Masthead header

Öykü: Kurban ve cellat | Volkan Kahyalar

“İnsanlar neden böyle?” dedi cellada bakıp. İri kıyım cellat, anlam veremedi: “Nasıl?”Geldim, gidiyorum ama bir türlü şu mahlukları anlayamadım.

İdam edilmene on dakika var ve senin dert ettiğin şey bu mu gerçekten?
Kurban umursamadan devam etti:

Şu zamana kadar birçok şey keşfettim. Birçok duygu tattım. Bunların içinde sevinç de vardı hüzün de. Ama işin garip tarafı neydi biliyor musun?

Neydi?

Diğer yaşayacağım saçmalığa kadar defalarca hayatı çözdüğümü sandım. Çok insana inandım. Bir o kadar da ihanete uğradım.

Ve şu anda onlardan bir tanesi de senin ölümünü gerçekleştirecek.

Bunu neden yapıyorsun?

Neyi?

Neden cellat oldun?
Cellat güldü: “İki sebepten. Birincisi, kimse bunu yapmak istemiyor. İkincisi de, senden kalanların büyük kısmı benim olacak.”

Ne yani, bunu para için mi yapıyorsun?

Bana diyene bak. Sen idamı nasıl hak ettiğini sanıyorsun?

İftira attılar bana!
Cellat, uzun uzun kahkaha attı. Karşısındaki kurbanın hiç gülmediğini fark edince birdenbire ciddileşti: “Kralı devirmeye çalıştın sen! “

Devirmeye çalıştıysam kimin için yaptım? Sizin için!

Zaten hep öyle olur. Herkes bizim için mücadele eder. Sonra da bizi aç bırakıp bizden destek bekler!

Ben sizi zenginleştirecektim! Fakirliği yok edecektim.

Bu kral da öyle diyerek geldi. Hem beni ikna etsen ne olacak ki? Emir verilmiş, ben sıradan bir celladım.

Sıradan insanlar olmasa ne cellada ne de krala gerek kalmaz.

O zaman iyi ki sıradan insanlar var. Yoksa ben aç kalırdım.
Bu kez kahkaha sırası kurbandaydı ama yapmadı. Acı şekilde tebessüm etti. “Ben,” dedi, “Ben size hiçbir zaman ihanet etmedim. Siz beni sattınız!”

Ben seni tanımıyorum bile! Seni nasıl satmış olabilirim ki?

İşin ilginci ne biliyor musun?

Ne?

Ben de seni tanımıyorum.

Delirmişsin sen! Hem de iktidar hırsıyla delirmişsin. İnsanlar böyledir işte. İktidar için canlarını bile verirler.

Sen cahil herifin tekisin!

Cahilsem cahilim. Sonuçta, senin canını alıp bu dünyada kalacak olan benim.

Seni tanımıyorum demiştim ya hani.

Evet?

Tanımadığım halde sizin için mücadele verdim. Hatta bu uğurda canımı vermek de benim için onurdur!

Onurmuş, peh! Benim giyotinimden ne onurlu insanlar geçti, tahmin dahi edemezsin. Onur yaşatmaz, senin o beğenmediğin cahillik yaşatır.

Hadi oradan! Senin ismini kimse hatırlamayacak. Benim ismimse tarih boyunca unutulmayacak!

Sana ufak bir sır vereyim mi?
Kurban şaşırdığını belli etmek istemeden sesini yükseltti:

Ver!

Ne seni ne de benim ismimi kimse hatırlamayacak. Sadece ve sadece şimdiki kralın adını tarih birkaç harf ve sayı ile anacak. Hepsi bu. O yüzden sıradan olmak ve nefes alıyorken yaşamak en güzeli. Gerisi saçmalıktan öte bir şey değil.
Kurban, duyduklarını sindirebilmek için derin nefes aldı: “Madem öyle, neden cellatsın sen? Başka bir iş de yapabilirsin sonuçta.”

Bu kez daha açık söyleyeyim. Bu işe bayıldığım filan yok. Ama sonuçta kimse bunu yapmak istemeyince, kolayca işe kabul ediliyorsun. Hem başta senin dediğin gibi, insanlar garip; bir taraftan bu işi yapmak istemiyorlar, öte taraftan senin gibi kurbanların kellesini aldıktan hemen sonra avuçları patlarcasına beni alkışlıyorlar. İnsanlar cellatlarına hep aşıktır. Zaten o yüzden krallarını çok severler. Ona özgürlük getirmek isteyenlerin de kellelerini isterler. Hatta farkındaysan başından beri senin ismini de sormuyorum. Nedenini biliyor musun?”
Kurban sessizce ve dikkatle onu dinlerken, cellat cevap beklemeden devam etti: “Çünkü, hiç kimseyle herhangi bir bağ kurmak istemiyorum. İnsanlar oldukça bu devran hep böyle gidecek. Çok iş aradım. Hiç kimse beni yanında istemedi. Herkesin bahanesi farklıydı. Ekmek bile alamadım. Bu iş haricinde başka çarem yoktu.”
Kurban, birkaç dakika sonra idam edileceğini unutup “Ne kadar da yalnızız,” dedi. Cellat ekledi: “En azından sen birazdan kurtulacaksın.”

edebiyathaber.net (17 Temmuz 2022)

  • Fatih Arpat - 19/07/2022 - 10:44

    Ellerinize sağlık cevaplakapat

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r