Masthead header

“Ortak Roman”ın sekizinci bölümü yayında!

Sizi, sitemiz yazarlarından Hasan Saraç ile birlikte “Ortak Roman” yazmaya çağırıyoruz!

Bizzat katkıda bulunabileceğiniz “Ortak Roman” adlı projemizin sekizinci bölümünü sizlerle paylaşıyoruz:

Önceki bölümleri okumak için buraya tıklayabilirsiniz>>>

  • Bölümlerini pdf formatında okuyabileceğiniz romanın, kurgusunu geliştirip akışına yön verecek yorum ve önerilerde bulunma şansına sahip olacaksınız.
  • Yayınlanan her bölümün ardından, bir sonraki bölüme yönelik 100 kelimeyi aşmayan önerilerinizi yazarla paylaşabileceksiniz.
  • Değerli katkılarınızla şekillenerek ilerleyen bölümleri her hafta pazartesi ve perşembe günleri yayınlanacak olan psikolojik gerilim türündeki romanın 2012 sonunda tamamlanmasını hedefliyoruz.
  • Projenin belirlenen sürede tamamlanabilmesi için, önerilerinizi her bir bölümün yayınlanmasını izleyen 3 gün içerisinde yorum bölümüne iletmenizi önemle rica ediyoruz.
  • Yazar, okurlarla ayrı ayrı yazışacaktır. Bu nedenle lütfen e-posta adreslerinizi doğru olarak bildirin ve bu adreslerin sadece Hasan Saraç tarafından görülebileceğinden emin olun.
  • Projenin bitiminde İstanbul ve Ankara’da düzenlenecek birer toplantıda, sürece katkıda bulunmuş olan siz değerli okurlarımızla buluşacak, yazarımız ve Edebiyat Haber ekibi ile birlikte projeyi tartışacak, sorularınızı yanıtlayacağız.
  • Oluşumuna katkıda bulunduğunuz eserin basılması halinde ise, kitabın teşekkür bölümünde isimleriniz anılacak ve Edebiyat Haber yönetimi tarafından gönderilecek imzalı birer kitaba sahip olacaksınız.

Önceki bölümleri okumak için buraya tıklayabilirsiniz>>>

9. bölümün biçimlenmesine katkıda bulunmak için yorum ve önerilerinizi aşağıdaki “yorum” bölümüne yazmanızı rica ediyoruz.

edebiyathaber.net (6 Aralık 2012)

  • Hale Nur Durmuş - 06/12/2012 - 12:03

    Anlaşılan Profesör yeni bir araştırma konusu bulduğu için heyecanlı ve meraklı. Bir de Adoni hakkında bizden daha çok şey biliyor. Onun sayesinde Adoni’nin kim olduğunu öğrenecek miyiz, yoksa profesör olayları akışına bırakıp kahramanımızın kendi kendisiyle yaptığı iç çatışmalarını izleyerek bir deney muamelesi mi yapacak? Profesör olayı araştırdıkça durumun sandığı gibi basit bir şey olmadığını anlayabilir, bu sıradan bir hafıza kaybı değildir ve sonuca ulaşmaya başladıklarını düşündükleri anda aslında bir tuzağın ortasında olduklarını fark edebilirler. İkisi de tehlikede olsalar, durum gittikçe karışsa, aksiyon olsa biraz.. Son iki bölümü art arda okudum.. Adreana karakterinin zayıf olduğunu düşünüyorum, olaylarla ileride bir bağlantısı olacak mı, artık emin değilim. 11.11.2012 tarihinde kitabın içine yazılan not bizi farklı bir noktaya yöneltecek mi? Bilgisayarın şifresi ufak bir programla kırılabilir, tabii bunu kim yapacak bilmiyorum içlerinden biri programlardan anlıyordur herhalde. Cep telefonundan ne gibi bilgiler alacağız merak ediyorum. Açıkçası artık ortaya yeni karakterler çıksın ve gerilimi hissedelim istiyorum..cevaplakapat

  • BAŞAK KIRMACI - 06/12/2012 - 12:41

    Heyecan yavaş yavaş artıyor. Profesör Adoni’nin durumunu anladıkça çözüme adım adım yaklaşmaya çalışacaktır diye düşünüyorum. Acele etmeden, Adoni’yi ürkütmeden. Selin adıyla arayan kişi ailesinden değildir diye düşündüm okurken. Çünkü, ailesine kalacağı oteli ve numarasını mutlaka vermiştir, ne de olsa eşi doğum yapmak üzere olan biri. Peki o zaman Selin kim? Konuşmasından sanki Profesörle konuşmasını istemiyormuş havasını yakaladım.
    Bence Profesör sabahı bekleyecek ve sabah Adoni ile konuşurken akıllıca cümlelerle Selin’in kim olduğunu Adoni’den öğrenmeye çalışacak diye düşünüyorum. Büyük bir ihtimalle de Adoni hatırlamayacaktır. Profesör cep telefonun sim kartını kendi telefonuna takıp, Adoni uyanmadan önce onunla ilgili bazı bilgileri oradan öğrenebilir.cevaplakapat

  • BAŞAK KIRMACI - 06/12/2012 - 12:41

    Kitap ve kapağında bulunan notu da merak etmedim desem yalan olur. Attığı tarih otele giriş tarihi, Adoni daha kitabı okumaya başlamadığını söylemişti. Belki de kitabı okumak için eline aldı, okumaya başladığı günü ve saati not aldı. O sırada telefonu çalmış olabilir. Biriyle telefonda kavga etmiştir. Belki de o kişi onu otelden arayan Selin’dir. Ben bilgisayarının da 9. bölümde açılmasını umuyorum. Çünkü birçok sorunun cevabı orada gizlidir diye düşünüyorum. Belki de son bölüme kadar Adoni’nin gerçekte kim olduğunu öğrenemeyeceğiz. Bundan sonraki bölümlerde sanırım Adoni ve Profesör’ün olayı çözmek için verdikleri mücadeleyi ve diyaloglarını okuyacağız. 8. bölüm heyecanlı bir bölümdü merakla diğer bölümleri bekliyoruz.cevaplakapat

  • rosetta - 06/12/2012 - 15:01

    Dr. Moretti artık bütün kozların elinde olduğunu
    düşünüp sevinmeye başladı – çok ilginç bir olayla
    karşı karşıya olması bilimsel merakını kamçılıyordu !
    Ama Istanbul’dan gelen telefon elini çabuk tutup
    her detayı not etmesi gerektiğini düşündürdü …
    Yoksa Adoni’yi bu gece kimsenin bulamıyacağı bir yere
    taşıyıp olayı yavaş yavaş çözmek mi gerekir diye
    düşündü … Çünkü aile işe karışırsa rahat rahat
    deney yapamazdı – buna cesaret etmek gerekir diye
    kendi kendine konuşmaya başladı ! Acaba nereye
    gidebilirlerdi ? Eski asistanından yardım isteyebilirdi –
    Bu ilgi çekici durum onu da heyecandırırdı – ama
    adam kaçırma işi çok ciddi sonuçlar doğurabilir
    diye kendini suçlu hissetmeye başladı …
    Hiç olmazsa Istanbul’u arayıp aileye haber vermeli
    miydi ? Ama o zaman hiçbir gözlem yapamazdı …
    Bu stres eski başağrılarının tekrar başlamasına
    sebep olabilirdi – karar vermek ne kadar zordu !cevaplakapat

  • Doğancan BEDİR - 06/12/2012 - 16:50

    Arabaya bindi Profesör, dikiz aynasından otelin girişine doğru baktı. Maria arabaya doğru bakıyordu. Elleri terledi. Bir an önce buradan uzaklaşmalıydı. Kontağı çevirdi ve patinaj çekerek, ardından lastik kokusu ve yoğun egzoz dumanı bırakarak oteli, Maria’yı ardında bıraktı. Yapacakları basitti aslında. Eve gitmeden evvel Erol’un tüm verilerini not etmeliydi. İlk iş sahaf arkadaşına gidecekti. Arkadaşı Torino’daydı. Oraya 1 saatte varabilirdi, eve döndüğünde saat çok geç olmuş olurdu ve Erol ile Andreana evde yalnızdı. Ve karısı sürekli onu arıyordu. Belki Paris Review’i bile aramıştır. Zaten Erol’un annesi de böyleydi. Oğlunu hep çok sevmiştir, sımsıkı bağlanmıştır.
    Bir saat sonra Profesör arkadaşının yanına gelmişti. Burası ufak bir yerdi. Belki iki kişi bile zor sığardı ama içerisi kitap mabedi gibiydi. Hele buranın kokusu Profesörü çok mesut ederdi. Kapıyı açarken içerideki muhabbet kuşu ötmeye başladı. Profesör “Uso, neredesin dostum” diye içeriye doğru seslendi. Bir kitap yığınının ardından 1,40 boylarında, keçi sakallı, yuvarlak çerçeveli gözlük takmış, kır saçlı bir adam kafasını kapıya doğru çevirdi. “Oo, hoş geldin Moretti, bu saatte gelmezdin hiç?” dedi Uso. “Sana danışmam gereken bir şey var Uso, müsait misin?” derken Profesör, Uso eliyle gel gel işareti yapmıştı ve gözlüklerini çıkartıp, bir kitap yığının üstüne koydu. “Ne danışacakmışsın bu saate? Bende birazdan çıkacağım. Artık bu yaştan sonra gece 11’lere kadar burada kalamam, uykum geliyor.” Profesör tedirginlikle gülümsedi ve yüzü hemen eski haline döndü. “Bir kitap var elimde, içinde bir not yazıyor. Türkçe yazılmış. Bunu tercüme ettirecektim sana.” Profesör uzun paltosunun iç cebinden kitabı çıkardı ve Uso’ya doğru uzattı. Uzo kitabı alırken “La Misteriosa Fiamma della Regina Loana demek ha? Bunu beraber okuyup tartışmamış mıydık? Eco’yu bizim şehrimize layık gördüğü için Tanrı’ya şükretmemiş miydik bir kez daha?” “İçini aç” dedi Profesör sabırsızlıkla. Uso içini açtı ve kapata yazanı okumaya çalıştı.”Ah, gözlüklerim olmadan okuyamam, nerede bunlar?” Profesör gözlükleri işaret parmağıyla gösterdi eski arkadaşına. “Hımm, el yazısı kötüymüş arkadaşın. Sanırım buraya aceleyle not edilmiş. Kısaltmalar var. Otele girmek üzere olduğunu, karısını aramayı unutmaması gerektiğini ve bebeğinin doğmak üzere olduğunu yazmış buraya.” Profesör yüzünü buruşturdu ve bu olayın fos çıkmasına üzüldü. “Sana sonra tekrar uğrarım Uso, eski dostum.” Uso tam cevap verecekken Profesör kapıyı çoktan kapatmış, arabayı çalıştırmış ve oradan hızla uzaklaşmak üzereydi. Demek unutkanlık var Erol’da. Peki şimdi bu bayılmalar neyin nesi? Bunları içinden geçirirken bir araba korna çalarak yanından geçiyordu. Bu korna Profesörü kendine getirdi. Ürkmüştü, camı açtı, karşı arabadan kafasını çıkartan adam “önüne baksana be az kalsın çarpıyordum sana.” derken ellerini sallıyordu. Profesör “çok özür dilerim beyefendi.” dedi ve camını kapattı. Ve arabanın direksiyonunu sağa kırdı ve Corso Moncalieri’ye doğru devam etti. Arabayı restorantın oto parkına bıraktı ve yanında Erol’un bilgisayarını, kitabı aldı. “Canottieri Esperia, ah uzun süredir seni yalnız bırakıyorum ama zaman yok” dedi sessizce. Kapıda bir bayan bekliyordu. “Canottieri Esperia’ya hoş geldiniz Profesör, uzun süredir gelmediniz, önemli bir probleminiz yok değil mi?” İlgiden ve tanınmaktan rahatsız olmuştu bu akşam Profesör. “Yok bir problem, sadece oturacak bir yer bulabilirsem memnun olurum” dedi. Kadın yaptığından pişman, Profesöre Po Nehrine yakın bir yer gösterdi. Bu nehri çok severdi Profesör. Çocukluğunda Silvia ve ailesi ile buralara gelirdi. Bu yüzden hatıraların kokusu halen burnuna gelmekteydi. Tam hatıralara dalmıştı ki garson Profesörün tepesinde belirdi. “Ne alırdınız efendim? Her zaman ki gibi mi olsun?” Evet anlamında başını salladı Profesör ve garson hızlıca uzaklaştı. Kitabı açtı Profesör. Erol’un yazısı titrekti. Demek ki sinirliydi ve son harfler belirsizdi. Ve acele yazıyordu Erol. Demek ki otele girmeden evvel arabada yazmış. Hafızası ya çok zayıf yada bir hastalığı olmalı. Ama kendide görmüştür bu notları. O halde neden ben karısının hamile olduğunu söylediğimde bayıldı? Bu işte bir terslik var. Şu bilgisayarı açarsam daha çok şey öğrenebileceğim. Profesör bunları mırıldanır şekilde söylüyordu ve arka masadaki müşteriye bakan garson “Efendim? Bana mı dediniz Beyefendi” dedi. Bir an duraksayan Profesör “evet, bilgisayarımın şifresini unuttum, açmama yardımcı olabilir misin? Acil bir işim var.” dedi. Garson, “elbette denerim, biraz tecrübem var” dedi. Ve garson 2-3 dakikada bilgisayarı açtı. Profesörün içi rahatlamıştı. Profesör garsona teşekkür ederken “teknolojiyi unutkanlıkla harmanlayınca böyle bir şey çıkıyor ortaya, çağın çok gerisindeyim” dedi. Garson tebessümle karşılık vererek işine döndü. Artık Profesör tüm gerçeklerle yüzleşecekti. Ve ekrana baktığı anda şoka uğradı……cevaplakapat

  • Gülin Demirok - 06/12/2012 - 22:27

    Prof.umuz Erol un yakın geçmiş belleğine kendi kendine kavuşmasının o çok büyük şoku sağlıklı ve çabuk atlatmasına yardımcı olabileceğini tahmin ediyordu, umuyordu.Erol şanslı bir adamdı , bu olay tam da prof.la buluşacağı zaman olmuş ve şimdi hiçdeğilse bu konuda bilgili , duyarlı ,öğrenmeyi ve öğretmeyi seven yardımsever biri vardı yanında..Prof.un kendisi de , birine yardımcı olma hazzı yanında yeni bir romana başlarken duyduğu heyacanı , merakı birazda sıkıntıyı yaşıyordu. Selin karısının en yakın arkadaşı …İlişkilerinin her detayını bilen ve olaylara da karısının tarafından bakan biri.Selin en az 1 bölüm devre dışı kalmalı.Bundan sonraki bölüm yani ertesi güne gebe gece Prof.umuzun soruları ve denemeleriyle Erol un iç yolculuğuna başlaması ile geçmeli.Zaman zaman dramatik , zaman zaman ironik ve tabi sonu gerilimin en arttığı durumda olmalı…diye düşünüyorum ..da..nasıl ? Zor kısmı da bu işte …Peki Yolculuk nasıl başlayacak ? Belki Prof.un ,Erol dan romanın iç sayfasına yazdığı Türkçe yazıyı kendine tercüme etmesini isteyerek ???cevaplakapat

  • Ece Korkmaz - 06/12/2012 - 23:15

    “Sizinle görüşmeye gittiğini söylediğimde ise çok şaşırdı, olacak iş değil kabilinden bir şeyler homurdanıp telefonu yüzüme kapattı.”

    Sanki bu satırlarda gizli olan biten ve hala çözemedik. :) Demek ki Adoni sadece söyleşi için gitmeyecekmiş ortada özel bir mesele var aynı zamanda. Belki hesaplaşmak için gidiyordu.
    Profesör, Adoni’nin aslında kim olduğunu anlayacak anlamalı :)
    Adoniyi arayanla konuştuğunda aslında neler olduğunu kavrayacak ama bu kez bir seçim yapmak zorunda kalacak Adoni hafızasını geri mi kazanmalı yoksa bu ertelenmeli mi …cevaplakapat

  • Derya Çiftkaplan - 07/12/2012 - 06:57

    Yeniden Merhaba,
    Romanın kurgusu başarılı,ilerleyişi merak uyandırıcı biçimde gelişiyor.Edebi manevralardan uzak duran,mantığa dayalı,sade bir yazım stiliniz var.
    ”Bir sesler duydu”girişiyle başlayan 7.bölüm,başlangiç ve fonetik açısından ne kadar olumsuz bir algı bırakıyorsa,8.bölüm bölümün:”saat gecenin 10’u.Daracık karanlık yollar,uzaklarda tek tük ışıklar,adeta tekinsiz bir sessizlik…”olarak başlayan girişi de bir o kadar çekici ve gizemli.
    Dikkatimi çeken bir mantık boşluğu Maria’nın Profesörü gördüğünde sorduğu ”Adoni sizinle gelmedi mi?..” sorusu ”Adoni
    size gelmedi mi?..” ya da ”Adoni sizinle görüşmeye gelmedi mi?..” olmalıydı.Düşünün ki;Adoni’nin bir görüşmeye gittiğini,gitmeden önce tuhaf davrandığını ve birisi tarafından merakla arandığını,ulaşılamadığını biliyorsunuz.Bu kişi makul bir saatte otele dönmemişse ve görüşmeye gittiği kişiyi karşınızda görürseniz akla gelen ilk soru o kişinin hedeflediği yere varıp varmadığıdır.
    Anlıyorum ki,bazı eski kelimeleri kullanmayı içinde barındırdığı keskin vurgudan dolayı seviyorsunuz.Bu konuyu yeniden gündeme getirmek saygısızlık olamaz ise ben genç olmamama rağmen mütecessis kelimesinin günlük hayatta kullanıldığını hiç duymadım.Bu eski şiirlerden ve romanlardan tanıdığım bir kelime.seçim tabii ki size ait.Bunu sadece bir gözlemimi aktarmak olarak düşünün.
    Ben bu kitabın türünü şu ana kadar ki gelişmeler eşliğinde psikolojik gerilim olarak tanımlayamıyorum.Gizemli,süprizli ama gerilim yok.Gerilim,içinde dış etkenlere bağlı bir korkuyu da barındırır.Belki sonlandığında bir bütün olarak o tanıma uyabilir.Bitmeden kesin bir yargıya varmamak gerek.
    Romana gelen yorumları okuyorum ve sizin,çizginizi bozmadan ama tüm eleştrileri dikkate alarak ilerlediğinizi gözlemliyorum.Bu bağlamda yapılan proje daha da anlam kazanıyor.
    Bu romanın Umberto Eco’nun ”Kraliçe Loana’nın Gizemli Alevi”ne bir gönderme olduğunu,konuların kesişerek,Eco’nun söyleşisindeki:”Kitaplar daima başka kitaplardan sözeder ve her hikaye daha önce anlatılmış bir hikayeyi anlatır”cümlelerinin bir onayı olduğunu düşünüyor,Eco’nun söyledikleriyle bitiriyorum:”Kitaplar kendi aralarında konuşurlar…cevaplakapat

  • Hatice Kılıç - 07/12/2012 - 17:56

    ”Kitaplar daima başka kitaplardan söz eder ve her hikâye daha önce anlatılmış bir hikâyeyi anlatır.”
    Şimdi romanınızda belki de pastiche olarak tanımlayabileceğimiz stili daha iyi kavrayabildim. Aslında daha öncesinde de bu ipucunu vermenize karşın, Umberto Eco ve romanınızda geçen ‘Kraliçe Loana’nın Gizemli Alevi’ hakkındaki yazınızı okuyunca, kitapta yapmak istediğinizi sanırım çok daha iyi anladım. Baygınlık sahnesindeki şiirsel anlatı intertextuality vb vb vb.
    Kendi hayatına dair her şeyi unutan, ancak okuduğu kitapları hatırlayan kitap satıcısının başına gelenler aslında Adoni’nin de yaşadıkları. Bu bağlamda, Adoni’nin yaşadıkları için belki de çok şaşırmamamız, gerilim hissetmemiz gayet tabii. Çünkü yazarımız zaten konuyu, ve ne yapmak istediğini, hatta olay örgüsünü vermiş bizlere. Umberto Eco’nun kitabına refer ettiğini başından beri söylemiş.
    Ben şahsen, yazarın cümlelerini, yaptıklarını çizip bir editör havasına bürünüp, yahut romanın ikinci bir yazarı misali romana yeni cümleler kurmayı uygun bulmuyorum. Yorumlarımla ancak ‘bir okuyucu olarak kitabın akışı hakkındaki düşüncelerimi dile getirerek’ gidişata yardımcı olabileceğimi düşünüyorum. Kitabın yazarı Hasan Bey, ve yazarın her kelimesinin ardında başka bir anlam olmalı, bunu unutmamalı öneride bulunurken. Derya hanımın da sözünü ettiği gibi bu bölümde de bir gerilim hissetmedim ben, yedinci bölümden çok farklı olarak. Romanın konusundan, gidişatından haberdar olmayan bir okuyucu olarak okusaydım eğer romanı, artık bir gerilim hissetmek isterdim. Bundan sonraki bölümde, heyecanımı doruk noktasına taşıyacak büyük bir heyecan faktörü okumayı beklerdim sanırım. ‘Çünkü o heyecanın temelleri şu an zaten atılmış durumda. Merak içerisindeyim. Ve bu durumdan da şikayetçi değilim. Şimdi biraz daha korku gerilim istiyorum’
    Bizim şimdi kitabın gidişatından haberimiz var, sayın Saraç’ın bize verdiği ipuçları ve bilgiler sayesinde. Bir de tüm bunlardan haberim yokmuş gibi okuduğumda, hissettiklerim ve beklentilerim bu benim. Şimdi yazar, kendine has yöntemiyle beklentilerimizi karşılayacak yahut bizi şaşırtacaktır. Şu noktada ben söyleyecek fazla/daha başka söz bulamıyorum. İlham diliyorum.cevaplakapat

  • Guven Demir - 07/12/2012 - 20:25

    Erol’un otel’e girisinden prof’un gelisine kadar gecen zaman diliminormal calisma saat’lerini asan bir sure;bunu Erol’un kitaba dustugu saat’ten ve prof’un yola ciktigi saat’in belirtilmesinden cikariyorum.12 saat’i asan bir sure soz konusu;belki bir ayar yapilabilir.Prof’un Erol hakkinda bildigi ailevi durumlar,Prof’un Erol’un durumunu ogrendikten sonraki yabanci ve tamamen profesyonel tavriyla celismiyor mu?Cunku Prof hemen ilk olarak dergiyi aramayi dusunuyor,demek ki prof’un Erol’un ailesi ile bir tanisikligi ve baglantisi yok.O zaman prof’un Erol’un ailesi hakkinda bildiklerini belli bir maddi temele ihtiyaci yok mu?Yoksa kendisiyle ropartaj yapmaya gelen gazeticiler hakkinda on bir arastirmadan mi ibaret?Erol’un durumunu yeni kitabinda islemeyi dusunmesi ise,gelecek bolumler acasindan bir baglayiciligi varsa sorun yok ama eger kurgusal bir baglantisi olmayacaksa bunun belirtilmesi uc bir nokta olarak kitapda yer almis olur ve bence siritir.Otel’e gidene kadar sadece dergi ile baglanti kurmayi dusunen prof icin yeni bir baglanti kisisi(Selin)ortaya cikmistir.Aileden biri Erol ile direk baglanti kuramamasi halinde aramalari gereken tek yerin dergi olmasi gerekirken,Selin bunu kendi bireysel cabalari ile yapiyor ama nedense cogul konusuyor;”ariyoruz,ulasamiyoruz”vb.Kimdir bu cogul sahislar?Yoksa bu cogul konusma bir maske mi?Prof Erol’a karsi acik olmali bence;Erol kendi durumunu ozetlerken(gordukleri ve okudukleri disinda bir hafiza kaybi)belirttikleri uzerinden gorsel ve yazimsal olarak eldeki veriler ve yeni ulasilacak veriler ile prof Erol’a yardimci olabilir.Ama once prof Erol’a sormali;hafizanizi yeniden kazanmak istiyor musunuz ve benim size yardim etmemi istiyor musunuz?Bu iki ana soruya Erol’un verecegi cevaplar;ilerleyen bolumlerde Erol’un pasif bir karakter mi yoksa aktif bir karakter mi olacagi konusunda bize onemli ip uclari verebilir.En onemli gordugum bir noktada Erol’un yasadigi travma nasil bir travmadir?Fiziki mi ruhsal mi belkide her ikisi;bunuda belki tedavi surecindeki geri donuslerle ogrenebiliriz.cevaplakapat

  • Guven Demir - 08/12/2012 - 02:22

    Erol,hafizasini geri kazanmak zorunda mi?Bence degil ve bu roman’in da boyle bir amaci olmamali diye dusunuyorum.cevaplakapat

  • Gamze Gökoğlu - 08/12/2012 - 12:57

    Romanın ilk bölümünde Adoni rüyasında kızıl saçlı bir kadın görüyor ve bu kadının yanık tenli olduğunu belirterek “Latin kökenli olmalıydı. Brezilyalı mıydı acaba? Yoksa Kosta Rikalı mı?” diyor. Daha sonra kızıl saçlı yanık tenli bir kadın ile daha tanışıyoruz 5 bölümde Adoni Profesör ile görüşmeye gittiğinde kendisini kapıda karşılayan Andreana için “kızıl saçlı, yanık tenli, hoş bir kadın duruyordu.” diyor. Adoni Adreanayı görünce onu bir yerden tanıyor olabileceğini düşünüyor ve yüreği sıkışıyor.

    Bu aşamalardan şunu diyebiliriz : Olayın kilit noktasında kızıl saçlı bir kadın var. Fakat Adoni bu kadının kızıl saçlı ve yanık tenli olması dışında kadınla ilgili hiçbir şey hatırlamıyor. Belki gizli bir aşk olabilir. Adoni Profesör ile sadece söyleşi yapmak için değil aynı zamanda hafızasında kalmış ama bir türlü tam hatırlayamadığı kızıl saçlı kadının kim olduğunu ortaya çıkarmak için görüşmek istemektedir. Adoniyi otelden arayan ve Profesör ile görüşmeye gittiğini öğrendiğinde bundan pek de memnun olmayan Selin ise Adoni’nin bu amacını biliyor ve o kızıl saçlı kadına ulaşmasını engellemek istiyor olabilir.cevaplakapat

  • Semin Özkan - 08/12/2012 - 15:17

    Merhabalar
    Ortak roman sakin sakin ama kendinden emin adımlarla oluşturuyor kendisini sanırım. Bölümler ilerledikçe metnin daha da keyifli bir hal aldığını gözlemliyorum. Umberto Eco’nun adı geçen eseri (La Misteriosa Fiamma della Regina Loana) ile ilgili göndermeler olduğunu düşünüyorum (eserin konusu ve içeriği ile ilgili yapmış olduğum araştırma böyle düşünmeme sebep oldu). Fakat eseri okumadığım için de bu göndermeleri tam anlamıyla yakalayamıyorum. Eco kitabıyla ilgili göndermeler asıl düğümü ve çözümü oluşturacak gibi. Bir sanat eserinin başka bir sanat eserini araştırmaya yöneltmesi durumu oluştu bende ve bu çok sevindirici. Hikaye devamı ile ilgili birkaç olasılık ve senaryo mevcud tabii. Bir aşk hikayesi geçmişten gelen, hafıza ile ilgili yaşanan enteresan bir bilimsel vaka ya da bambaşka bir olay. 9. bölüm bu ihtimallerden hangisini gösterecek bize, pazartesiyi beklemek gerekecek.cevaplakapat

  • Erte Oyar - 08/12/2012 - 15:50

    Bu bölüm bence pekçokkonuya açıklık getirmiş. Örneğin,Profesör Erol’u yeni tanıyor. Aralarında daha önce bir ilişki olmamış. Erol bir denek olamaz. Daha önce uyandırılan kuşkular bu bölümde bitiyor. Erol’un hafızasını kaybetmesi,ailesinden gelen telefona kızdığı içindir. Söylenenlere kızdığı için, telefonu duvara fırlatmış, sonra da hafızasını kaybetmiştir.
    Arayan annesidir. Çünkü İtalyanca konuşmaktadır ve adı Silvia’dan Selin’e dönüştürülmüştür. Büyük bir ihtimalle ,doğum yapan eşini bırakıp Buruno’yla röportaja geldiği için öfkeyle karşılaşmıştır. Ama Erol için bu konuşma,hayati önemdedir. Sonuçta hemen geri dönecektir. Bu randevuyu kaçıramaz. Anlayışla karşılanmalıdır ,diye düşünür. Karısı zaten emin ellerdedir. Oysa şimdi İstanbul’a dönmesi de sorundur. Gerçi bir refakatçi bulmak zor değildir ama gecikecektir.Sonuçta sağlık problemi, kişilik ve aile çatışmalarının çözümüne yol açıcaktır. Bruno için bu olay bulunmaz bir kaynaktır. Bu konuda roman yazmaktadır çünkü.cevaplakapat

  • gizem sakalli - 08/12/2012 - 16:03

    Bu bolumle bazi seyler acikliga kavustu.fakat bir cok sorunun cevabi da yok hala. En onemli konu Selin.selin kim italyanca bilior karisi olamaz. Dogum yapacak.ve sesinde telas ver bence hastaligini bilior adoniye ulasmk istiyor yada karisina birsey oldu.telefon acan kadin erol a ne oldugunu biliyor bence. Yalniz kizil sacli kadinla iliski cozulemedi. Ve prof sanki bir amaci yok ilk defa karsilasiyormus gibi duruyor. Ayrica erol un durumu ne zamn oldu italya da mi turkiye de mi belirsiz. Bence sim karti teline takip erol ile ilgili bicevaplakapat

  • rosetta - 08/12/2012 - 18:05

    Dr. Moretti’ nin uzaklaşmasını bekledi birkaç dakika
    Maria – sonra hemen telefona sarılıp Erol Adoni ‘nin
    bu gece Dr.Moretti’ nin evinde kalacağını ve merak etmemesini
    söyledi telefon eden Selin ‘e – kim olduğu önemli
    değil diye düşündü – müşterileri ile ilgili bilgileri
    soranlara bildirmek vazifeleri arasındaydı !
    Sonradan biraz pişman oldu bu yaptığına ama iş işten
    geçmişti artık ….Zaten Adoni ‘nin hafıza kaybı
    yaşadığını tahmin edemezdi – sadece görevimi yaptım
    diye düşündü ve kendine bir kahve yapmak için
    mutfağa doğru yürümeye başladı – birkaç dakika geçmeden
    resepsiyondaki telefon ısrarlı bir şekilde çalmaya başladı …cevaplakapat

  • Aysun Aksel - 08/12/2012 - 23:28

    Otel´den hizla ayrildi Profesör.. gözü yan koltukta duran, Erol`un okumak üzere yaninda getirmis oldugu “Kralice Loana`nin Gizemli Alevi” kitabina ilisti bir an..ne tuhafti..daha Erol`a Umberto Eco`yu sormayan ilk kisi oldugunu söylerken hersey normal görünüyordu ve simdi ayni bu kitapta oldugu gibi kendisini arayan bir entellektüelin sisli dünyasina dalmasi gerekiyordu……..cevaplakapat

  • HÜLYA ARICI - 09/12/2012 - 02:30

    Ortak roman bu bölümle birlikte daha da keyifli olmaya başladı. Profesörün Adoni’ye yardım etmeye çalıştığı kesinleşti. Onun ile ilgili önceden yaşanmış, planlanmış herhangi bir bağlantısı olmadığı kesin. Düğüm Andreana ‘da çözülecek. Ayrıca oteli arayıp İtalyanca konuşan Adoni’nin annesi olabilir. Ama belli ki daha önce Erol ile konuşup onu sinirlendirecek bir şey söylemiş ki Erol geçici hafıza kaybına uğradı. Muhtemelen bu rahatsızlığı önceden de vardı ve yanına ilaçlarını almadan gelmiş olmalıydı. Ya da durumu çözecek anahtar cümleler ECO’nun kitabının iç sayfasında Erol’un kendi el yazısıyla yazılı olan cümlelerde saklı olabilir…
    Gamze Gökoğlu’nun yorumunda dikkatimi çeken satırlara kısmen katılıyorum. “Adoni Profesör ile sadece söyleşi yapmak için değil aynı zamanda hafızasında kalmış ama bir türlü tam hatırlayamadığı kızıl saçlı kadının kim olduğunu ortaya çıkarmak için görüşmek istemektedir. Adoniyi otelden arayan ve Profesör ile görüşmeye gittiğini öğrendiğinde bundan pek de memnun olmayan Selin ise Adoni’nin bu amacını biliyor ve o kızıl saçlı kadına ulaşmasını engellemek istiyor olabilir”.
    Birde aklıma gelen başka bir durum da Selin’in aslında profesörün eski asistanı olabileceği ve ayrılırken Profesörün bir çok belgelerini çalarak kaçmış olduğu ve intihal yaptığı için bunlar ortaya çıkmasın diye Adoni’nin Profesörle buluşmaya çalışmasını engellemeye çalıştığı şeklinde.
    Ayrıca profesör sim kartını cebine yerleştirmişti oradan en son kiminle konuştuğunu tespit edecektir. Bu arada arayan kadının numarasını da Maria’dan almıştı. Belki en son arayanda aynı kişiydi.
    Şimdiden sonra hikaye nasıl akacak çok merak ediyorum. Romanda gerilimi henüz yakalayamadık ama yazarımız bizim yorumlama safhaları bittikten sonra romanı en güzel şekilde tamamlayacak ve bizde keyifle okuyacağız.cevaplakapat

  • LALE BOLLUKCU - 09/12/2012 - 14:45

    İLK OLARAK DAHA ÖNCEKİ YORUMLARIMDAN FAYDALANDIĞINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM , YANLIZ İKİNCİ SOYADIMI DEVAMLI EKSİK YAZDIĞINIZ İÇİN İLK SOYADIMLA YORUM YAZMAYA DEVAM EDECEĞİM.
    SELİN HASTALIĞINI BİLEN TEK KİŞİ OLSUN.ASLINDA EROL ADONİ’NİN FARKLI BİR GÖREVİ VARDIR.PROPESÖR MORETTİ BİLGİSAYARI AÇTIRMAK İÇİN NE YAPACAĞINI DÜŞÜNMEKTEDİR.EROL BİRAZ KENDİNE GELMİŞTİR.EROL’UN NASIL OLDUĞUNU MERAK EDİP YANINA BAKMAYA GELEN ANDREANA ‘YI GÖRDÜĞÜNDE GEÇMİŞ GÖZÜNÜN ÖNÜNDE CANLANMAYA BAŞLAR.
    KESİK KESİKTE OLSA ANDREANA EROL ADONİ’NİN TANIDIĞI BİRİNİN İKİZİ GİBİDİR.BU İKİZ İSE ÇOK ÖNEMLİ BİR GÖREVDE EROL’UN YARDIMCISIDIR.
    GEÇMİŞTEN HATIRLADIKLARINDA ANNESİ VE KARISI YOKTUR.SADECE ANDREANA VARDIR.cevaplakapat

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r