Masthead header

Şairin Çocuk Kitabı: “Çocukluk Anayurdum” | Çağlar Mirik

İstanbul Kitap Fuarı  bu yıl en çok çocuklar için güzel olacağa benziyor. 17 Kasım’da başlayacak olan fuarın ana teması çocuk kitapları olacak. Sloganı ise “çocukluğum yurdumdur”. Hiç değilse belki bu yıl çocuklar fuarda gezerken kitaplara (daha çok) dokunabilirler. Hatta belki kitap kokusunu bile duyumsarlar, kitapları evirip çevirirler belki. Tabi her şeyi bilen büyükleri buna izin verirse. Çeşitli yönleriyle çocuk edebiyatının ele alınacağı fuarda çocuklara ve çocuk edebiyatına yönelik pek çok etkinlik de düzenlenecek. Bunlardan biri de şair Kemal Özer’in Çocukluk Anayurdum  kitabı için yapılacak olan ödül töreni. Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği’nin düzenlediği Yılın Çocuk Kitapları 2011 seçimi sonucu, yılın çocuk kitabı ödülü, 2009 yılında toprağa verdiğimiz Kemal Özer için.

Çocukluk, özellikle şairlerin gözünde bambaşka bir yerdedir. İşte bunun güzel örneklerinden biri Çocukluk Anayurdum kitabında görülüyor. Çocukluğu anayurdu olarak belirleyen, ülkemizin önemli sosyalist şairlerinden Kemal Özer’in yazdığı bu kitap, şairin kendi çocukluğuna bir yolculuk. Kemal Özer’in çocuklara yakınlığı ve verdiği önem sadece bu kitapla sınırlı değil aslında. Ali Mert’in yazdığı, bir nevi bebek bakımı kitabı olan Entelektüel Babanın El (Kol) Kitabı’na  da fikir babalığı yapmış Kemal Özer.

Çocukluk Anayurdum kitabında hepimizi bekleyen bir bahçe ve çocuk gözüyle izlenen bir dünya var. Kemal Özer’in çocukken yaşadığı olayları kavrama ve yorumlama gücünü bu kitapla göreceksiniz. En çok da hayal kurmayı okuyacaksınız. İnsanlığın sürekli gündeminde olan baş belası savaşları, sıcacık komşuluk ilişkilerini, eski mahalle yaşamını da çocuk Kemal Özer’in tanıklığıyla okumak mümkün. 1935 yılında doğan önemli şairimizin çocukluğundaki mahalleye göz atmakta fayda var: “Evden dışarıya adım attığınızda, sokağa çıkmış gibi değil de balkona ya da bahçeye çıkmış, bir odadan bir odaya geçmiş, bir kattan bir kata inmiş gibi oluyordunuz sanki. (…) Küçük büyük herkes birbirini tanıyor, adlarıyla sesleniyor, hal hatır sorup selam gönderiyorlardı. Aynı evin içinde yaşıyor gibiydi hepsi, sokak onları birbirinden ayıramıyordu. Yalnız evlerde yaşayanlar için değil, sokaktan gelip geçenler için de geçerliydi bu. Satıcılar hep aynı kişilerdi, geçiş saatleri ve günleri de aynıydı hep.” (s. 33-34)   

Kitapta savaş yılları da önemli bir yer tutuyor. Savaşın çocukken nasıl algılandığının, nasıl soyut bir şeyken somutlaştığını da dört ara başlıkla gösteriyor. Kitaptan anlıyoruz ki Kemal Özer de tüm çocuklar gibi yolculuğa çıkmayı, misafirleri dinlemeyi, gezmelere gitmeyi, bahçede ve sokakta oynamayı çok seviyor. Üstelik kitap okumak ise O’nun için apayrı bir zevk. Hem de ilk okuduğu kitap Sait Faik’in Lüzumsuz Adam kitabı. Biz şimdi burada ne desek yetersiz gelecek. Çünkü söz konusu olan Kemal Özer. İyisi mi altmış yedi sayfalık bu kitabı siz de okuyun. Kendinizden çok şey bulacak ve kitaptan çok şey öğreneceksiniz. Kitap bittiğinde ise sanki yarım kalmış hissi sizi de sarıp hüzünlendirecek. O halde zaman zaman dönüp yeniden okumalı; Kemal Özer’in çocukken yaptığı gibi.

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r