Masthead header

“Charles Bukowski’nin Kızıl’ı” | Onur Uludoğan

I

Charles Bukowski Türkiye’de kitapları sürekli basılan ve geniş bir okur kitlesi tarafından takip edilen yazarlardan. Külliyatı Parantez Yayıncılık ve Metis Kitap arasında dağılmış durumda.

Charles Bukowski’nin herhangi bir kurmaca yapıtını okuyan birisi, hiç kuşkusuz, orada yazılanların ne kadarının gerçek ne kadarının hayal ürünü olduğunu merak etmeden duramaz.

Bu merakın üzerine, internet üzerinden de kısa bir araştırma yaptığında Bukowski’nin yazdıklarının önemli bir kısmını yalnızca yaşanmışlıkların oluşturduğu gibi bir düşünceye de kapılabilir.

Bu gizemi kısmen aralayabilmek için yine Bukowski’nin kitaplarına başvurabiliriz. Bu konudaki öncelikli kaynaklarımız, Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi (yaşlılık günlüğü); Hollywood (senaryosunu yazdığı Barfly filminin çekim sürecinin anlatıldığı yarı kurmaca roman); Pis Moruk İtiraf Ediyor (ölümünden sonra bulunan notlar) ve Ekmek Arası olmalıdır.

Bu dört temel kaynağa ek olarak Howard Sounes’un yazdığı Charles Bukowski, Çılgın Bir Yaşamın Kollarında Tutsak isimli kitabı ve John Dullaghan’ın 2003 tarihli Bukowski belgeseli Born into This’i sayabiliriz.

II

Altıkırkbeş Yayıncılık, yukarıda sıraladığım kaynaklarla beraber düşünülebilecek bir kitabı yakın zamanda bizlerle buluşturdu.

Kitabın yazarı “Cupcakes” ya da “Kızıl” lakaplarıyla anılan, Pamela Wood (ilk soyadı Miller), 10 Kasım 1975’te tanıştığı Bukowski ile iki yılı aşan bir süre boyunca sevgili olmuş ve aradan geçen otuz yılın ardından bu kitabı yazmış.

Howard Sounes’un yazdığı biyografide Bukowski ile Pamela’nın ilişkilerine dair şu tespitler yapılıyor:

“Cupcakes ile tanışmasını izleyen haftalarda Bukowski, yarı yaşından da küçük bu kıza deliler gibi âşık oldu; gözü, kendisiyle doğru dürüst ilgilenmeyen bu genç kadından başkasını görmüyordu. Üzüntülerine gülüyor, başka erkeklerle düşüp kalkıyor, günlerce ortadan kayboluyor sonra hiçbir şey olmamış gibi birden dönüyor ve yüzü mahkeme duvarını andıran Bukowski’nin karşısına çıkıveriyordu.

‘Cups, artık daha fazla dayanamıyorum,’ diyordu Bukowski, derin bir keder içinde ‘Mahvoluyorum.’ ” (s. 178)

III

Cups ile tanıştığı sırada Bukowski 55 yaşındadır. Çeşitli dergilere şiirlerini ya da öykülerini gönderdiği, yayımlanmalarını beklediği ve çoğunlukla olumsuz cevaplar aldığı yıllar geride kalmıştır. Artık postanede çalışmıyordur. Hayatını, beş parasız geçiren “barsineği”nden, saygın müşteriliğe geçiş yapmıştır.

Söz konusu dönemde, Bukowski’nin Postane ve Factotum isimli romanlarıyla beraber onlarca şiir kitabı yayımlanmıştır. Kadınlar kitabının tohumları yavaş yavaş atılmakta, tanınırlığı da günden güne artmaktadır. Şiir dinletisi teklifleri üst üste gelmekte, hayranları zaman zaman Bukowski’ye zor anlar yaşatmaktadır.

Yine bu dönemde Bukowski’nin sağlığı yerindedir. Ekonomik anlamda kaygı duymadan yaşamakta, istediği kadar içki, sigara tüketmekte ve bol bol yazmaktadır.

Söz konusu rutinin içinde Bukowski, öğleden sonra uyanmakta, bira ve haşlanmış yumurtayla kahvaltı yapmakta, oldukça geç saatlere kadar içmekte ve Pamela Wood’un gözlemlerine göre, birayla viskiyi karıştırmadığı sürece ciddi arızalar yaratmamaktadır.

Rutininde önemli bir aksama olmazsa gece yarısından sabaha kadar da daktilosunun başında oturmaktadır.

Pamela Wood, Bukowski ile tanıştığında Bukowski’nin yaşamı aşağı yukarı böyledir. Pam’in yaşamı ise epeyce sıkıntılıdır.

Sevmediği bir işi vardır, boşanmıştır ve kızına bakmaya çalışmaktadır, kirasını bile düzenli olarak ödeyememekte ve zamanla yaşamını daha da aksatacak noktalara ulaşacak uyuşturucu problemleri yaşamaktadır.

IV

Charles Bukowski’nin Kızıl’ı,  aradan geçen yılların etkisiyle olsa gerek oldukça sevgi dolu bir dille yazılmış.

Söz konusu otuz yıl içinde Bukowski ölmüş, Pamela Wood alkol ve uyuşturucu sorununu çözmüş, yeniden evlenmiş, boşanmış ve iyi sayılabilecek bir kariyer yapmıştır. Kısacası, eski kırgınlıkları ortaya dökmesi için bir sebebi yoktur.

Pamela Wood, kitabında, Bukowski’yle ilişkisi sürerken devamlı olarak günlük tuttuğunu fakat Bukowski’yle olan ilişkileri bitince bu günlüğü yok ettiğini belirtiyor. Bu ifadeden yola çıkarak Wood’un 300 sayfayı aşan anılarının tamamını yalnızca hatırladıklarından yola çıkarak yazdığını düşünebiliriz.

Bu durum, hatırlananların en azından bir kısmının yanlış ya da eksik olabileceğini bize düşündürse de yazarın iyi niyeti ve sıcak üslubu bu açığı kapatmaya yetmektedir.

Sonuç olarak Charles Bukowski’nin Kızıl’ı, Bukowski’nin gündelik yaşantısına, yazma, yeme içme alışkanlıklarına, insanlarla kurduğu ilişkilere ve daha farklı pek çok ayrıntıya dair birinci elden bir tanıklık sunuyor, bu nedenle de Charles Bukowski’yi seven ve onun ellili yaşlarında geçirdiği iki yıla dair bir öykü okumak isteyenler bu kitabı kaçırmayacaklardır.

Onur Uludoğan – edebiyathaber.net (17 Ocak 2013)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r