hemfikir. The Independent romanı “1940’larda yazılmış, 1987’de yayımlanmış bir savaş romanı” olarak nitelendiriyor.
Bay Fox’un Barbara Comyns’in yaşam öyküsünden kaynaklanan bir eser olduğu düşünülüyor. Comyns ilk evliliğini yaptığı sanatçı ve çocukluk arkadaşı John Pemberton’dan ayrıldıktan sonra iki çocuklu genç bir anne olarak ekonomik açıdan çok zor durumda kalmış. Bu zor koşullarda, 1930’ların sonlarında ve savaş yıllarında Londra’da yaşadığı deneyimler Mr Fox‘un kaynağı olmuş. O yıllarda Arthur Price ile tanışıyor. Price, “biraz dolandırıcı” sayılabilecek, çeşitli işlere girip çıkan bir adam. Barbara Comyns, iki çocuğu ve Arthur birlikte yaşamaya başlıyorlar. Comyns’ın hayatını inceleyen çalışmalar, Price’ın Mr Fox‘taki başkişinin oluşumunda önemli bir model olduğunu belirtiyor. Ama romandaki otobiyografik unsur “başından geçenleri romana aktarmak”tan çok, yaşanmış deneyimleri grotesk ve kurmaca bir dünyaya dönüştürmek şeklinde değerlendirilmiş.
1956’da ikinci kocasının, John Le Carre’nin romanlarına konu olan ünlü “köstebek” Kim Philby ile iş ilişkisi ortaya çıkınca İspanya’ya taşınmışlar ve o tarihten sonra Barbara Comyns’in eserleri yaynlanmaz olmuş. Comyns’in dönüşü ancakVirago Yayınları’nın onu tekrar keşfetmesi ve 1981’de Veterinerin Kızı’nın yeniden basımı ile mümkün olmuş. Hem daha önce yayınlanmış ama baskısı tükenmiş eserleri yeniden basılmış hem de Bay Fox gibi daha önce reddedilip basılmayan eserler yayınlanma imkanı bulmuş.
Romanın anlatıcı kahramanı Caroline Seymore küçük kızı Jenny ile birlikte yaşayan genç bir kadın. Kocası Oliver onu terk etmiştir. II. Dünya Savaşı’nın başlangıcında Caroline ekonomik ve toplumsal açıdan zor durumdadır. Bu sırada Mr Fox’la tanışır.
Fox, sahtekarlık kokan bir yöntemle ikinci el otomobil ticareti yapar, bir yandan da savaş ekonomisinin yarattığı fırsatlardan yararlanır ve çeşitli yiyecek maddelerinin karaborsası ile para kazanır. Bu işleri nedeniyle zaman zaman hapse girer, buna rağmen Caroline ve Jenny’nin hamisi haline gelir.
Zeynep Sude Güvenç’in Türkçeye çevirdiği Bay Fox’un ilginç yanı savaş zamanında geçmesine rağmen savaşın ön planda olmaması. Caroline’in çocuğu ile birlikte bir bekar anne olarak hayatta kalma mücadelesi ana konuyu oluşturuyor. Londra’ya yağan bombaları, şehir dışına kaçma çabalarını onun yaşam mücadelesini daha da zorlaştıran gelişmeler olarak okuyoruz.
Eleştirmenler, büyük felaketleri küçük, gündelik ve çoğu zaman şaşırtıcı derecede naif, sakin, komik ve zaman zaman ürkütücü bir sesle anlatmanın Comyns’ın genel poetikasının temeli olduğunu belirtiyor. Çok kendine has, başta tuhaf gelen ama sayfalar ilerledikçe havasına girip “iğneyi başkalarına çuvaldızı kendine batır” diyen mizah anlayışını kavradıkça okumak çok daha keyifli bir hale geliyor.
Comyns’ın anlatıcı tavrı son derece sakin ve saf görünümlü, kahramanı Caroline da hayata çocuksu bir saflıkla yaklaşıyor ve yaşadıklarını öyle anlatıyor. Olan biteni sadece kendi yaşamına etkileriyle değerlendiriyor. Savaşın yarattığı ahlaki, ekonomik ve toplumsal karmaşayı da onun günlük yaşamının çapı kadar görüyoruz, yani sınırlı bir bakışla. Mr Fox’un yaptığı işlerin yasallığını veya ahlakını da pek sorgulamıyor. Fox’un hayatındaki tuhaflıklar onun için hayatın doğal parçaları. Gerektiğinde de bu işlerde ona yardımcı olmaktan geri durmuyor. Savaşın yarattığı ölümcül tehlikeyi anlatıcının kendisinden daha önce biz okurlar anlıyoruz ve bakalım ne zaman durumun dehşetini kavrayacak diye merak ediyoruz.
Fox adı, İngiliz masallarındaki tilki figürünü çağrıştırıyor, diye yazmış eleştirmenler. Masalın tilkisi kurnazdır, Comyns’ın Mr Fox’u ise kurnaz, fırsatçı, koruyucu ve tehlikeli özellikleri aynı anda taşıyan bir savaş dönemi erkeğidir, diye yazmışlar. Caroline’ın başına gelenler: “terk edilme, gizemli yardımcı, yeni hayat, savaş, kayıplar, yeniden başlama şeklinde bir masal örgüsünü andırıyormuş. Ama roman bir masal gibi bitmiyor. Bence Comyns Bay Fox’da bir “masal” yazmıyor ama romanın dünyasını masalsı bir mantıkla kuruyor ve sonra o masalın yapısını kırıyor, bozuyor.
Barbara Comyns’ın Bay Fox‘u, savaş, yoksulluk, annelik ve kadınların ekonomik bağımlılığı gibi meseleleri samimi ve ironik bir dille anlatan bir roman. Comyns’in farkı ise bu ağır meseleleri dünyayı anlamakta isteksiz ya da yetersizmiş gibi görünen, fakat tam da bu nedenle dünyadaki kötülükleri daha çıplak gösteren naif bir anlatıcı gözünden anlatmasında yatıyor. Bay Fox, bu bakımdan bir savaş romanından çok, savaşın gündelik hayatı nasıl dönüştürdüğünü anlatan bir roman.
* Bay Fox, Barbara Comyns, çev. Zeynep Sude Güvenç, Everest yay. Eylül 2026.
















